Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '13

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
562
 

Coşkun Karabulut'a göre: “Kolay görünen zor: Şiir”

Coşkun Karabulut'a göre: “Kolay görünen zor: Şiir”
 

KOLAYSA BAŞINIZA GELSİN, ŞİİRSE ZOR İŞİN…

COŞKUN KARABULUT’A GÖRE: “KOLAY GÖRÜNEN ZOR:ŞİİR”

Şiir için düşünen, şiir sorunlarına kafa yoran, çözüm arayan, emek veren şairler de var ülkemizde. Daha nitelikli şiir, daha iyi şiir, daha çok okunan şiir adına...

Sık sık yinelenen sözü hepimiz biliyoruz; şiir artık okunmuyor, şiir kan kaybediyor, şiir kitapları satmıyor... 1990’larda, 2000’lerde iz bırakacak, adını geleceğe yazdıracak şairler çıkmadı deniyor. Ben bu denli umutsuz değilim. Ülkemizde iyi şiir yazanlar olmaz mı? Kuşkusuz insanın beğeni ölçüleri, algıları, seçenekleri değişiyor zamanla. Çok hızlı değişen koşullar, gündemler var. İyiye, güzele, olumlu gelişmeye yönelen şeyleri alkışlamamak olası değil. Şiir için de böyle bu. Ses getiren, kendini duyumsatan, anlatan, seçkinleşen,şiirin ayak seslerini duyuran şiirler yazılmıyor değil.

Şiiri hep kolay sanır aklı evveller. Vezni, ölçüsü, kalıbı olmayan özgür koşuklu şiirin, serbest şiirin çok kolay yazıldığını sanırlar. Araya biraz imge kırıntısı, anlamsız sözler koy, al sana şiir. Öyle midir gerçekten? Şiir bu denli kolay yazılan bir sanat ürünü müdür? Yıllardır şiir ortamının içindeyim, iyi kötü şiirler de yazdığım olur.

Ben bugüne dek şiirin o denli kolay yazıldığını hiç düşünmedim. Zorlanırım, sıkılırım, beğenemem. Yayımlanan kitaplarımdaki şiirlerimi yeniden okuyunca ne çok eleştiriler yöneltirim kendime; ne çok kavga ederim kendimle. Özeleştiri oklarını önce kendimde denerim. Eleştirilince de kırılmam, alınmam. Gereksiz, yersiz  övgüleri de alkışlamam. Ah bir eleştiriye açık olsak, katlanabilsek sonuçlarına. Şiirimiz de yazımız da daha düzgün işleyecek bana göre.

Coşkun Karabulut’ta şiirin kolay bir sanat dalı olmadığını savunanlardan. “Kolay Görünen Zor: Şiir”  diyor. Doğru söze ne denir. Ben de şiire bu gözlükle bakanlardanım.

Coşkun Karabulut, şiir severlerin yabancısı olmayan bir ad. 1956 yılında Sarıkamış'ta doğmuş. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü 1980 yılında bitirmiş. Mersin ve Adana'da çeşitli Bankalarda çalışmış. Karabulut’un yıllardan beri Fethiye Ölüdeniz Belediyesinde Sanatevi yöneticiliği yaptığını biliyorum. Orada bir çok sanat-edebiyat etkinliğine imza attığını da.

Altı şiir kitabının yanında “Sözcükler de Ölür” adlı deneme kitabı da bulunan Karabulut, bu kez şiir üzerine yazdığı denemelerini “Kolay Görünen Zor: Şiir” (*) adlı kitabında toplamış.

Kuşkusuz bugüne değin şiire ve şaire değgin çok değerlendirmeler, irdelemeler yapıldı, kitaplar yayımlandı. Bunların içinde ünlü şairlerimizin  şiir üzerine düşüncelerini okuduk, yararlandık. Bu tür kitaplar dün olduğu gibi bugün de yayımlanıyor.  Şairler sözlerini söylüyor. Kabul görür görmez, beğenilir beğenilmez; ama tartışma yaratması, el altında tutulması, baş vuru olarak da yararlanılması   açısından gerekli olduğuna inanıyorum bu tür yapıtların.

Karabulut kendi şiir bilgisi, şiir edimi, şiir deneyimi ışığında şairin yaşama biçimi, şiire duyarlılığı, yazma biçemi, imge, yaratıcılık, öykünme gibi konuları işliyor bu kitabında.“Şair nasıl yaşamalı, nasıl yazmalı ve nelere karşı duyarlı olmalı? Şiirde biçem, imgelerin gerçekliği, serbest nazım, yaratıcılık, öykünme” ve kendince öne çıkan  şiir konularına yer veriyor kitabına aldığı yazılarında.

Kitabın ilk yazısı şiir dili üzerine: “Dilin Şifreli Kanalı:Şiir” (s.8). “Şairler, içinde yaşadıkları toplumun bir bireyi olarak konuştukları dili, yine o içine doğdukları toplum içinde verilmiş halde bulurlar. Tüm diğer bireyler gibi toplumsal yaşama süreci içerisinde etkileşim sonucu dili öğrenir ve kullanırlar. Burada tüm toplum bireyleri için dil aynı uzaklıktadır.”

Birbirleriyle ilişki kurmak, bir şeyler söylemek, derdini anlatmak, mesaj vermek isteyenler bu dili kullanacaklardır. Bilinse de, söylense de yeniden pekiştiriyor sözü: “şiir, dili en etkili kullanma sanatıdır.” Dili iyi kullanmanın yolunu, yöntemini bilirseniz, daha baştan şiire doğru giriş yaparsınız. “Şairi şairi yapan bu dili kullanma biçimidir.” Karabulut “hem yalın, duru, anlaşılır, hem de etkili” bir şiir dili kullanmanın gereğini imliyor.

Kitaba adını verdiği yazısında (s.18) yaşadığı, gözlemlediği bir olaydan söz ediyor. Şiirleri üzerine görüş isteyen bir genç şiir yazıcısının şiire nasıl baktığını, uyak olmazsa bunların şiir olamayacağı algısına koşullandığını anlatıyor. “Şiir emek ister, okumak ister, bilmek ister, düşünmek ister.” Bunu gerçekleştiremeyenlerin de şair olamayacağına vurgu yapıyor: “Yazdıklarınızın şiir olmadığını anlamaya başladığınız andan itibaren, şair olma yolunda en önemli adımı atmışsınız demektir.”

Karabulut’un üzerinde önemle durduğu konulardan biri de “Günümüz İmgesel Türk şiiri” (s.29).   Birinci Yeni (Garip) ve İkinci Yeni şiiri üzerinde kısa bir gezintiden sonra Karabulut’un saptaması şu:”Halen daha en iyi şairler Birinci Yeni’den günümüze ulaşan şairlerle İkinci Yeni’nin birkaç şairi.” O zaman kusur kimde diye sormadan edemiyor insan. Karabulut’a göre “bunlara gerçek şiirin ne olduğunu anlatmamak, bunları yıllardır seçkilerde şair diye empoze edenlerin suçu. Yazık oluyor şiir ve güzellikler adına!”

Gerçekten sağımızda solumuzda şiir karalayanları izledikçe, hele şimdi bilgisunar olanaklarıyla varsıllaşan    şiir sitelerine yazanları gördükçe, bunca şair (!) varken, neden şiir okuru az, şiir kitapları neden çok az satıyor diye hayıflanıyoruz. Karabulut da bu konuya kafa yoruyor ve şu soruyu soruyor kendine: “On binlerce insan şiir yazdığına göre,  on binlerce şair olması gerekmez mi?(…)O halde hani nerede diğer şiir yazanlar ve neden görünmemektedirler?” Bu soruyu sorduktan sonra şu sonuca vardığını belirtiyor Karabulut: “Demek ki herkes şiir yazdığını sanıyor; ama yazdıkları şiir değil. Bunun böyle olduğunu insanlara söylemek de zor elbette. Şiirlerini ustalara gösterenlerin, yazdıklarının şiir olmadığını gören ustalara, onları kırmamak için bin dereden bin su getirerek bir takım öğütlerde bulunurlar.” (s.78)

İşte zor olan da bu; eleştiriye açık değiliz, eleştiriyi kırılganlık gösterip kabullenmiyoruz. Özeleştiri yapmıyoruz. Şiir karalayan nice insan da hemen kendini şairlik tahtına oturtuyor. Kimseyi de beğenmiyor, kendinden başka iyi şair olduğuna da inanmıyor.

Kitap üzerine çok söz edilebilir. Ancak bunca yıl şiirle uğraşan, şiire emeği geçen Coşkun Karabulut’un şiiri nedir, ne değildir, şiir nerededir, şiirin gücü ne kadardır; şiirde anlam, anlamsızlık, şiir dili, şairin yaşamı… gibi daha nice şiire ait konuyu gündeme taşımış Karabulut. Yaşadıklarından, gördüklerinden, okuduklarından kendi bilgisi, düşüncesi, görüş açısıyla değerlendirmeler, yorumlar yapmış yazar. Bir çok soruya kendi biçemiyle, bakışıyla yanıtlar veriyor, genç şairlere, şiir heveslilerine yardımcı olmaya çalışıyor.

 

(*) Kolay Görünen Zor:Şiir, Coşkun Karabulut, Bence Kitap Y. Mart 2012

NOT.

Bu yazı, Bursa’da yayımlanan ÇİNİKİTAP Dergisi’nin  Mayıs-Haziran 2013 tarihli 18. sayısında yer aldı.

    

 

  

 

Coskun Karabulut, Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba sevgili şairim, aziz hemşerim, şair dost Coşkun Karabulut'la ilgili eleştiri yazınızı ben de severek okuma fırsatını buldum. Kitap daha elime ulaşmadı ama Coşkun Karabulut'u tanıyorum. Az ve öz yazıyor.Çoğu zaman yazdıklarını beğenmiyor. Eleştiriye de açıktır. Dediğiniz gibi şiir zor yazılıyor.Düz olsun, serbest olsun şiir şiir olmalı.Sözcükler kerpiç gibi yerine oturmalı...Okuyucu bu şiiri bir kaç kez daha okumalı...Daha doğrusu şiir kendini okutmalı...Günümüzde güzel ve uzun ömürlü şiirler yazanlar da vardır.Lakin bir şiiri birkaç kez okuduğumu pek hatırlamiyorum.Şiiri kolaya alanlar vardır."İşte yazdım bu da burada bitti" diyorlar...Şiirler yazılırken insan terletmelidir. Terlenmeyen yazılan şiirler bence şiir değildir.Coşkun Karabulut'ta şiirlerini yazarken zor saatler yaşıyor diye düşünüyorum. Diyeceğim o ki şiir kolay yazılmıyor. Sevgili Karabulut'ta bu yolda gidenlerdendir...Selamlar ve sevgiler aziz dostum...

Abdülkadir Güler 
 25.09.2013 10:24
 

Değerli dostum kitabım üzerine ilk kez sizden bu kadar emek verilmiş derli bir yazı okudum mutlu oldum. Tesadüfen gördüm yazıyı. Emek verilmiş bir kitaba değerli zamanınızı harcayarak emek vererek yazdığınızı yazı için teşekkür ederim. emeğe saygı duyuşunuzu da ayakta alkışlıyorum. Saygılarımla

Coskun Karabulut 
 04.09.2013 9:21
Cevap :
Sevgili Karabulut, ÇİNİKİTAP Dergisi'nde çıkan yazıyı daha önce haber veremedim. Umarım dergi elinize geçmiştir. Beğendiğinize sevindim. Emek verilmiş kitaplar, hele de şiir üzerine yazılmış yapıtlar üzerine daha çok yazılmalı, paylaşılmalı elbette. Böyle bir çalışma için de tekrar kutluyorum sizi. Milliyet Blog okurlarıyla da aynı yazıyı paylaşmak istedim. Facebook’a da taşıdım yazıyı. Görüşmek dileği ile sevgiler, saygılar, selamlar.  05.09.2013 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1406
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster