Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
522
 

Çocuğum dersini çalış!

Çocuğum dersini çalış!
 

Anne olmak da kolay değildir, baba olmak da!
Tabii "aileye gelir sağlasın, ırkımız çoğalsın" gibi eften püften sebeplerle çocuk yapan ebeveynlerden bahsetmiyorum.
Yürekleri evlat sevgisiyle dolu olan güzel insanlar benim konum.

Bu güzel insanlar evlâtlarının okuyup, büyümeleri, ülkelerine ve kendilerine faydalı
olabilmeleri için her türlü fedakâlığı yaparlar genelde. Onlar için varsa yoksa evlâtlarıdır.
Hep imrenmişimdir böyle ana, babaların çocuklarına.

Evlâtlarına bu derece düşkün birçok ebeveyn maalesef aşırı sevgi ve ilgiyi yanlış bir
şekilde dışa aktarabiliyorlar bazen.
Çoğumuz "Dersini çalış çocuğum!" sözünü sık sık duymuşuzdur.
Genellikle anneler söyler evlatlarına bu sözleri.
Çocuklar dinlerler ama çoğu kez niye ders çalışmaları gerektiğini kavrayamazlar genç beyinleriyle.
Ders çalışmadan sınıf geçme plânları yaparlar, kopyalık hazırlarlar, öğretmenin önlüğünden
not defterini çalıp notlarını düzeltirler vs.
Türlü türlü oyunlar akla gelir de oturup ders çalışmak akla gelse bile tatbik edilmez çoğu kez.

Ders çalışmak ağır bir yüktür çoğu talebenin sırtında.
Taşıyamadıkları, atmak istemelerine rağmen atamadıkları bir yük.
Bu yükü taşımayı becerirlerse ileride daha ağır yükler taşımalarının kolay olacağı,
hatta yük taşımadan rahat bir hayat sürebilecekleri örneklerle anlatılmaz.

Hep aynı sözler,
"- Çocuğum dersini çalış!" Hatta daha ileri gidilerek tatlı tehditler savrulur:

"- Bak dersini çalışmazsan akşam babana söylerim, o da sana kızar. Ama ben babanın sana kızmasını istemiyorum."

Mesela şöyle güzel bir misal vererek çocuklarımızı tahrik edemez miyiz?

"- Çocuğum bak derslerini çalışırsan başarılı olursun, okulunu da bitirirsin.
Diplomalı ama beyni boşluklarla dolu bir insan olmazsın ileride, bilgi yüklü, akıllı,
ne yapacağını bilen, davranışlarını kontrol edebilen eğitimli ve bilinçli biri olursun."

Çocuk bunları ilk anda kavramayabilir. Misallere devam edin lütfen!

"Çocuğum diyelim ki derslerini çalışmadan, öğrenmeden,
eğitim sisteminin bozukluğundan istifade ederek ve birtakım hilelerle diplomanı aldın.
Sonra da mesela bir uçak şirketinin yöneticisi oldun.
Uçakların bakımlarının her uçuştan önce yapılması gerektiğini önemsemeyebilirsin.
Çeşitli hilelerle resmi makamları aldatıp, rüşvetle filân bakımsız uçakların uçmalarını ve
günün birinde yere çakılarak 57 kişinin hayatlarını kaybetmesine sebep olabilirsin.
57 kişinin hayatlarını kaybetmelerinin hesabını burada versen de öbür tarafta veremezsin."

Çocuk şaşırmıştır belki de. Birşeyler ikram edin, meşrubat, çerez filân.
Devam edin konuşmaya. Maksat çocuğunuzun bilinçli şekilde tahsil etmesiyse,
siz de bilinçli bir şekilde davranacak ve bazen buna benzer konuşmalar yapacaksınız.

"Evladım bak, politikacılarımızın bir kısmı eğitimsiz, bir kısmı da diplomalı cahil.
Zamanında bilinçli olarak çalışmamışlar derslerini.
Çoğu bir yabancı dil bilmedikleri için dünya liderleriyle etkin diyalog kuramıyorlar.
Yabancı dili sadece geçer not almak için değil, ileride kullanmak için, içine sindire sindire öğrenmelisin.
Bu güzel ülkenin güzel insanlarının daha güzel yaşam şartlarına kavuşmaları için hepimizin eğitimli olması gerekir.
Eğitimsiz toplumların yükselmesi zor."

Çocuğunuz bu arada size sorular sorarsa sabırla dinleyip, mantıklı cevaplar vermelisiniz.
Aldatmaca, uyduruk cevaplar çocuğun kafasını karıştırabilir. Size olan güveni azalır, hatta kaybolur.
Sizin açıklamadığınız bir konuyu, o nasıl olsa bir şekilde öğrenir.
Günümüz teknolojisinde kimseden bir şeyi gizlemek mümkün değildir.
Sizlerden öğrenmesi daha kolay ve faydalı değil mi?
En azından sizden öğrenirken zaman kaybına uğramaz, öğrenmenin sınırlarını aşmaz.

Sevgili anne babalar, çocuğunuza "Dersini çalıştın mı?" veya "Dersini çalış!" demenize gerek yok, ona derslerini çalışıp, bilinçli bir şekilde, aldığı eğitimin hakkını vererek diploma aldığında ileride bunun kendisine sağlayacağı faydaları misallerle anlatarak bilinçlenmesini sağlayın lütfen! Uzaktan kontrol etmekle yetinin.
Ders çalışması için gerekli ortamı hazırlamak da ebeveynlerin işi tabii.

Benim çocukluğum büyük bir Rum evinde geçti. Şu anda da bu evin sahibiyim.
Tamamen çağdaşlıktan uzak bir ev. Kocaman bir taşlık, lüzumsuz büyüklükte bir teras ve mutfak.
Bir oda aşağıda, 2 oda orta katta vs.
Biz hep ebeveynimizin karyolasının da bulunduğu odayı oturma odası olarak kullandık.
Sık sık misafir gelir ve bizim ders çalışmamız da ertelenirdi.

Ne de olsa çocuğuz. Gelen misafirin çocukları da oluyor, muhabbete dalıyorduk.
Bu durumda aynı odada ders çalışma imkânımız olmuyor, aşağı odaya indiğimizde de ders çalışmak yerine başka meşguliyetler buluyorduk.

Ne annem, ne de babam bana niçin ders çalışmam gerektiğini sakin bir şekilde, benim sorularıma da cevap vererek açıklamadılar. Biz çocukların önünde de sık sık münakaşa ederlerdi rahmetliler.
Tabii bu durum bizim sağlıklı bir şekilde öğrenmemizi engelliyor, tahsile devam hevesimizi kırıyordu.

Annemin sık sık söylediği "Dersini çalıştın mı?" sözlerinin hiçbir faydasını görmedim.
Aksine çalışmak istediğim anda bile annemin "Dersini çalıştın mı?" sözlerinden sonra sırf inat için çalışmadığımı hatırlıyorum.

Bugün bu konuya değinmemin sebebini de açıklayıvereyim. Esra Ceyhan'ın Gündüz Programı'nda türkücü Ceylan ve sempatik kızı Melodi konuk olarak bulunuyorlardı. Ceylan, kızına devamlı olarak "Dersini çalış!" diyormuş ama Melodi her nedense çalışmıyormuş.

Bu yazımla çocuk sahibi bazı arkadaşlarımızı düşünmeye sevk edebildiysem ne mutlu bana! Hepinize saygı ve sevgiler.
Mustafa Mumcu, 30 Kasım 2007 Saat: 20:20

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım güzel bir yazı, yüreğine sağlık..Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 03.12.2007 22:07
Cevap :
Sevgili Esma Hanım, gazeteci, editör bir arkadaşımızın yazımı beğenmesinden mutluluk duyduğumu bilmenizi isterim. Samimi olduğuna inandığım güzel düşüncenizi belirtmek nezaketinde bulunduğunuz için de teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.  04.12.2007 0:22
 

Pardon pardon ! Aynı yazıyı tekrar okumuşum yahu!! Olsun bir yorum daha yapayım bari! Bu kez haklısın Mustafa Bey! İkinci okuyuşumda sana hak verdim. Yazılarını iki kez okuyacağım artık!!! Gene iyi geceler!! Gene selamlar.

Ahmet Balcı 
 02.12.2007 19:32
Cevap :
Sevgili Ahmet Balcı, ben senin yazdıklarını 3 defa okuyorum yine anlayamıyorum. Ya ben cahal:) biriyim ya da senin yazılarını anlamak gerçekten zor. Mail adresimi versem bana her yazının mealini de gönderir misin? Lütfen ya! Çok hoşuma gidiyor senin "Aman avcııı..." makamındaki yazılarını okumak. Bunlar şaka tabii. İlk okuyuşta hemen anlıyorum da anlamamazlıktan geliyorum.:) Bu da şaka. Şimdiki yazacaklarım ciddi. Beni önce "Doğrucu Davud" diye bir hırpaladın ama yazıştıkça birbirimizi sevmeye ve sempatik bulmaya başladık. Bu da beni mutlu ediyor. Keşke birbirleri hakkında iyi düşüncelere sahip olmayan kimseler de konuşma, yazışma imkânı bulsalar da birbirlerini sevmeye başlasalar. Benim şu anda yanlış anlaşılma sebebiyle konuşmadığım, irtibatım kopuk çok insan var çevremde. Ama sadece benim gayretimle yürümediği için kopuk bıraktım. İki taraf da iyi niyetli olmalı. Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.  02.12.2007 21:22
 

Hayatımda en nefret ettiğim kelimelerdir... Bu başlığı görünce bile nasılda beni etkilediğini hatırladım... Tüylerim diken diken oldu adeta...Nasıl kızardım çocukluğumda anneme?... Bir gün öyle büyük tepkiyle bağırdım ki...Yeter yeter bıktım senin bu dersini çalış çocuğum demenden ben biliyorum ne zaman ders çalışacağımı... Annem çok şaşırmıştı... Gösterdiğim bu tepkiden sonra bir daha bana hiç sormadı belkide cesaret edemedi... Ve hiç bir zaman iki çocuğumada bu kelimeyi kullanmadım...Asla kullanılmasına müsade etmedim... Eğer doğru eğitim verilirse çocuk zaten dersini çalışır... Zorla hiç bir şey yaptırılamaz... Önemli olan o sorumluluğu aşılamaktır diye düşündüm ve çocuklarımda aynen uyguladım... İki oğlumda derslerinde oldukça başarılı oldukları için şükürler olsun ki bu kelimeyi bana kullanmaya mecbur etmediler... Hoş etseler bile sanırım yine de kullanamazdım... Sevgiler selamlar...

Zeynep Gülay 
 01.12.2007 0:26
Cevap :
Sevgili Zeynep Hanım, Düşüncelerinize tercüman olmuş, anılarınızı tazelemişim yazımla. Demek ki siz de benimle ve bizim gibi sayısız kimseyle aynı problemleri yaşamışsınız. İletişim çağında da çocuklarını aynı sistemle eğitmeye çalışan, ders çalışmaya zorlayan anneler varsa yazdıklarımızı da okuyorlarsa bazıları belki de düşünürler. Sizin yorumunuzdaki düşüncelerinize aynen katılıyorum. Saygı ve sevgilerimle.  01.12.2007 9:22
 

Sevgili yazarım, ben de şimdi çocuk yetiştirme konuşunu işliyorken sizin bloğunuz dikkami çekti. "Çocuğum dersini çalştın mı?" Gerçekten de ben öğrencilik yıllarımda annem den bu lafları ben de çok işitmiştim. Ders çalışmak istesem de bilerek çalışmazdım. Şimdi ise bir kere olsun kızıma ders çalışta demedim. Demem de. Çünkü kızımın karnesi hep pekiyi ile dolu. Okuldan gelir gelmez hemen dersini yapıyor. Şunu demek istiyorum. Çocuğunun içinden gelmesi lazım. Bir de dediğiniz gibi çocuğa dersini çalıştın mı diyeceğinize çocuğunuzun aklına girip okumayı sevdirmeliyiz. Bloğumu yarına kadar yayına vereceğimi umarak saygılar sunarım efendim.

Ahmet Üstündağ 
 30.11.2007 23:47
Cevap :
Sevgili kardeşim Ahmet Üstündağ, Çocuk eğitimi konusundaki bu düşüncelerime katılmana sevindim. Bazı ebeveynler var ki ezberlemişlerdir, "Dersini çalış" diye diye çocuğu ders çalışmaktan soğuturlar. Bir de havalara girerler, "aç mı bırakıyoruz, susuz mu? "Senden tek isteğimiz okuman." Buna benzer sözlerle çocuklarına okuma zevki aşıladıklarını zannederler. Tabii çocuğun içinde de olmalı okuma isteği. Ama ebeveynler de çocuğa okumayı, öğrenmeyi sevdirebilirler. Saygı ve sevgilerimle.  30.11.2007 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3076
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster