Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '06

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1078
 

Burgaz Adalıya da Nobel yakışırdı

Burgaz Adalıya da Nobel yakışırdı
 

Büyük hikayecimiz Sait Faik Abasıyanık.


Yüreği insan sevgisiyle dolu, eserlerinde yaşama sevincini belki de en iyi yansıtabilen, çağdaş Türk hikayecilerinin öncülerinden, Sait Faik Abasıyanık'ı doğumunun yüzüncü yılında sevgi ve saygıyla anıyoruz.(d.23.11.1906,Adapazarı - ö.11.05.1954, İstanbul)

Bugün, her biri artan bir lezzet ve özlemle okunan öykü, roman ve şiirlerinde, yaşamın tüm güzelliklerini duru ve özgün bir Türkçe ile anlatmayı başarabilmesi ve bunun için yoğun uğraş vermesi her türlü övgünün üzerindedir. Sanırım onu ve eserlerini ölümsüzleştiren gelecek kuşaklara taşıyabilmenin de bir ölçütüdür aynı zamanda.

"Her şey insanı sevmekle başlar" Sait Faik'i unutulmaz kılan bu sözler, onun sıradan insanları sevmeyi, onlarla özdeşleşmeyi başarabilmesinin bir sonucudur. İşsiz insanlar, garsonlar, hamallar, çımacılar, kimsesiz çocuklar, emekçiler, sokak kadınları onun kahramanlarıdır. Onların yoksulluk ve ezilmişliklerini, uğradıkları haksızlık ve adaletsizliklere karşı yalnız ve fakat onurlu direnişlerini bir dantel gibi işleyerek toplumsal sorunlar olarak gözlerimizin öinüne serer. Bu sıradan insanların yaşamlarındaki tüm çelişki ve ve bunalımları gözlemlerken, zaman zaman benliğinin sarsıldığı da olur. Fakat o, kahramanları bu sıradan insanların, her şeye ve tüm olumsuzluklara rağmen asla yitirmedikleri yaşam sevinçlerini keşfetmenin huzuru ve mutluluğu içinde aralarına karışarak bunun üstesinden gelmeyi bilmiştir.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesinde okurken ilk hikayesi "Uçurtmalar" yayınlandı (1930). Babasının isteğiyle, İktisat öğrenimi için 1931'de İsviçreye gitmesine rağmen oradan hemen ayrılıp, doğal güzelliklerine ve yaşantısına hayran olduğu Grenoble 'a (Fransa) geçti, orada üç yıl yaşadı. 1933'de İstanbul'a dönerek Türkçe öğretmenliği yaptı. 1936'da Semaver, 1939'da Sarnıç ve Şahmerdan adlı eserleri yayınlandı ve aynı yıl içinde babasını kaybetti.

Kent yaşamı ve insanı onu yormuştu. Aynı zamanda bir doğa ve deniz tutkunu olan Sait Faik, biraz da kendisini zorlamaya başlayan siroz hastalığı nedeniyle Burgaz adasında yaşamaya başladı (1944). Burası aslında onun bir sığınağı olmuştu. Kendi kendine kalabildiği ve o kahramanlarını yazabildiği bir kaçış noktasıydı aynı zamanda Burgaz adası. Aynı yıl, önce Medarı Maişet Motoru ve daha sonra Birtakım İnsanlar, adıyla yayınlanan eseri, yayınlandıktan kısa bir süre sonra toplatılmıştı. Bu yetmiyormuş gibi, kent yaşamının acımasız uzantıları Burgaz adasına kadar gelmiş ve bu mutsuz anlarında önceleri sığınağı olan ada, ona dar geldiği için soluğu denizde, balıkta almaya başlamıştı.

1948 de, içine kapandığı yalnızlık ve suskunluğa son vererek kent yaşamına geri döner. Aynı yıl, Lüzumsuz Adam eseri yayınlanır ve bunu diğerleri izler. 1951 de, tedavi için Fransa'ya giderken pasaportuna "mesleksiz" yazılması onu çok etkiler. Paris'teki hastaneyi terkeder. Aynı yıl Kumpanya ve 1952 de Havuzbaşı, Son Kuşlar adlı eserleri yayınlanır.

1953 de, çağdaş edebiyata olan katkıları nedeniyle ABD'deki uluslararası Mark Twain Derneğinin onur üyeliğine seçilir.. Kayıp Aranıyor ve tüm şiirlerini içeren, Şimdi Sevişme Vakti de bu yıl içinde yayınlanır.

1954 yılında, hayatının belki de en verimli ve olgun çağında, tüm yaşam sevincini, sevgi sözcüklerini geride bıralarak aramızdan ayrılır.

1964 yılında Burgaz adasındaki evi müze haline dönüştürülür.

Sait Faik Abasıyanık'ın 41 adet öyküsü, Sabri Esat Siyavuşgil tarafından Fransızca'ya çevrilir ve Hollanda'da yayınlanır. Bazı yabancı dergilerde de öykülerinin İngilizce, Rumca gibi dillere çevrildiği de bilinmektedir.

Benim gibi, çok kişinin yürekten inandığına emin olduğum bir şey var; eğer yaşasaydı Sait Faik'in belki de Nobel'i alan ilk Türk olacağı fikridir bu. Böyle bir şey gerçekleşmemiş olsa da o, Türk milletinin gönlünde Nobel'den de büyük ödüller kazanmıştır. Onun güzel hatırasını yaşatmak ise çok kolay, bir dostunuza hediye mi alacaksınız, bir Sait Faik öykü kitabı hediye edin yeter.

Tüm yaşamını insan sevgisi üzerine kuran bu büyük yazarımızın kendi deyişi ile yaşam sevincini hatırlamak ve hatırlatmak benim bir vefa borcumdur. " Nereden gelirse gelsin! Dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra, yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları".

Eserleri: Lüzumsuz Adam / Mahalle Kahvesi / Semaver / Sarnıç / Şahmerdan / Havada Bulut / Kumpanya / Havuzbaşı / Son Kuşlar / Alemdağında var bir yılan / Birtakım insanlar (roman) / Kayıp Aranıyor (roman) / Az Şekerli / Tüneldeki Çocuk

K: Ana Britannica
Milliyet Laraousse
Bilgi Yayınevi
Varlık yayınevi























 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet yazıyı ilk okumaya başladığım aklıma gelen şey hişt hişt oldu... ve öyle bitirmeniz harika olmuş...
Hişt sesini her zaman duyabilmek dileğiyle..

Belgin Uğrayan 
 16.09.2007 21:57
Cevap :
Ve demek Sait Faik' i de çok seviyorsun, işte şimdi benim gönlümde taht kurdun, sevgili Belgin. Çok teşekkür ederim, ve en önemlisi detayları kavraman çok hoşuma gitti. Sevgiler. Enfal  17.09.2007 9:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 220
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1925
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana ve gençlik yıllarımdan bu yana v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster