Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '13

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
200
 

Çapulcular arasında

Çapulcular arasında
 

Donanımım yetersiz kaldı.


Haziran ayı başından bu yana ortalık toz duman.Taksim Yayalaştırma Projesi ile başlayan ve Gezi Parkı düzenlemesi ile fitili ateşlenen tepki ve protestolar, tüm yurtta bir direniş rüzgârı estirdi,estirmeye de devam ediyor.

İlk günden beri söyledim ve hep söylüyorum.Başbakan bu işi (istese) ilk gün bitirebilirdi.Neden istemiyor?Çünkü bu gerilim politikasından ,kendine, 2014’de 5+5 yıl başkanlık yolunu açacak bir oy potansiyeli bekliyor.

10,5 yıllık iktidarında kendi medyasını ve bu medyadan başka hiçbir şeye bakmayan,okumayan, güvenmeyen bir kitle oluşturdu.Kendi deyimi ile %50 bu medyayı Türkiye gerçekleri zannediyor.

Başbakan hâlâ Menderes’in asılmasını ,camilerde bira içilmesini,camilerin ahır yapıldığını söyleyerek ,din eksenli bir politika kuruyor.Teknoloji ve internet artık 10,5 yıl öncesi değil.Yeni nesil gençlik Menderes’in meclisin ve hükümetin yetkilerini kendinde toplaması sonucu idama gittiğini artık biliyor.Yani centilmen olmasından asılmadığını biliniyor artık Menderes’in.  Camide bira içilmediğini de bizzat caminin müezzini söylüyor.Ortada 15-20 dakikalık kesintisiz videolar var üstelik.

Kısacası toplumu kutuplaştıran bir söylem ve her iki kutupta birbirine diş bileyen insanlar var.Dün akşam “duran adam” gibi alternatif ve ses getiren eylemler olmasa barut fıçısı her an patlayabilir pekalâ.

Peki,kim bu direnişçiler?Ya da çapulcular?

Görmek için bizzat Kazlıçeşme Mitingi olduğu gün Karaköy’den İstiklâl Caddesine doğru çıkmayı denedim.Ancak Yüksek Kaldırıma doğru çıkarken keskin bir gaz kokusu genzimi yakmaya başladığında,çevrede bekleşen çapulcuların,kask,deniz gözlüğü ve gaz maskesinden oluşan donanımlı hâllerini  gördükten sonra ortama ısınmaya başladım.Galata Kulesi meydanı çevresi  de sakindi.Arada Tünel’deki barikata atılan biber gazından kaçan grupların aşağıya doğru hareketlenmesi ortamı da hareketlendiriyor.

Acaba Tünel Meydanı nasıldı?

Gidip görmek gerek tabi ki.Aradaki 200-250 metrelik mesafede yoğun gaz kokusu insanın içine işliyor.Terleyen boynum ve saçımın dipleri de yanmaya başladı ufaktan.Arada başbakanın “marjinaller”dediği binde 1 ya dan 0,5 oy alan partili gençler var.Onlar da 3’er 5’er li gruplar halinde varlıklarını ispatlar gibi geziniyorlar.

Tünel meydanına vardığımda ise ortamın televizyonlarda göründüğü gibi olmadığını anladım.Burada olmak ve kalmak gerçekten cesaret ve direnç isteyen bir durum.Olabildiğince kalmak ve gözlem yapmak istiyorum.Ancak ilk gelen biber gazı kapsülü bu düşüncemi  alıp götürüyor.Maskemi elimle bastırıyorum ama gözümü unutmuşum.Ben kör olma riskine karşı takıldığını zannettiğim deniz gölüklerinin aynı zamanda gözü biber gazına karşı da koruduğunu an itibarı ile öğrenmiş bulundum.

Artık direnişte ustalaşan(!) geçlerden biri gaz bulutu yayan kapsülü alıp geldiği yöne gönderdi.Ben de önümü bile görmekte zorlanarak ve genzim alev gibi yanarken aşağıya doğru çekildim.Dedim ya,ustalaşan gençlik ellerinde spreyler gözü yananlara müdahele ediyor,bir yere düştü hemen iki kişi koluna girip kaldırdı ve kenara çekti.Koşuşanlara “sakin olun “uyarıları yapılıyor bir yandan.Tam bir dayanışma hâli var.Ama kimse birbirini tanımıyor.

Aktif bölgede kaldığım sürece polise taş atan kimse yoktu.Çevreye zarar veren de.

Ben de iki istasyonda(!) gözüme fıs fıs tabir edilen şişelerden süt olduğunu tahmin ettiğim sıvıdan sıktırdım ve azıcık rahatladım. Biraz dinlenmek ve hem gözümü,hem nefesimi normalleştirmeyi düşünüyorum.Gözlük almayı nasıl ihmâl ettiğim için de kendime kızıyorum.Hâlbuki yokuşa çıkarken tezgâhlarda baret,bez maske,gözlük işportada satılıyor.Ah benim saf kafam.Gözlük yaralanmamak ve gazdan korunmak içinmiş aynı zamanda,öğrenmiş oldum.

Yukarıdaki aktif alana bir grup çıkıyor,bir grup geri dönüyor.Gençler,genç kızlar ve kadınlar yoğun bir şekilde grupların içinde yer alıyor.Bu şekliyle bu kitlenin direnişinin son bulacağını tahmin etmiyorum.Azalır ancak bir kıvılcımla tekrar alevlenir.Çünkü kimseyi yönlendiren ,emir veren yok.Dip ten gelen ve gönüllülük barındıran bir tepki bu.Ve hiç biri çapulcu değil.”Marjşnal” grupların sloganları çok rağbet görmüyor.Sıklıkla “bu daha başlangıç,mücadeleye devam”,”tayyip istifa” sloganları atılıyor.Yoğun alkış var.Seslerini alkışla duyurmaya çalışıyorlar.

2 saati geçmesine rağmen nefesim ve gözlerim azalmasına rağmen yanmasına devam ediyor.Donanımım(!)yetersiz kaldığı için ,gençlerin bensiz biber gazı yemesine razı kalarak geri dönmeye karar veriyorum.

Galata Köprüsü üzerinde Kazlıçeşme Mitinginde konuşan başbakanı dinliyorum,telefonumun radyosundan;”bizim dönemimizde basın daha özgür”,”Ey CNN,Reuters,BBC, bunu da gör”diyor aralarda es verip yuhlatarak.Muhtemelen,meydandaki kalabalığı kastederek.

Gülümsüyorum,gelen geçen bana tuhaf tuhaf bakıyor.”Bu adam neye gülüyor?”diye.Metrobüse ulaştığımda mitingden dönenlerle karşılaşıyoruz.

Gözlemler, bi daha ki yazıya.

Not:Son yazımı Aralık 2012'de yayınlamışım.40'ımdan sonra İşletme diplaması almak için ara vermiştim,diplama tamam,Milliyet Bloga devam...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 879
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1752
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

1970 doğumluyum.Karadenizin bir sahil şehrinden, hayatın güler yüzlü tarafına tutunmak için İstan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster