Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
324
 

Cesur ol!

Cesur ol!
 

uyanış


Tüm anlamlar birbirine karıştı

Geçmişteki tüm redler ve var olmasına rağmen yok olanlar

Buna nasıl izin verdim?

İzin veren miydim yoksa sürüklenen mi?

Alışık durumları yaratmakta, kişisel illüzyonlarımızı oluşturmada herkes kendi ile yarışıyor.

Acı duyuyorum ve tüm isimleri aklımın oyunlarında bir çırpıda birbirine karıştırıyorum.

Neydi bunlar, açıklıkla göstermeli kendini ve seslerini ayırd etmeli, ortak kelimelerini seçmeli kulaklarım

Hepsinde ağızda berbat bir tortu kaldı

Tam tanımlayamadığım ama ortaklıkları aşıkare olan.

Kaygılarım, korkularım, kızgınlıklarım yine kervanın peşinden çoktan yola çıktılar. Ah o eski vefalı arkadaşlarım

Şefkate ihtiyacım var, dostlukla harmanlanmasına ve bulduğum şey yalnızca paketime gösterilen azgın bir ilgiden başka hiçbir şey değil.

Bu nedenle nasıl oluyorsa aslında şefkate ihtiyacı benden de fazla, ama bundan bi haber olduğundan dirençleri yüksek, zarar potansiyelleri tavan insanları buluyorum

Dirençlerini görmek belki daha ilginç kılıyor her şeyi.

Onları, içlerindeki kırıklıkları ve şefkate ihtiyaçlarını görüp yaralarını iyileştirmek istiyorum.

Kendilerini iyileştirebilme gücüne sahip olduklarını görmelerini sağlamak.

Neden? Bana ne?

Çünkü bunu duymaya ve delice, bunu bilerek aslında tüm çabalarımın nihai bir huzur oluşturabilme potansiyeli olduğuna umut duymaya ihtiyacım var.

Çünkü bu gördüklerim benim yaralarım. Ah kendi yaranı aynanın üzerinden merhem sürmeye çalışarak iyileştirebilir misin a çocuk…

Aslında kendime kızıyordum çok mu cafcaflı paketliyorsun kendini de bu durumları defalarca doğuruyorsun diye. Ama bugün ne gördüm. Aynı yerden gelen ama farklı yollarla paçayı kurtarmaya çalışmış 11 yıl farkla 2 küçük kızın birbirlerine baktığını. Böyle anlarda insan birilerini, özellikle de kendini nasıl kolayca yargıladığını fark ediyor.

Ben ne uzun yollar yürümüşüm…

Ve gerçekten çok önemli tecrübeler, hayat birikintileri ve farkında bir bene dayanak oluşturmuşum.

Aferin banaJ

Bunu gör yeniden yeniden…

Ve birilerini tamir etmek yerine acılarının farkında ol.

Her hayat onu yaşayanın sorumluluğunda

Başkalarıyla böylesine ilgili olmak, aslında nasıl sakat bir şekilde kendine baktığının en güzel göstergesi

Bu dolaylı yollar hep incitici oluyor.

Cesur ol!!!

Kendine dokun, aynaların söyleyebileceği günün ışığına göre değişken çünkü

Sen kendinin farkında ol. Tüm uzuvlarını, var oluşunu hissederek yaşa böylece kolaylaşacak hayat…

Aslında bir yanınla da öylesine kendine duyarlısın ki, başka hayatlar gibi uzun zaman sürüklenmiyorsun bu durumların peşinden. Arada ayarlar bozuluyor sadece. Bunu gör bunu takdir et. Sağlam bir iç pusulan olduğu ama bazı şeytan üçgenleri yakınlarında tabii onun da bozulabileceğini bilmeli insan. İşte o anlar insanın kendi farkındalığında duru bir su gibi kalabilmesinde sır.

Zaten ne bu korku, nasılsa tüm suretler ve durumlar bizim bilinç alanlarımızın yarattığı süreçler. Yani aslına yabancı değiliz hiçbir şeye ve hiçbir şey ihlal etmemekte sınırlarımızı. Yalnızca arkada depoya kaldırdığımız veya henüz paketi açmadığımız malzemelerle karşılaşıyoruz. Ama onlar hep vardı bizde, hep de var. Ve görmesini bildiğimizde, çok büyük zenginlik kapıları açıyorlar.

Şimdi korkuyorsun onunla konuşmaya

Çünkü bıktın sınır ihlallerinden ve bunun karşısındaki öyle safça çaresizliğinden

Ama bir sınır yok aslında koyabileceğin. Çünkü sınırlar aslında o kişilerin suretiyle karşımıza çıkan şeylere rağmen bizim kendimize izin vermemizle ilgili. Sen önemsiz, değersiz, kandırılan, kırılmış ve saldırganlaşmış, kendini anlatmak yerine sürekli taciz eden durumlara karşı netleştir kendini. Seni duymayan, duyamayanla ilişkine bak. Sonsuz kere kuruyor olduğun sahibine varamayan cümlelerine acı biraz. Çabana böylesine kolayca kıyma. Yoksa ismi Ahmet Mehmet ne değişir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynaların söyleyeceği günün ışığına göre değişken......Banyonuzdaki o loş ışığın yansımasıyla bakmayın içinize.Açın perdelerinizi.pencerelerinizide.ve salondaki o büyük aynadan içinizdeki çocuğa kocaman bir gülücük gönderin.sevgiyle...

selviyalnızlığı 
 27.06.2008 15:25
 

Bildiğim bir alfabeyle bilmediğim kelimelerle bildiğim ama dillendiremediğim şeyleri anlatmışssınız...Dilinize sağlık...

mustafa ceydilek 
 26.06.2008 19:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 566
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

Felsefeyi bitirdim önce, Psikolojik Danışmanlık, aile terapisi, pozitif psikoterapi, TA ve hayatımı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster