Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
569
 

Büyük Ortadoğu Projesi -1-

Büyük Ortadoğu Projesi -1-
 

Amerikan Başkanı George W. BUSH, Büyük Ortadoğu Projesi için elinden geleni yapıyor...


Baştan belirtmek istedim; bu makalemde de Amerika Birleşik Devletleri aleyhine pek bir şey söylemeyeceğim. Sadece eksilerini ve artılarını tartışacağım. Ancak son yıllarda artılarından çok eksilerinin göze çarptığı da aşikârdır.

Büyük Ortadoğu Projesini bilmeyeniniz kalmamıştır, diye düşünüyorum. Yıllar öncesinde planlanan bir proje. Bu proje onlarca, hatta yüzlerce farklı yapı tarafından yorumlandı. Özellikle Türklerin yorumu şu yönde:’Bu proje, Amerika ve İsrail’ in tüm dünyaya kurduğu büyük kumpastır.’ Bu yorumu da makalemde değerlendireceğim.

Amerika’nın, Afganistan’a giriş sebebini hatırlayınız. Amerika’nın açıkladığı sebeplerden yola çıkalım. Amerika Birleşik Devletlerine göre birinci sebep; ABD, Afganistan’daki haşhaş ve uyuşturucu kaynaklarını yok etmek istiyordu. İkinci sebep; ‘Usame Bin Ladin’ denilen, ABD’ye göre terörist olarak kabul edilen adamı yakalamak. İlk baktığımızda birinci sebep gayet mantıklı geliyor. İkinci sebep ise saçma. O dönemi çok iyi hatırlıyorum. Zaten bu olayların cereyan etmesinden çok uzun yıllar da geçmedi. ‘Ladin’, her kafasına estiğinde Başkan Bush’a ve ABD’ye kafa tutuyordu. Amerika gibi hem ekonomik hem de siyasi anlamda en büyük güce sahip bir ülkeye kafa tutmak, her yiğidin harcı değildir. Bunun için iki neden olabilir, bu kafa tutmalar için. Birinci neden, Ladin delirmiş olmalı. İkinci neden, Ladin ne yaptığını ve arkasındakilerin(destekçileri her kimse) gerçekten güçlü olduğunu biliyordu.

Sonunda ne oldu? Afganistan işgal edildi. Peki, kazanan kim ya da kimler oldu? Kazanan taraf elbette Amerika oldu. Zaten biliniyordu. Çünkü o yıllarda Amerikan ekonomisinin üzerine hiçbir şey yoktu. Silahların İsrail’den alındığı da ortaya atılan iddialar arasındaydı.

Bu savaş döneminde de Türkiye’de yürüyüşler yapıldı. ‘Kahrolsun ABD’ yürüyüşleri… Peki, ne işe yaradı. Hiç…

ABD, savaş sebebi olarak iki madde belirtmedi mi? Evet. Hangisi gerçekleşti? Uyuşturucu üretimi ve uluslar arası bağlantıları engellendi mi? Hayır. Ladin yakalanıp, gereken yapıldı mı? Hayır. Peki, asıl amaç ne idi? Bunu makalemin sonunda tartışacağım.

Son yıllarda yapılan savaşları tek tek değerlendirmeyeceğim. Ancak Amerika’nın hedefleri genelde şu yönde olmuştur:”Ortadoğu’ya barış getireceğiz.” Bu Amerika’ ın ayıbıdır. Çünkü şuanda Ortadoğu’da barış söz konusu değildir. Tamam, ABD’yi severim. Ancak ayıplara karşı da ‘Eyvallah’ diyecek değilim. Ardından küçücük toprağa sahip, haritada görünemeyen İsrail, kendini dünyaya çok iyi tanıtmaya başlamıştır. Filistin ve Lübnan ona kaldı. Irak ve Afganistan ise Amerika’ya kalmış oldu. Anlayacağınız Türkiye bu sıcak atmosfer içerisinde iki komşu edindi. Peki, bu komşular iyi mi, kötü mü? Onu da tartışırız.

Buraya kadar tüm taşlar yerine oturdu. Bana göre(hatta büyük bir kitleye göre), Ladin de Başkan Bush’un ‘kuklası’. Ancak ‘kuklası’ derken, sirkin sahibi Bush’a da bir hakarette bulunmuyorum, farkındasınız ki. Saddam da öyle miydi? Bilmiyorum. Ancak cezasını buldu diye düşünüyorum. ‘Neyin cezası?’ diye sorabilirsiniz. Saddam da Ladin gibi Bush yönetimine hakaretlerde bulundu ve Amerika’nın hedefini Irak’a çevirdi. Zaten Amerika’nın ilk savaşa başlama sebebi, Irak sınırları içerisindeki petrol rezervleri idi. İkinci sebep de bu olmuş oldu. Ladin ve Saddam’ı asla savunmadım. Ve savunmayacağım da. Sebebi açık ve net: Her ikisi de korkak. Sadece arkalarında büyük bir güç olduğunu zanneden korkaklar. Savaş başlayınca her ikisi de kaybolmadı mı? Hani o kadar hakaret etmiştin. Ladin’ in kaç tane Amerikan askeri öldürdüğünü bilen var mı? Normal de savaş içerisinde bunu tespit etmek çok zordur. Kim ne kadar öldürdü, araştırmak gerekir. Ancak Ladin’ in hiç kimseyi öldürmediğine, hatta silahını(varsa) hiç kullanmadığına eminim. Peki, tüm dünyanın gündemine oturmak sizin neyinize. Bu sözler sadece Ladin’e değil. Irak ve Afganistan askeri gücüne ve halkına da. Tamam, Ladin ve Saddam hata yapmış olabilir. Ancak savaşarak bir çözüm bulabilirdiniz. Irak’ da çok güçlü silahların olduğu günlerce basında yer kapladı. Ancak kullanan kaç Irak’lı var acaba? Merak konusu…

Filistin ve Lübnan’ a, o kadar kızamıyorum. Tamam, savaşmayıp saklanmak suç olabilir. Ancak onların o kadar gücü olduğunu düşünmüyorum. İsrail’ i bu konuda kınıyorum.

Amerika son yıllarda Ortadoğu’nun dengesini sarstı. Ancak hem ekonomik hem de akabinde siyasi olarak kendisi de sarsıldı. Irak ile yıllardır uğraşıyor. Büyük kayıp verdi. Sonunda yönetim eline geçti. Yönetimi ele alır almaz ilk güzel gösteri; Saddam heykeli yıkıldı.

Amerika yönetimi kesinlikle bir İdea ülkesi. Kendine özgü düşünceleri ve kararları var. Ancak Amerika’nın yönetiminde bir de yanlış nokta var. Bu noktayı şüphesiz görüyorlar. Ancak hemen müdahale etmeleri gerekir. Makalemin başından beri savaşları başlatan, Ortadoğu’yu sarsan, hedeflerine ulaşan hep Amerika oldu. Ancak aslında siyasi ortamda kazanan Amerika görünse dahi, değil. Ortadoğu Projesinin galibi Rusya olmak üzere. Tüm Ortadoğu, ABD’ ye düşman gözüyle bakıyor. Türkiye’ de dahi bol bol yürüyüşler yapılıyor. Boykot çağrıları geliyor(ki bu meseleye de değineceğim).Rusya, dost kazanmamış olabilir. Ancak Amerika gibi düşman da kazanmadı. Çeçenistan’ ı yıllarca deviremeyen Ruslar, şimdilik uzlaşmadan yana.

Gelelim İran’a. İran da Amerika’ya kafa tutan, Bush’un önerilerini dikkate almayan ve karşı çıkan kesimde. Ancak sonu diğerlerinden farklı olacak. Çünkü İran’da yönetim başta olmak üzere herkes kendine tam güven duyuyor. Savaştan kaçmış ve kaçacak millet değiller. Hem siyasi otoritesi hem ekonomik portresi hem de askeri gücü Amerika’yı korkutmuyor değil. Ancak Amerika kararlarını her zaman sona bırakır. Savaştan haftalar önce(İsrail gibi) bildirmez. Seçim zamanı yaklaşıyor. Amerika yeni başkanını seçecek. Hillary Clinton’ın gelmesi muhtemeller arasında. Konumuz bu değil.

Gelelim Amerika’nın tam hedefine. İlk olarak Amerika’nın misyonunu belirtelim. Asıl misyonu Osmanlı’nın yaptığını yapmak: ’Tüm dünyayı tek noktadan yönetebilme gücüne ulaşabilmek.’ Tabii misyonu gerçekleştirme tarzı biraz farklı. Ama olsun o kadar.

Bir de ‘boykot’ meselesine gelelim. Geçen İstanbul’da meydanlardan birinde elime bir kâğıt tutuşturdular. Üstünde ‘Filistin’e destek çıkalım. Boykot zamanı’ gibi şeyler yazıyordu. Ön sayfada bir açıklama var. Güzel. Ancak arka sayfayı çevirdim. Onlarca şirketin logosu ve ismi. En üstte de ‘bu şirketleri boykot edelim.’ yazıyordu. Böyle boykotlara kesinlikle karşı olduğumu belirtmek isterim. Karşı olmamı iki şekilde açıklayabilirim. Birincisi, sadece Türkiye’nin yapacağı boykot ile savaştan vazgeçeceklerini sanmıyorum. Ki tüm Türkiye’nin yapmayacağını da aşikârdır. İkincisi, onlarca şirket nasıl boykot edilebilir. Burada ismini vermek istemiyorum. Ancak her türlü şirket yazılmış; Amerika, İsrail, Hollanda, Danimarka vs.

Başka bir makalemde görüşmek üzere. Bu konu hakkında da makalelerim devam edecektir.


Teşekkürler…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3106
Kayıt tarihi
: 10.11.07
 
 

Tesekkurler ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster