Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
626
 

Bu günleri mumla aramayalım

Bu günleri mumla aramayalım
 

Mumsuz ,aydınlık günlere gidelim inşallah.


Şimdiye kadar hiçbir iktidarın yapamadığını AKP büyük başarılarla yapıyor. En önemli yerlere bazı çok ehliyetsiz insanları bile büyük bir cesaret ile yerleştiriyor. Aman yandaş olsun ne olursa olsun diyerek veya vefa borcu ödemek için yapıyor tüm bunları.

YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yaptırdığı araştırma şirketinin kurucularındandı aklımda kaldığı kadar. Alt sıralardan atanan Özcan, TBMM Başkanı Toptan’ı ziyaretinde hem Cumhurbaşkanı Gül’ün hem de Başbakan Erdoğan’ın “dikkatli konuşma” konusunda kendisini uyardıklarını başbakanın “Aman hocam dikkat, bir şey söylersin ipimizi çekerler” dediğini söylerken bu sözler, açık olan kameralardan tüm Türkiye’ye yansımıştı.

1978 `de ABD`deki Chicago Üniversitesi`n de karşılıksız devlet bursuyla okuyup mezun olan YÖK Başkanı Prof.Dr. Özcan, sadece parası olanın üniversite öğrenimi almasını söyleyerek de gündeme oturmuştu.

Şimdilerde ise aynı başkan;

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörlüğü için yapılan seçim sonucunda belirlenen 6 isimden

1.sırada olan Prof. Dr. Ali Akyüz’ü 2. sıraya koyarak) Başbakan Erdoğan’ın geçmişte doktoru olan Prof. Dr. Yunus Söyletin atanmasını sağladı. Göz göre göre de Prof. Dr.Akyüz’ün hakkını yemiş oldu.

Bu iktidar döneminde işler hep böyle yürüyor işte. Şüphesiz her iktidara gelen partide bunlar zaman içerisinde oluyor ama hiç birisi böylesine ayyuka çıkmamıştı. Bu PARTİZANLIK değil de nedir? Ne yazık ki bu şekilde CHP Lideri Sn. Baykal’ın dediği gibi üniversitelerimiz tek elden şekillendiriliyor.

Dost ahbap ilişkileri içerisinde olan AKP birçok önemli yerlere de ilgisiz ve ehliyetsiz insanları yerleştiriyor. İşte bunlardan teki de Başkent Doğalgaz’ın Genel Müdürü Karani Demir’dir. Tüm Türkiye’nin televizyonlardan ağlayarak izlemiş olduğu Ankara’da 7 gencimizin doğal gaz zehirlenmesine çirkin bir kulp taktı. Ölümlerine onların “uygunsuz ve çıplak şekilde içki içip sızmalarından dolayı” diyerek hemen bir kaftan uydurdu. Bu bir rezalettir. Geride kalan ailelere, çocukların arkadaşlarına hakarettir. Kendi kabahatini örtmek için hani derler ya, “özrü kabahatinden büyük” diye işte aynen bunu yapmıştır. Bu külliyeli yalanı utanmadan söylemiştir. Yalanı ortaya çıkmıştır. Çünkü polis nezaretinde kapıyı açan çilingir çocukların giyinik olduklarını söyledi. Velev ki onun dediği şekil olmuş olsaydı onu ne ilgilendirirdi ki? Burada önemli olan 7 gencimizin yitirdikleri hayatlarıdır. Hem de ihmal yüzünden. Görevde büyük cehalet yatmakta, sözlerde ise tamamen gerici düşünceler belirgindir. Zehirlenme ihbarı üzerine 05.10 da apartmana gelen EGO görevlileri zehirlenen ailenin oturduğu dairede inceleme yapıyorlar ve diğer daireleri uyarma veya oraları da kontrol etme gereği duymuyorlar. Kontrol etselerdi belki o gençlerimiz şu anda hayatta olabilirlerdi.

Acemilik ve iş bilmezlik, ihmal bu olayda tamamen mevcuttur.

Basın toplantısı düzenleyen Karani Demir basın mensuplarının önüne bir yetkili gibi değil, sokakta yürüyen herhangi vatandaş gibi kravatsız ve laubali bir şekilde çıkabiliyor. Ya cenazelerin karıştırılmasına ne demeli? Acılı ailelere yeni bir acı değil midir? Bu kadarına da pes denir yani.

Resmi yerlerin çoğunda buna benzer olaylarla karşılaşıyoruz maalesef. Hep iş bilmez ama havalarından geçilmeyen insanlarla karşılaşıyoruz. AKP bir yandan kömür dağıtıyor bir yandan da resmi kurumlara yandaşlarını yerleştiriyor. Yüzlerce, binlerce diplomalı gençlerimiz iş ararlarken AKP li olanlar ehil olmadıkları halde önemli yerlerde işe alınıyorlar. Bu partizanlık değil de nedir?

"Bu konudan ötürü illa bir sorumlu bulmak gerekiyorsa ben Başkent Doğalgaz anonim şirketi genel müdürü olarak bu sorumluluğu üstleniyorum.” diyen amir kaldıramadığı görevinden derhal istifa etmelidir bence.

Başbakan Melih Gökçek’i yeniden aday gösterdi.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Melih Gökçek arasındaki düelloda, Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği Ankaralı doğalgaz abonelerinin sayaç taktırırken fazla ödeme yaptıkları iddiası doğrulandı. Başkent, Doğalgaz fazla bedel alınan abonelere paralarını geri vereceğini açıkladı. Böylece vurgun tescillendi.

Tüm bu olanlar karşısında başbakan uzun müddet sessizliğini korudu. Renk vermedi ama bir arayış içine girdiği de belli oluyordu. Sonunda bu mesele Gökçek’in galibiyeti ile bitti. Başbakan nedense onu karşısına almaya cesaret edemedi.

Kılıçdaroğlu ‘nun Kadıköy CHP ilçe Başkanlığının düzenlemiş olduğu eğitim toplantısında dinledim. 2 milyar dolarlık servetten bahisle ileride çok şeyleri meydana çıkaracağını anlattı. Maliye Bakanı Unakıtan’a çattı. Hem de ne çatış!

"Türkiye'de naylon fatura düzenlemekten ve naylon fatura kullanmaktan TBMM'de fezlekesi olan bir kişi Maliye Bakanlığı koltuğuna oturuyorsa, o ülkede demokrasi, insan hakları, insana saygı, siyasete saygı yoktur" dedi.

AKP'nin hemen her yerde dile getirdiği " Durmak yok yola devam " söylemini de eleştirerek "Diyorlar ya, durmak yok yola devam. Aslında onun anlamı şu: Durmak yok yolmaya devam. Süreç bu. Ne götürürsem kârdır. Kırılma başladı. Ne götürürsem kârdır diye her tarafa saldırıyorlar " 17 Aralık 2007'de Bakan Güler'in İstanbul'da bir otelde İsrailli bir bakanla görüşme yaptığını hatırlattı. Bu görüşmeyle ilgili Bakan Hilmi Güler'in otel faturasını Çalık grubunun ödediğini söyleyerek "Çalık grubu senin faturanı niye ödüyor? Paran yoksa söyle ben ödeyeyim. Türkiye Cumhuriyetinin bir milletvekili olarak ben ödeyeyim " dedi.

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti. "Çünkü bu bakan daha önce de İsrail'e gitmişti. İsrail'de kulis yapıyordu. İsrail'de Çalık grubuna ihalesiz iş verildi. Şimdi soruyorum, Sayın Bakan Türkiye Cumhuriyetinin mi bakanısın Çalık grubunun mu Enerji bakanısın? "

Vallahi ben onu bunu bilmem yalnız, Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde balonları değil ama bombaları patlayacak bir bir.

Türkiye gerçekten de çok zor günler içerisinde. Bu iktidardan kurtulmamız gerek acilen. Vergilerdeki ağır rakamlar, bilmem kaçıncı kez yapılan zamlar halkı canından bezdirirken maaşlara yapılan sadaka gibi farklarla millet iyice daraldı artık. İktidar verdiğini on katıyla geri alıyor. Bu gidişle iç çamaşırımıza kadar alacak.

Bazılarına da şaşmamak elde değil. Neden derseniz, memleketin şu halinde halen CHP ye bir punt takabiliyorlar. Onlara sormak gerek, kardeşim sen bu iktidardan memnun musun değil misin? Memnunsan mesele yok. Memnun değilsen, hiç değilse şu kara günlerden kurtulana kadar ses etme be birader!. Çünkü bugün bu zor günlerden bizi ancak Ana Muhalefet Partisi CHP kurtarabilir. Öbürleri hele kendilerini kurtarabilsinler de öyle konuşsunlar. DSP nin meclise girmesi CHP sayesinde oldu. MHP ortada. Seçimlerde kementler fırlattı ama sonrası malum. Ee, kim kaldı geride bir tek DTP. Bu yerel seçimlerde parti kayırmayı değil de kurtulmayı düşünüyorsak CHP yi desteklemeliyiz.

Bu böyle olmazsa inanın daha çok kötü günlerimiz olur ve bu günleri mumla ararız. Geleceğimizi boş hayaller üzerine kurmaya kalkmayalım. Radikal kararlarla birleşelim. Çünkü geleceğimizi çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağız. Onlara Atatürk Türkiye’sini bırakmalıyız. Bu bizim hem Atatürk’e hem de çocuklarımıza olan en kutsal görevimizdir.

Sevgiyle kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu anayasa mahkemesi tarafından tescil edilmiş suçlu bulunmuş bir parti hala iktidarda kalırsa, Deniz Feneri yolsuzluğunun üstünü kapatırsa, küçücük bir kızıhn ırzına geçen sapık zihniyetleri korumak için yasa çıkarmaya çalışan yetmedi adli tıp raporunu değiştirme curetini gösterirse, Ülkemizi bölen projenin es başkanı olduğunu söylerse ve kabul görürse, oğlunu parası olmadığı için burslu okuturken birden bire gemi alacak kadar trilyoner olduğunu görürse, askerimizin başına çuval geçirilirken sessiz kaldığında halkta sessiz kalırsa, yolsuzluğu ispatlanan Melih Gökcek'i tekrar aday göstererek yolsuzluk yapanı ve yaptıranın yanında durarak, bizim paramızla zenginlere kömür dağıtarak sadaka kültürünü yerleştiren, ahlaksızca oy pazarlığı yapan bu iktidarı sağ duyulu Türk halkı kendi karanlıklarında boğacaktır.Sonunda doğru olan kazanacaktır...

senem biçer 
 05.01.2009 9:13
Cevap :
Canım,nekadar güzel özetlemişsin.Yüreğine,kalemine sağlık.Senide Milliyet blog yazarları arasında görmeyi çok isterim.Vaktin oldukça yazarsın.Bir düşün lütfen. Sana ve Mersin'e gönülden sevgiler.Seni seviyorum.Sevgiyle kal.  05.01.2009 14:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 766
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster