Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
133
 

Can evi

Can evi
 

"Hayatın başlangıç ve bitiş yeri neresi?" sorusuna pek çoğumuzun ortak cevabıdır; yürek.  İkametgah adreslerimiz, öyle ya da böyle değişir ama yaşam adresi dünyanın her bir köşesinde yürektir. Hani o ritmini her daim hissettiren kendi küçük, işlevi çok büyük organımız.  Aşkı tadan, tattıran, merhamet eden, şefkat gösteren, cesaret, kahramanlıklarda bulunan bazen de dert kübü, acı yumağı,  nefret yüklü kalbimiz zaman zaman nasıl da metan gazı gibi sıkışıp patlar bilmez miyiz?  

Aslına bakarsanız öldükten sonra da hepimizin adresi aynı. Ne yüreğin  ne de toprağın rengi değişir. Açıklık farkı olabilir o da toprağın cinsinden, kalbin de doğruluğundan dürüstlüğünden.  Yalansa yalan deyin...Yok mu açık yürekli insanlarımız. İyi ki de varlar. Nasıl da ihtiyacımız var onlara. İşte yine bulduk sığınacak açık bir kapı.Şükürler olsun.

Böylesi hayati öneme haiz bir organ için söylenecek o kadar çok şey var ki. Kalp veya yürek diye adlandırdığımız bu organımız en kırılgan yerimiz. Bunun için de  bazen camla bazen de atış poligonları ile özdeşleştirilmiş.

En güzel anlatan ise bana göre can evi. Ne güzel bir betimleme. Can evinin bacasından bazen buram buram hüzün tüter bazen de sevinç yayılır.  Can evimizden kurşunsuz, sessiz sedasız hangimizvurulmayız ki!Haberlere yansımayan yaralanmalardır bunlar. Medya yaşayan ölülerden ya da can evi yaralılardan bahsetmez. Haber niteliği olmayan bu yangınlarda bilmem kaç kişi can evinin duvarlarını gözyaşlarıyla nemlendirir, çökertir de kimsenin ruhu duymaz. Yeniden onarır ağır ağır. Ustası da çırağı da kendisidir yüreğin.

Can evimizin davetli, davetsiz misafirleri vardır. Protokol sırasına göre değil, canının çektiğine aralargönülkapısını. Can evini bazen canından bezdirenler olur bazen de canına can katanlar.

En duyarlı bölgemizinçevresi zırhlarla da çevrili değildir. Ya da kalın duvarlarla. Etten duvar oluşturan emniyet güçleri yoktur yüreğimizi çeper altına alan, koruyan. Her can evi, kendi başının çaresine yine kendi bakar.  Ne denli korur bilinmez ama kırıldığı çok olur.

Hangimizin bazen canı burnuna gelmez ki. Kaçmak isteriz diyar diyar. Oysa gittiğimiz her yere yüreğimizle birlikte duygularımız da taşınır. Yine Monteigne'in bu konuda çarpıcı düşüncelerini aktarmadan  geçemeyeceğim.

"İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş bitmez : İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi kendimizden koparmamız gerek."

Can kıymetli yalnız bazen bir o kadar dertli. Değerini kaybettikten sonra anlıyoruz hem kendimizin hem de yakınlarımızın. Herkesin kalbi kendi yumruğu büyüklüğü kadar. O kalbin içine ne yaşamlar sığıyor. Toprağa gömdüklerimizin sevgisi de yaşayanlarımızki de orada.

Can evinize ne olur iyi bakın. Ona sizin kadar sizi sevenlerin de ihtiyacı olduğunu sakın unutmayın.

Esen kalın.

Aysel AKSÜMER

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 400
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 479
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. "Bir Öykü Kadar Kısa Bir Roman Kadar D..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster