Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
392
 

Çocuklarımızı Koruyalım

Çocuklarımızı Koruyalım
 

Henüz 15 yaşlarındayken, kısa bir habercilik geçmişim olmuştu. Bir televizyon kanalının haber departmanında stajyer olarak göreve başlamıştım. Polisiyeye meraklı ve siyasetten de bir o kadar sıkılan yapım gereği, cinayet ve trafik kazalarına bakan departmandaki habercilerin peşine takılır giderdim. O günlerimi asla unutamam. İtiraf etmeliyim ki, ilk günün gecesi oldukça zor geçti. Altımı ıslatmaya ramak kala uyandığımı söyleyebilirim :) Zaten bir süre sonra annem tarafından görevimden alındım ve habercilik sayfası da benim için kapanmış oldu.

İlk gittiğim olay, cinayet mi kaza mı belli olmayan bir vakaydı; iddiaya göre avdan dönen eş, tüfeğini temizlerken tüfek ateş almış ve saçmalar eşinin kafasına isabet etmişti. Kadıncağız olay yerinde hayatını kaybetmişti. Bizim de görevimiz, bunu haber yapmaktı. Haberciler sırayla içeri alınıyordu. Her biri normal bir renkle içeri giriyorlar, çıktıklarında ise kireç gibi bir yüzleri oluyordu. Biraz tedirgin olmuştum açıkçası… Sıra bize geldiğinde usulca içeri girdim. Yerde, elinde bir üzüm tanesiyle yatan, başından da kanlar sızmış bir kadın, duvarda da ona ait bir çok parça ( detay vermek istemiyorum ) resimlemiştik. Manzara gerçekten korkunçtu. Ama o an aklımdan geçen o cümleyi hiç unutmadım. “ Pek de korkunç değilmiş, aynı Amerikan filmlerinde gördüğüm gibi! “

O yaşıma kadar o kadar çok polisiye ve gerilim filmi izlemiştim ki, bu manzaranın gerçekliğini kavramamış, etiyle, kanıyla yerde yatan kişiyle, makyajlı sözde ölüleri eş tutmuştum. O zamanlar farketmemiştim ama anne olduktan sonra bu halim beni dehşete düşürdü!

Bildiğiniz gibi, bizim çocukluğumuzda bile vazgeçilmeyen oyunlardı dövüş ve savaş oyunları… Teknoloji ilerledikçe oyunların görsel ve işitsel kalitesi artırıldı, gerçeğine iyice yakın hale getirildi. Bugün, milyonlarca çocuğumuz bilgisayarda üç boyutlu savaş oyunları oynuyor. Karakterler o kadar gerçekçi ki… Ellerindeki joysticklerle, mouse ve klavye tuşlarıyla o gözlerinin içine bakan çizgi adamları öldürüyorlar, o çizgi adamlardan fışkıran boya kanlara aşina ediyorlar beyinlerini. Gün geliyor, büyüyorlar biraz. Çok değil, birkaç yaş en fazla. Bazılarının şansı yaver gitmiyor ve eli silahlı adamlara dönüşüyorlar.

Yıllardır artan şehit sayımızı ve diğer cinayetleri düşünüyorum da… Bizim zamanımızda birini öldürme fikri her çocuk için çok korkutucuyken, şimdi evde vakit geçirmek ya da arkadaşlarla eğlenmek maskesi altında çocuklarımıza resmen katil olmanın talimi veriliyor. Çocuklar, bu tür oyunları oynadıkça, bu tarz filmleri izledikçe insan öldürmek daha kolay görünmeye başlıyor. Karşılarındakinin, tıpkı kendisi gibi ailesi, sevgilisi, hayalleri, evlatları olan biri olduğunu unutup çizgi karaktermiş gibi görme eğilimi artıyor.

Bu sebeple, çocuklarımızı bu tür oyunlardan uzak tutmamız insanlık adına bize artı kazandırır düşüncesindeyim. Çünkü kötü adamlara öğretilen ilk şey bu; karşındaki insan değil, sadece hedef. Bunu unutursan o seni öldürür vb. telkinlerle yetiştiriliyorlar. Ve biz bunu, üste para vererek kendi çocuklarımıza öğretiyoruz ne acı…

...

Dedim ya, yerde yatan maktül tıpkı filmlerdeki gibi görünüyordu diye… O vakadan sonra sıradaki işim ilk otopsime girmekti. Otopsi koridoruna girdim. Karşılıklı iki kapı da açık ve içeride iki bedenin otopsisi vardı. Birinden kaçarken ötekine yakalanıyordunuz yani. Onları görünce çıldıracak gibi oldum. Çünkü ben daha önce ne bir oyunda ne de televizyonda kafası bedeninin hemen yanında duran, göğüs kafesi yarılmış bir adam ve kafası tekrar bedenine dikilen bir teyze görmemiştim!! Yani, işin özü şu ki, beynim buna aşina olmadığı için o sahneyi kaldıramadım ama diğer olayda gayet sakin kalabilmiştim. Bilmem anlatabildim mi sevgili anne ve babalar?

Sevgiyle, güvenle, huzurla ve barışla kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 698
Toplam mesaj
: 177
Ort. okunma sayısı
: 2403
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

Dünyayı, yaşamayı ama adam gibi yaşamayı, arkadaşlığı, dostluğu ve en önemlisi çocuğumu, müziğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster