Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
251
 

Çocukla Övünme Üzerine

Çocukla Övünme Üzerine
 

Yavrusuna hem annelik hem babalık yapmak zorunda kalan bir çok anne  veya babadan biriyim. Bu yükün ağırlığı o kadar fazladır ki bu öyle empati yapılarak anlanabilecek bir duygu veya olgu değildir. Mesela çok ufak bir örnek verecek olursak; Çocuk yanlış birşey yaptığında önce baba rolüne girip kızar sonra anne olur ve onu teskin edersiniz. Rolleri sıklıkla karıştırdığımız  olur. Bu olaya eskaza kendisini bir şey sanan eğitimli ama karakterlerini eğitememiş insanlar şahit olursa da o insanlardan bolca eleştiri alırsınız ve sanki sizin hayatınızı kendileri yaşıyormuş gibi bir tutum içinde bulunmalarına ise deyim yerindeyse dişlerinizi sıkarak sabredersiniz.

Çocukluğumdan bu yana sanatın her dalını seven, sosyal bir insanım. Bu özelliğimden dolayı kızımı da sanata yönlendiriyorum. Çocuğumu izliyor neye yeteneği var veya yok anlamaya çalışıyorum zira eğitime ve sosyalliğe önem veren her  ebeveyn çocuklarının neye istidadı olup olmadığını anlar.  Yoksa dökme su ile değirmenin dönmeyeceğini herkes bilir. Beni şaşırtan bir kaç çizim ve melodika ile daha nota bilmeden bir şarkının notalarını kendi kendine çıkarmış olduğunu görünce hem şaşırdım hem sevindim. Önce piyano, 1 sene aradan sonra da keman kursuna gönderdim. Şu an devam etmekte. İkisinde de başarılı olması, çocuklarının başarısında gururlanan mutlu olan her ebeveyn gibi beni mutlu ediyor.

Piyanoyu on parmak çalmayı ve öğrendiklerini unutmaması için ayaklı piyano alamasam da bir org aldım. Özendirmek ve heyecanını yenmesi için  bu iki enstrumanı çaldırıp videoya çekiyorum. Bunları facebook ve instagram hesaplarımda paylaşıyorum. Beğenilmek her insan her çocuk gibi hoşuna gidiyor ve kaldı ki bir çocuğun o yaşlarda ihtiyacı olan en önemli davranış, önemli olduğunu hissetmek ve takdir görmektir. Ortada bir emek vardır ve çocuğun emeğine saygı duyulmalıdır  kanaatindeyim.  Benim yanımda çalarken bile nasıl heyecanlandığını görmenizi isterdim. 

Bu kurslardan önce de  tekvandoya gönderdim bedeninin esneklik kazanması için. Tüm bu aktivitelere yönlendirmemde en dipte yatan temel amacım toplum içerisinde özgüveni oluşmasını sağlamaktı. Daha 7 yaşında o küçücük ayaklarıyla tahta kırıyordu. Sırada basketbol kursu var. Kemikleri gelişsin ve boyu annesi gibi birbuçuk olmasın diye :)

Ben bunları niye anlatıyorum gelelim asıl meseleye. 

Ben burada ve sosyal medyada ne kendi anneliğimi ne de çocuğumun yeteneklerini övüyorum. Ne bir başka anne ile kendimi yarıştırıyor ne de  çocuğumu başka çocuklarla yarıştırıyorum. Gösteriş yapmaksa en kaçındığım davranıştır. Buradaki ilk amacım; Eğer bu tür yetenekleri varsa çocuklarımızın, bunları paylaşarak çocuklarımızı yüreklendirmek, çocukları ve anne babaları özendirmek, çocuklarımızın beğenilme, toplumda kabul görme isteklerini pekiştirmek.

Çocuklarımızın en ufak bir başarısı mesela ilk adımı, ilk bay bay yapması, ilk ANNE veya BABA demesi bile bizim için nasıl büyük bir olaysa, kızımın bir şarkıyı bile hatasız çalması şu an benim için olay.

Bu yazıyı yazmamdaki ikinci amaç ise biraz farkındalık yaratmak. Sosyal medyada #Bırakın çocuklar sokaklarda oynasın, çocuğunuzu aktivitelere zorlamayın vb. paylaşımlar sıkça dolaşmakta. Ben kızımın3 ay yaz tatilini verimli ve etkin bir şekilde geçirmesini istiyorum. Söylememe gerek yok sanırım. Çocukların en verimli olduğu, ne verirseniz kaydettiği yaşlar bu yaşları. Keşke bizim zamanımızdaki gibi güvenli olsa sokaklar. Biz sokaklarda küfür filan öğrenmez, kendimizce  anlamlı derin işler yapardık. 80’ler de doğanlar bilir ve hatırlarlar. Binaların en alt katında arkadaş kulübümüz illaki olurdu. Başkan, başkan yrd. üyeler seçer, haftalık toplantılar gerçekleştirirdik. Kolye vb.birşeyler üretir, satardık. Bebeklerimizin elbiselerini kendimiz diker, topraktan kap kacak yapardık.  Yani aktivitelerimiz bile değerliydi.

Ben çocuğumu sokağa göndermiyorum. Göndermeyi de düşünmüyorum. Beraber sokağa çıkıp  yakan top vb oynuyor ona eşlik ederek bu ensarımsı bir kereden birşey olmaz diyenlerin yarattığı  güvensiz ortamda ona güven vermeye çalışıyorum. Kaldı ki enstruman çalmak vb faaliyetlerde bulunmanın, çocuğun motor gelişimini, el, beyin ve göz koordinasyonun aynı anda hareket etmesini sağladığı için derslerine, zekasına çok olumlu etkileri bulunuyor bildiğiniz üzere.

Etrafımda gördüğüm, kendisiyle ilgilenmekten çocuğu ile ilgilenmeyi unutmuş, veya laf olsun diye kursa gönderip kendisi konuya fransız kalmış bir çok anne baba var. Hele çocuk eğitimini iyi yedirip çocuğu şişirip ortaya salmayı marifet sanan anneleri gördükçe içimden diyorum ki #Kendini  eğitmek çok önemli bir meziyet.

Son zamanlarda öğretmenlerimizden sıkça duyduğumuz cümleyi nacizane hatırlatmak isterim.  

“Ailenin eğitemediğini hiç kimse eğitemez!”

Derine bakmasını ve görmesini bilmeyenler için gayet açıklayıcı bir anlatımda bulundum sanırım. Kıskançlık yapmayı ve eleştirmeyi bırakıp biraz kendimizi eleştirsek diyorum.

Nazar etme ne olur. Çalış senin de olur!

 

Melike ÇELİK

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynen katılıyorum. Çocuk temel eğitimini aileden alır. Okul çağında ve ergenlikte aileden aldıklarını çevresiyle karşılştırır ve belli bir yaşta karakterini oluşturur. Ne yazık ki veliler öğretmenleri, öğretmenler kendilerini bu anlamda "eğitici" zannetmektedirler. Oysa okulun verdiği kurumsal eğitimdir ve çocuk üzerinde etkisi zannedilenin çok altındadır. Son sözünüz "AİLENİN EĞİTEMEDİĞİNİ HİÇ KİMSE EĞİTEMEZ" yazınızı anlamlaştırıyor. Elinize sağlık.

DurmuşGüler 
 02.09.2017 10:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 278
Kayıt tarihi
: 02.07.11
 
 

1980 yılının buhranlı Ankara' sında gözlerimi dünyaya açmışım. Babamın işi nedeniyle çocukluk yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster