Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '06

 
Kategori
Oyuncaklar
Okunma Sayısı
1150
 

Çocukluk oyuncakları

Çocukluk oyuncakları
 

Bir an hepimiz oracıkta çocukluğumuza döndük, özenle sıralanmış camdan cemakanların içinde izlerken çocukluk oyuncaklarımızı..

Her gördüğümüz oyuncak karşında önce ağzımız açık kaldı yüzümüze yayılan gülümsemeyle, derken anılar geçti belleklerimizden. Ve hikayelerimizi anlattık birbirimize. Farklı yerlerde büyümüş, farklı ailelerde yetişmiştik hepimiz. Ama birbirimizden habersiz aynı oyuncaklarla oynamıştık. Kimi zaman benzer hayallerle..

Geçmişimizi getirmişti o oyuncaklar sanki bize geri. Sanki hadi dese içimizden biri, erkekler savaş askerleri ile galip gelmeye çalışıp mutlu olacaklardı yine çocukluk akıllarıyla.. Kızlarsa, mutfak setleriyle birbirimize çay pişirip misafir ağırlayacaktık yine.

Eski günlerdeki gibi…

Bazıları öyle muhteşem, değişik ve farklıydı ki, onlara hiç sahip olamadığımıza şimdi dertlenmiştik adeta. Dünyanın diğer başka başka uçlarında bizimle aynı yaşta, aynı duyguyla ne de güzel oyuncaklarla oynamıştı çocuklar. Şimdi o çocuklar nerededir acaba?

Günün birinde yolları bizim gibi bu çocuk oyuncakları müzesine düşse, onlar neler hisseder ki kimbilir?

Galiba ortak bir dilli vardı çocukluğumuzun. Oyuncaklarımızın da öyle. Kimisi daha albenili, daha gösterişili, kimi daha sade daha basit olsa da çocuk dünyamızla onları koyduğumuz yer bambaşkaydı sanırım.

Ayrı bir değeri, anlamı vardı o beşikte salladığımız bebeğimizin. Gözümüz gibi bakıp bir yerine bişey olmasın diye kimi zaman en sevdiğimiz arkadaşımızla bile paylaşamadığımız. Az ama öz sahip olunan şeylerin değeri daha bir başkaydı. Ve bu tadı almış bir kuşak olarak geçtik parlayan cemakanların önünden.

Yeni nesile çok da enterasan gelmese de bizim oyuncaklarımız, şaşkın bakışlarla baktılar onlarda çocukluğumuza..

Onlar hiçbir zaman ellerindeki oyuncakların tadına belki bizim kadar varamayacaklardı. Bir günlük hevesle oynayıp yeni çıkan başka oyuncağı tüketmek arzusuyla çekiştireceklerdi annelerinin elini..

Ve hiçbir zaman bezden bebek yapmanın tadını duyamayacaklardı. Bilemeyeceklerdi kolu kopan bebeği için, içinde yarattığı acıyı…

Bayram harçlıklarıyla, oyuncakçının önünden geçerken hep baktığımız oyuncağa sahip olmanın ne demek olduğunu hiç bilemeyeceklerdi. Ne yazık….

………….

Neşeli birer çocuk olarak çıkmıştık hepimiz o müzeden. Geride yeni nesil için biraz buruk bir gülümseme bırakarak…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 588
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir doğumluyum. İstanbulla 30'mdan sonra tanıştım, evlenip eşimin yanına gelerek. Özel bir bankad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster