Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
270
 

Çalışmayı değil yatmayı seviyoruz

Çalışmayı değil yatmayı seviyoruz
 

Gerçekçi olalım


Selam size yurdumun güzel insanları. Güzel insanlarız çünkü: Türk milleti olarak aslında her şeye o kadar çabuk uyum sağlıyoruz ki, ama bir yönümüz hariç. Çalışmak bize zor gelir olmuş, vurguncular, soyguncular, dolandırıcılar kolay para kazanacak, ee biz neden çalışalım ki dercesine.

Fakat kimse de çevresindeki yanlış gördüğü olayı sorgulamaz olmuş, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dercesine. Sanki alfabemizden ünlem işaretini, soru işaretini, iki nokta üst üste'yi kaybetmişiz. Üstüne üstlük sorgulayan olunca da 'memleketi sen mi kurtarcan yaav'.

Türk ve Osmanlı tarihi boyunca bakıyorum insanların ömrü cephelerde geçmiş, ne kadar saldırgan bir milletmişiz. Şimdi avrupa ülkeleri bize cephe alınca da zorumuza gidiyor. Ee peki sen küçücük bir Bursa kasabasından dev bir Osmanlı yaratırken o insanların hali ne idi?

Haliyle şimdi de onlar Türk milleti sıcak savaşla yıkılmaz ne yapalım..?

Üretkenliklerini alalım, kolay yaşama alıştıralım, kapitalist düzeni onlara aşılayalım diyorlar. İMF'nin politikasına bakar mısınız.! Tarıma desteği kaldıracaksın diyor, kendisi sebzenin kaç türlüsünü icad edeceğini şaşırıyor. İnsan hakları beyannamesi diyor, kendilerinde insanlar arsında her türlü ayrımcılık var. Şimdi diyeceksiniz ki konu başlığınla bunların ne alakası var? Vaar hemde çok var: İcraata gelince hepimiz devletten bekliyoruz, ama çalışmaya gelince işyerinde hangi köşede kıvrılıp yatsak ona bakıyoruz. Tatiller günlerce, kar tatili, yıl başı tatili, dini bayramlar, resmi bayramlar, özel kutlama günleri..vs vs.. Tüm bunlar yetmiyor gibi yok işçi bayramı, dokuz günlük uzatmalar, haksız alınan doktor raporları (hiç kimse kızmasın, hepimizin devlet memuru bir yakını mutlaka vardır ve bunu sürekli yaparlar) yıllık izinler, yol harcırahları, yıpranma payları, kıdem tazminatları.. Bunlar saymakla bitmez. Bir de bunlarda işin ilginç yanı tüm bunlar özel sektörde yapmaya kalksan kapının önünde bulursun kendini. Asgari ücrete yapılan zamlarda da memurumun sesi hiç çıkmaz, değneğin pis tarafı kendine dönünce kıyamet kopar.

Uyanın artık uyanın eyy millet. Gerçekleri görün, birlik dirlik zamanı geldi de geçiyor. Avrupalı olacağız derken, Türklüğümüzü unuttuk. Hani nerde: "TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR, TÜRK MİLLETİ ÇALIŞKANDIR, TÜRK MİLLETİ'NİN KARAKTERİ YÜKSEKTİR." "TÜRK, ÖĞÜN, ÇALIŞ, GÜVEN." nerede hani nerede?

Genç bir avukatımız dava açtı diye yapılan yorumlara bakıyorum: Terme'ye pirince giderken evdeki bulgurdan olmuşuz. Yazıktır, yazıktır, yazıktır.

Satırlarıma bir forum sitesinde wenon isimli kullanıcıdan alıntı bir yazı ile son veriyorum.

ATAMDAN BİR ANI

Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan..?

Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:

-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...

Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.

Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri Müslimler zenginleşirlerdi.

Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:

-Bu köşk kimin?

-Kirkor’un...

-Ya şu koca bina?

-Yargo’nun...

-Ya şu?

-Salomon’un...

Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:

-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:

-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...

Atatürk bu anısını naklederken:

-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu....

Saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

3 kilo pirinc, yarim ton komure oy verip, gelecegimizi satiyoruz. Gelecegimizi sattiklarimiz, memleketi ozellestirme adi altinda Ata'ya cevap veren beyaz sakalli dedenin hayati pahasina savatigi topraklari o zamanki dusmanlarimiza pazarliyor, sonra top bize gelince, yari uykulu, bagrinizi noluyo, kim yapiyo. Bilmeyiz ki olanlar hep bizden kaynaklaniyor. tembeliz, yatiyoruz ve ayakta uyutuluyoruz. yani cok haklisiniz yazdiklarinizda. selamlar

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 25.09.2008 23:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 290
Kayıt tarihi
: 13.06.08
 
 

1973 Ordu/Perşembe doğumluyum. Endüstri Meslek Lisesi Elektronik bölüm mezunuyum. Evliyim bir kız..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster