Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
947
 

CHP’de tek sorun bıyıksız ve kasetli Baykal mıydı?

CHP’de tek sorun bıyıksız ve kasetli Baykal mıydı?
 

Sanırım artık çoğumuz “Baykal”, “kaset”, “CHP” gibi kelimeleri duymaktan bıktık. Ama çok hevesli olmasak da sayısız boyutu olan bu olayı bir süre daha izlemeye ve yorumlamaya devam edeceğiz. Skandalın patladığı günden itibaren herkes gibi ben de bu görüntüleri kimin, hangi amaçla kaydedip hangi sonucu elde etmek için bu tarihte yayınladığını anlamaya, ortaya çıkan her yeni gelişme, bilgi ve duruma göre de olayın farklı bir tarafından bakıp yorumlamaya çalışıyorum. Tabii yaptığımız değerlendirmeler sonu hep –dir’li –dır’lı hüküm cümleleriyle bitse de tamamıyla birer tahmin ve akıl yürütmekten ibaret. Bu işin aslını sadece Baykal’a bu tuzağı kuranlar ile Baykal’ın kendisi biliyor. Onlar çıkıp her şeyi açık açık anlatana kadar (büyük ihtimalle bunu hiçbir zaman yapmayacaklar) bütün yorumcuların yegâne argümantasyon malzemesi de tahmin ve akıl yürütmeden ibaret olacak.

Gelinen aşamada o kasetin gerçek mi düzmece mi olduğu, kimler tarafından çekilip yayına verildiğinden ziyade yarattığı sonuç önem kazandı. Bu görüntüler isterse yüzde yüz sahte olsun, neticede Baykal koltuğunu kaybetti. Üstelik çok trajik ve utanç verici bir darbeyle devrildi. Bence Baykal’ı en sadık dostlarının yalnız bırakması o görüntülerin yayınlanmasından daha fazla kahretti. Dünün imanlı Baykalcıları birkaç saat içinde 180 derece dönüş yaptı. Baykal'ı diri diri mezara gömdüler, çıkar mıkar diye de üzerine kamyon kamyon toprak döküyorlar.

Baykal istifa ederken büyük ihtimalle bu sonucu beklemiyordu. İstifadaki amacı siyasete veda etmek değildi. Bunu satrançta daha iyi bir konuma gelebilmek için taş feda etmek gibi bir hamle olarak düşündü. Skandaldan Hükümeti sorumlu tutarak bütün dikkatleri istifa olayına yoğunlaştıracak, böylece kamuoyu onun genel başkanlıktan ayrılışı olayına odaklanacak ve skandal geri planda kalacaktı. Bu arada sadık adamları ona “geri dön” diye yalvaracak, kurultayda başka aday çıkmayacak ve o da güven tazelemiş olarak koltuğuna yeniden oturacaktı. Yani bu boş silahla yapılan bir çeşit Rus ruleti blöfüydü. Baykal böyle bir cesaret gösterisi ve özgüvenle tetiğe bastı ve ama silah patladı. Nasıl oldu da patladı? Çünkü en yakın arkadaşları Baykal'ın haberi olmadan o altıpatların topunun bütün gözlerini mermiyle doldurmuşlardı. Yine de Baykal bu patlamayla ölmedi; biraz yardımla kurtulabilirdi. Ama Baykal’ın CHP yönetim kadrosuna kendi eliyle doldurduğu en yakın adamları yaralıyı kurtarmak için acil servise götürecekleri yerde o daha ölmeden öldü kabul edip apar topar morga kaldırdılar. Oradan çıkmasın diye de morgun kapısına kilit vurup nöbetçi diktiler.

Yani Baykal istifa etmekle siyasi hayatının en büyük hesap hatasını yaptı. Onu asıl götüren de bu hatası oldu. Baykal’ı kaset ya da suçladığı Hükümet falan değil en yakın dostları hançerledi. Kaseti sızdıran şimdilik belli değil ama onu kullananlar apaçık ortada; o da yabancı değil Baykal’ın CHP içindeki en yakın adamları… İleride bir gün o kasetin CHP içinden birileri tarafından sızdırıldığı ortaya çıkarsa kimse şaşırmasın.

Ne yazık ki mesele bir siyasetçinin ahlak dışı bir oyunla saf dışı edilmesinden ibaret değil. Şu andan itibaren asıl önemli olan bu sonucun başka hangi sonuçlara yol açacağıdır. CHP’lilere ve bir süredir utancından CHP’li olduğunu bile söyleyemeyen “gizli” CHP’lilere bakarsak Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesiyle her şey güllük gülistanlık hale geldi. Oldu bitti, CHP değişti, hatta iktidara bile geldi ve de Kılıçdaroğlu şu anda Başbakan! Şaka yapmıyorum, gerçekten bu kesimden birçok kişide böyle bir ruh hali var. Bu fikre nasıl varıyorlar, doğrusu çok merak ediyorum.

CHP’de Baykal’dan başka ne değişti ki, bu parti seçmenin desteğini alsın? Kılıçdaroğlu’nun Baykal’dan siyasi anlamda ne gibi bir farkı var? Kılıçdaroğlu’nun Baykal’dan farkları, bıyığının oluşu, kasetinin olmayışı, bir de ondan on yaş genç oluşu gibi geliyor bana... Daha doğrusu kendisi bunlardan başka Baykal’dan ne gibi bir farkı olduğuna dair bize şu ana kadar herhangi bir ipucu vermedi. Dürüstlükse Baykal şu kaset olayına kadar siyaset âleminin en dürüst adamıydı. Hem siyasette tek malzemesi “dürüstlük” olan politikacılara çok dikkat etmek lazım… Kendileri kişisel anlamda dürüst olabilirler ama en rezil soygun düzenlerinin devamında kilit rol oynayabilirler. Bunu Ecevit dönemlerinde yaşadık.

CHP’de tek sorun Baykal mıydı? Daha 15 gün öncesine kadar Baykal ne dese bu CHP’lilerin tümü avuçları patlatırcasına alkışlamıyor muydu? Bu adamlar o görüşlerini değiştirdiklerine ve değiştireceklerine dair en ufak bir ipucu vermediler. Anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında Meclis’te demokratikleşmeye karşı aslanlar gibi mücadele ediyorlardı, bugün de aynı yerdeler. Ne kadar ateşli Ergenekon avukatı varsa bugün hepsi full kadro Kılıçdaroğlu'nun etrafında... O nedenle bu ilkesiz adamlarla ve bu şekilde gelecek "değişim" şahsen beni hiç heyecanlandırmıyor.

Yine de karar vermek için henüz çok erken. Baykal, 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminden beri siyaset adına çok kötü bir siyaset yaptı. Hatta buna siyaset bile denemez. Tam anlamıyla bir “siyasetsizlik siyaseti” izledi. Meclisin alacağı her önemli kararda parlamentoyu kilitleyerek vesayet organlarını devreye soktu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde göz göre göre faul yapıp Meclisin Cumhurbaşkanı seçmesini engelledi. Bu yüzden 22 Temmuz seçimlerinde halktan fena dayak yedi ama hiç uslanmadı, aksine bu siyasetsizliğin dozunu arttırarak devam ettirdi. Başörtülü kızların üniversiteye girebilmesine imkân sağlayan anayasa değişikliğini iptal ettirip AKP’nin kapatma davasına zemin hazırladı. Hiç gereği ve ihtiyacı yokken Ergenekon avukatlığına soyunup bu oluşumu kendi kamuoyu nezdinde meşrulaştırdı. Hükümetin çeşitli konularda attığı bütün çözüm adımlarını sabote etmek için var gücüyle mücadele etti. Kürt açılımını, Ermenistan’la diyalog çalışmalarını engelledi. Hele şu son anayasa değişikliği çalışmaları sırasında sergilediği anti-demokratik duruş biraz aklı vicdanı olan herkesi siyaset adına utandırdı.

Bu nedenle Baykal’ın tasfiye edilmesi bir boyutuyla da çok hayırlı oldu. Şimdi Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’nin bu ülkeye ve CHP’ye yapabileceği en büyük iyilik siyaseti yeniden kendi doğal mecrasına oturtmasıdır. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir niyeti, sorunu var mı yok mu göreceğiz. Şu ana kadar edindiğim izlenimler pek umut verici değil. Ancak bunun asıl işaretini Kurultay sonrası vereceği mesajlarda ve referandum sürecinde alacağı tavırda göreceğiz. Şimdilik CHP'deki bu değişimin hayra vesile olmasını umut etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hazırlanan senaryonun arkasında kimlerin olabileceğini iyi düşünmek gerek. Belki de senaryo hazırlanırken bizzat Baykal içindeydi. blog.milliyet.com.tr/CHP_nin_kalemsorlerine/Blog/?BlogNo=243798

Yüksel ÖNAÇAN 
 21.05.2010 17:24
 

Aslında bu iki olayda bile, Baykal ve Sav’ın güç çekişmelerinin ne boyutta olduğunu ve kimin ne kadar gerçekte örgüte ve partiye hakim olduğunu görebiliriz. Şimdi Sayın Sav, yapılacak parti tüzüğü değişikliğiyle sembolik hale gelecek olan Genel Sekreterliği bırakıp, Örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı talep ettiğine dair haberler çıkıyor. Şaşırmadım. Ben kısa vadede CHP’de kolay kolay suların durulamayacağına inanıyorum. Daha hamle yapmayanlar var ve bunları yabana atmamak lazım. Bir “Dersim” atışması yaşamıştık hatırlarsınız. Bu atışmada taraf olanlar hala suskun ve üstelik bunlar eski “monşer”lerden oluşuyor. Strateji konusunda iyi berer ustadırlar. Kısacası bu hamur daha çok “su” götürür diyorum. :)) Sayfanızda düşüncelerimi misafir ettiğiniz ve şahsıma katlandığınız için size ayrıca teşekkür ederim. Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 21.05.2010 16:40
 

Baykal ve Sav ilişkisine birkaç örnek; Yakın geçmiş zamanda Sav’ın, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ile ilgili bir söylemi oldu. Bu konularda gaz-çok duyarlı olan Sayın Baykal (ki, Hacı Bektaşi Veli, Şeb-i Arus, Kutlu Doğum gibi kutlamalarda yaptığı konuşmaların içeriklerini göz önünde bulundurursak) bütün ısrarlara rağmen, Sav’ın üzerine gitmedi. Aslında, gitmek istemediğinden değil de, gidemediğindendi diye düşünüyorum. Malum olduğu üzere bir “Mehmet Sevigen” operasyonu yaşandı yakın geçmiş zamanda. Sayın Sevigen, Baykal’ın en has dostlarındandı ki, hala da öyle olmaya devam ediyor. Bunu Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasına müteakip, adaylığına verdiği tepkileriyle de ortaya koyduğunu sanıyorum. Sevigen olayında, Sav’ın taraf olduğu, basında çarşaf çarşaf deklare edildi. Peki Sayın Baykal, Sevigen’i savunmadı mı? savunamadı mı?. İşte burada da, Sav’ın parti içinde ve örgütteki ağırlığını bilen Baykal’ın geri adım atmasına neden oldu... Devam edecek...

Yorum Dükkanı 
 21.05.2010 16:37
 

:)) “Hocam bakıyorum siz CHP’yi bayaa iyi takip ediyorsunuz. Şahsen ben çok yakın zamana kadar Önder Sav’la Baykal arasında bir çatışma olduğunu bilmiyordum” cümlenize istinaden birkaç cümle daha yazma gereği duydum. Sözü fazla uzatmadan söylemek istediklerime gelmek istiyorum. Kısaca; Sevgili Ülkemde olmasını istediğim en önemli şey: Güçlü İktidar, Güçlü Muhalefeolmak yerine birbirlerinin ufkunu genişletme misyonuna kendilerini adarlarsa, biz vatandaşlar için daha yararlı şeylerin ortaya çıkacağına inanıyorum. Sayfanızı sürekli takip ederim. Bu noktalarda, zaten farklı düşünmediğimizi düşünüyorum. Fakat CHP meselesi bildiğiniz üzere çok basit bir mesele değil bence. İlişkiler bir örümcek ağı gibi birbirine girmiş ve belli menfaat çıkarlarının üzerine oturtulmuş durumda gibi geliyor bana. Menfaat çıkarları değil de, çatışmaları yaşandığında da çatlamalar gün yüzüne çıkıp ben buradayım der gibi sesleniyor bizlere... Devam edecek...

Yorum Dükkanı 
 21.05.2010 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3543
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster