Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2507
 

Çamlıyayla (Namrun)

Çamlıyayla (Namrun)
 

Yaz gelince Çukurova’nın sıcağına dayanamayan herkes Toroslar’ın büyüleyici yaylalarına çıkar. Arabaya veya dolmuşa atlayıp cehennem gibi sıcaktan kaçarken yüzünüze vuran serin rüzgar ve çam kokusu karşılar sizi. Yol üzerinde ayrancılar, gölbaşında lokantalar, meyve satanlar...

Şehirden yaylaya kısa bir mesafe gittiğinizi düşünseniz de her kilometrede şehrin ağırlığınızı üzerinizden attığınızı hissedersiniz. Trafik yok, gürültü yok, hava kirliliği yok... Sanki dünya yeni yaratılmış ve işte başkenti: Çamlıyayla(Namrun).


Karadeniz Yaylalar’ı kadar soğuk olmasa da Toroslar’ın dağ havası gündüzleri sizi nefes alacak kadar rahat bırakır ama geceleri de yorgansız yatırmaz. Sabah olduğu zaman çarşıya gidip yayla sucuğu alır öğlen için de tava, lahmacun, vs verirsiniz fırına. Yemek düşkünü bir millet olduğumuz için yaylada yeme kapasitesi iki ile çarpılır ve yemeği sindirmesi için bir demlik çay içilir. Zaten kimsenin çay içip sohbet etmekten başka yapacak bir işi yoktur. Zaten o kadar yemeğin üzerine başka birşey yapmaya da mecaliniz kalmaz.


Bu güzel yayla doğal güzelliklerin yanı sıra lezzet ustası lokantalarla çevrilmiştir. Neredeyse bahşiş fiyatına yemek yer, öğlenden akşama kadar birkaç lokanta gezip gününüzü renklendirebilirsiniz(bir yaz abartıp öğlen onikiden gece onikiye kadar lokanta lokanta gezmiştim). Yaylaların bir özelliği de şehirde birbiriyle görüşemeyen veya farklı şehirlere savrulmuş aile bireylerini bir araya getirmektir. Kanada’dan ailemle ben giderim, Tarsus’tan, Adana’dan, Mersin’den halalar, kuzenler gelir. Hasret giderilir, geceleri sohbet edilir ve çoğu zaman televizyonsuz bir gün geçirilir...


Gündüz güneş tepeden sizi izlerken biraz serinlemek isterseniz kendinizi çarşıya atarsınız ve bir “karsambaç”çıya girersiniz. Nedir Karsambaç? Çamlıyayla’ya özgü farklı bir tat, Toroslar’dan gelen kar(buz değil!) blokları kazınarak bir kaseye konulur ve üzerine farklı şerbetler konularak tatlandırılır. Yolunuz birgün Çamlıyayla’ya düşerse mutlaka denemenizi tavsiye ederim.


Dağların arasına gizlenmiş bu yerde geceleri yıldızlar piyasaya çıktığı zaman şiir yazmak istersiniz bazen. Gökyüzüne bakınca “ben neredeyim?” diye söylenirsiniz kendi kendinize. Bunca yıldır şehir hayatının, kirliliğin, herşeyin bizi ne kadar yıprattığını böyle bir gecede kendinizle başbaşa kalınca anlarsınız.

“Ömrüm boyunca burada yaşamak istiyorum” diyorum bazen kendi kendime ama maddiyat her alanda bir engel oluşturuyor. Belki bir gün, belki emeklilikte, belki daha erken ama mutlaka birgün...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üniversitede ev arkadaşlarım Mersin'li olduğu için her yıl 15 gün Mersin'e giderdim. Ataş'lı oldukları için Ataş lojmanlarında kalıdık. Ama sizin yazınızı okuyunca tekrar yaylaya gittim. Hala damağımda o güvecin tadı..Elinize sağlık

Savaş ŞAKAR 
 31.01.2007 10:48
Cevap :
Yayla yemeklerini ben de unutamıyorum. Terapi gibi valla. Sevgiler...  31.01.2007 20:24
 

Yazınızı ilgiyle okudum.Bu arada Çiftehan Alihoca köyü AMCABEY alabalık tesislerini gördünüzmü?Ordan Madenköyüne ve Torosların üzerindeki Kara gölüde görmenizi isterdim.Size yakın.Selamlar

Ctmaksaray1973 
 31.01.2007 9:32
Cevap :
Çiftehan'ı biliyorum ama köyüne gitmedim hiç. KIşın buz gibi olur oralar. Sanırım kaplıcalar falan da vardı. Bahsettiğiniz yeri de denemek isterim. TEşekkür ederim. Sevgiler...  31.01.2007 20:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 364
Toplam mesaj
: 134
Ort. okunma sayısı
: 1985
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster