Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1044
 

Bu öykünün adını siz koyun..(İkinci bölüm)

Bu öykünün adını siz koyun..(İkinci bölüm)
 

zapkolik.com


3.6.2011 tarihinde "Bu öykünün adını siz koyun" adlı bir öykü yazmıştım. Gerek yapılan yorumlarda gerekse tarafıma gönderilen mesajlarda değerli okuyucular bu öykünün devamını yazmamı istediler. Ben de isteklerini kıramadım ve devamını yazmaya çalıştım. Öyküyü okumayanlar için ilk blogumun linki aşağıda takdim edilmiştir. Devamını okumadan önce lütfen ilgili linke tıklayınız.

http://blog.milliyet.com.tr/Bu_oykunun_adini_siz_koyun_/Blog/?BlogNo=309600

"Peki beni neden uyandırdınız? Bunları göstermek için mi?

"Bizi bu durumdan ancak siz kurtarabilirsiniz Atam. Çünkü artık bazı bölgelerimizde "Ne mutlu Türküm diyene" cümlesini bile kuramıyoruz."

"Nerede kullanamıyorsunuz?"

"Doğu'da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde."

"Ben o cümleyi kullanırken, Türk kelimesinin içinde, bütün etnik unsurları da kastetmiştim."

"Atam, bunca yıl Batı kalkınırken, Doğu'ya gereken önem verilmedi. Sonunda bir terör örgütü ortaya çıktı. Görünüşte Kürtlere sahip çıkmaya kalktı. Amacı ülkeyi bölmek. Mecliste grubu olan bir parti de bu terör örgütünü açıkça destekliyor."

"Mecliste Milliyetçi olan parti yok mu?"

"Var elbette. Parti başkanı geçen gün Diyarbakır'da sözlerini "Ne mutlu Türküm diyene" cümlesini kullanarak bitirdi. Ancak parti başkanının dışındaki üst düzey görevlileri geçtiğimiz günlerde hem partilerinden hem de milletvekili adaylıklarından istifa ettiler."

"Neden?"

"Uçkurlarına hakim olamadıklarından. Uygunsuz görüntüler kayıt altına alınarak yayınlandı."

"Nasıl böyle bir şey olabilir?"

"Atam bazı güçler, ülke üzerinde oyunlar oynuyor. Böyle oyunlarla Milliyetçi partiyi meclis dışında bırakarak, iktidar partisi Anayasayı istediği gibi değiştirmek istiyor. Başbakan, başkanlık için kendine hazırlık yapıyor, ülkeyi eyaletlere ayırmayı düşünüp, bu eyaletlerin başına da seçimle gelecek valiler düşünüyor. Eğer öyle bir şey olursa, Doğu'yu kaybedebiliriz."

"Biz Misak-ı Milli sınırlarını çizerken Musul ve Kerkük'ü de sınırlarımız için düşünmüştük. Ancak Lozan sırasında ülkenin sınırlarını 1923 deki gibi çizildi. Böyle yapmaya mecburduk. Sonradan Hatay'ı topraklarımıza kattık. Artık bu ülkenin verecek bir karış toprağı olmamalı."

"Haklısınız Atam."

"Ben Nutuk'da da belirtmiştim. O zaman Anadolu halkı, baştan aşağı bölünmez bir bütün haline getirilmişti. Bütün kararlar, bütün komutanlar ve arkadaşlarımızla birlikte alınıyordu. Anadolu'daki ulusal örgütler ilçe ve bucaklara kadar yayılmıştı. İngiliz koruması altında bir bağımsız Kürdistan kurulmasıyla ilgili propaganda ortadan kaldırılmış ve bu amacı güdenler yola getirilmiş, Kürtler, Türkler ile birleşmişti."

"Şimdi İngilizler değil ama Amerikalılar bu işe çomak sokuyorlar Atam."

"Peki, bütün Kürtler mi ayrılmak istiyor?"

"Hayır Atam, terör örgütünün ve meclisteki partinin zorlamasıyla sağ duyulu Kürt vatandaşlarımıza da baskı uyguluyorlar."

"Buna benzer durum geçmişte de olmuştu. O zamanlar Diyarbakır'da Kürt Kulübünün İngilizler'in kışkırtmasıyla, İngilizler'in koruyuculuğunda bir Kürdistan kurmak amacı izlediğinden kapattırılmıştı. Üyeleri hakkında soruşturma yaptırmış, o bölgenin tanınmış beylerinden aldığım telgraflarda, dağıtılan bu Kürt Kulübü'nün hiçbir Kürt'ü temsil etmediği, birkaç kendini bilmezin girişimlerinin sonucu olduğu, ülke ve ulusun bütünüyle bağımsız ve özgür yaşaması uğrunda bizlerle aynı fikirde olduklarını bildirmişlerdi."

"İktidar partisi geçtiğimiz yıllarda Kürt açılımı adı altında teröristleri neredeyse sınır kapısında merasimle karşıladılar. Ancak bunlar taviz verdikçe taviz istiyorlar. Sonuç ise tam bir fiyasko oldu."

"Terör örgütü başı nerede?"

"On yıldır tutuklu"

"İdam edilmedi mi?"

"Hayır Atam. Ülkede idam kaldırıldı. Avrupalıların arasına girmek için bu şartmış."

"Kürt sorununa ilerde daha geniş bir şekilde devam ederiz. Son durum hakkında daha fazla bilgi almam gerek. Sen biraz da şu iktidar partisinden bahset."

"Laiklik karşıtı olarak bilinen iktidar partisi, öncelikle ihtilal olasılığını kaldırmak için orduyu pasifize etti. Yargıyı da ele geçirdi. Yürütme ve yasama da kendi elinde olduğundan ülkeyi istediği gibi yönetiyor. Bu seçimlerde de tek başına iktidar olarak kalması yüksek bir olasılık"

"Böyle bir parti nasıl iktidara geldi?"

"Geçmişteki diğer partilerin yolsuzlukları, beceriksizlikleri, adam kayırmaları, banka vurgunları ve buna benzer durumlar. İslamcı bir parti diye halkımız bir de bu partiyi deneyelim dedi. Ülkemizde din unsuru halen ağırlıklı olduğundan bunun da etkisi oldu tabii. İşadamları da partiye destek çıktı. Üstelik dünyanın süper gücü Amerika Birleşik Devletleri de istediğini yaptırdığından iktidar partisini destekliyor. Fakir halkımıza, kömür, gıda yardımları dağıtarak, seçim zamanları da beyaz eşya dağıtımı yaparak halkın gözüne girdiler. "

"Eğer, yürtüme ve yasama dışında, yargı ele geçirilip, ordu da pasifize edilirse bunun sonu diktatörlüğe kadar gider."

"Parti içinden bazı kimseler ise sizin diktatör olduğunuzu söylemekten çekinmiyorlar. Hatta Dersim olayında sizin döneminiz suçlanıyor. Neredeyse şeyh Sait'in heykelini dikecekler."

"Biz bu vatanı kolay kolay kurmadık. Vatanı kurtarmak için çok şehit kanı aktı. İsyanlara ve bölünmeye müsamaha edecek halimiz yoktu.

"Son günlerde bıyıklı bir başbakan yardımcımız var. Yargının başına kendi sınıf arkadaşları geçtikçe zevkten dört köşe oluyor. "Allahım sana çok şükür" deyip duruyor. Tam bir laiklik karşıtı bir başbakan yardımcısı. Cemaatçi olan bir hocanın da en büyük destekçilerinden biri.

"Zamanı gelince onu da görürüz. Sadece onunla görüşmeye giderken bana Mareşal üniformamı getirin yeter."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atamızı ilk günden yormuşsunuz... Hemen işe soyulmuş... Ülkeyi ve kaderini bir kerre daha yeniden inşa edebilecek midir acaba, cevabı 3. te olmalı. Bu bölümde kurgu eksik, biraz daha çalışılabilirmiş. Ve direk değilde dolaylı yönden bu konuşmalar yapılabilirmiş. Arada başka olaylar koyulabilir...

DivanyoluY 
 07.03.2014 16:06
Cevap :
Dediğim gibi, o sıralardaki güncel olayları vurgulamak istedim. 3.Bölümde ülkenin bölünme konusunu vurgulamıştım. Oradaki bilgilerin hepsi gerçek tarihimizden alınmıştır. Teşekkürler, sevgiler...  07.03.2014 17:36
 

Erol bey, her iki yazınızı da okumuştum yayına girdikleri zaman. Eh işte, bu da bana ders olsun; okuyup, beğenip, yorum yazmamak ayıbım için özür diliyorum sizden. İnanın bana, şu anda kendini gazeteci sanan ve milyonlarla ifade edilen maaşları alan pek çok köşe yazarından daha ustaca iki yazı olmuş. Zaten bütün yazılarınız öyle ama, konu Atatürk ve ülkemizin şu anda yaşadıkları olunca çok çok daha fazla etkiliyor insanı. Size bir sır vereyim mi; 10 Kasım törenlerinde mozolesinin önünde duran bazı insanları görünce; bir anda canlanıp, mavi gözleri çakmak çakmak şunları söyleyeceğine inanıyorum; gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içindeyken, nasıl huzuruma gelebildiniz? Yüreğinize sağlık Erol bey...

Tülin Aksoy 
 28.07.2011 22:40
Cevap :
Sizin gibi Atatürkçü düşüncelere sahip olan kişilerle yazışmaktan onur duyarım Tülin hanım. Ben bu yazılarımı okumamış olduğunuzu düşünmüştüm. Aslında ben de zaman zaman çok beğendiğim yazılara ekleyecek bir şey bulamadığımdan yorum yazmadığım zamanlar da oluyor. Öncelikle naifliğinize teşekkür ederim. Türk gençliği Ata'sının emanetini hiç bir zaman unutmaz inşallah. Saygılar, selamlar...  29.07.2011 14:01
 

Merhabalar... Sevgili DOST EROL beyciğim..! Bu iki blog yazınızda tam bir " MİNİ ANSİKLOPEDİ " olmuş... Ellerinize ve gözlerinize sağlık.... A T A T Ü R K, çok iyi bir asker ve fevkalade bir diplomatdı... İŞTE EN BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ senin ESERİNDİR rahmetli sevgili A T A M...!!! Sevgiler ve saygılar sunarım...! NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 28.06.2011 22:50
Cevap :
Beni en çok üzen Necip beyciğim Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'e günümüzde dil uzatan çevrelerin olmasıdır. Ben Ata'mızın gözüyle günümüz Türkiye'sini vurgulamak istedim. Size de katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Saygı ve selamlarımla.  29.06.2011 10:34
 

Bu yazınızı görmemişim Erol bey... Bu arada blog habercimin işine de son vereceğim. Sizi ihbar etmeiş bana. :-) Harika bir dizi çıkıyor... Ellerinize sağlık. Devamını güncel olayları izleyerek çok güzel getirebilirsiniz. Ama daha önce söylediğimi unutmayın lütfen. Sevgi ve saygıyla...

Haluk Seki 
 14.06.2011 14:03
Cevap :
Sanıyorum bu öykü sizin Azade ve Hacer öyküsü gibi devam edecek. Tabii bu öyküyü güncel olaylardan kopmadan Atatürk'ün geçmişteki tarihi uygulamalarıyla paralel götürmek istiyorum. Belki Behram beyin dikkatini çeker onu da bir piyes haline getirebilir. :) Konuyla ilgili özel mesajınız bende duruyor. Blog habercileri uzun zamandır çalışmıyor, ben de fırsat buldukça geriye yönelik bloglara bakarak takip ettiğim yazarların bloglarını okuyorum. İlginiz için teşekkürler Haluk bey. Saygılar, selamlar....  14.06.2011 16:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3315
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster