Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2629
 

Çukurca Baskını PKK'nın "11 Eylül'ü" olacak!

Çukurca Baskını PKK'nın "11 Eylül'ü" olacak!
 

11 Eylül'de ne olmuştu, lütfen yeniden hatırlayalım...

11 Eylül 2011'de öğle sonrası televizyonlarımızı açtığımızda, haber kanallarımızın Amerika'dan canlı yayına geçtiklerine şaht olmuştuk. Sanki canlı savaş sahneleri gösteriliyordu. Görüntülerde bir yolcu uçağı ikiz kulelere çarpıyor, İngilizce ve Türkçe konuşan haber spikerlerinin heyecenlı konuşmaları birbirine karışıyordu.

Sahneler tekrar tekrar gösteriliyordu. Bir taraftan da canlı yayın devam ediyordu. Ben de bu haber yayınını heyecanla izliyordum. Olayın nedeni konusunda henüz bir açıklama yoktu. Büyük bir ihtimalle kazadır diye düşünüyordum. Derken bir uçağın ikiz binalara yaklaşması ve çarpması  canlı canlı gösterildi. Tekrar tekrar gösterilen çarpmalardan farklı bir çarpmaydı bu.

Kaza ihtimalini düşündüğümden ikinci bir çarpmanın olabileceğini aklımdan bile geçirmiyordum. Yani milyarda bir olabilecek bir kaza peş peşe olabilir miydi? Ama farklılığı da görmüştüm. Çok geçmeden ikinci bir çarpmanın olduğunun açıklanmasıyla Amerika'nın büyük bir terör olayıyla karşı karşıya olduğunu anlamıştım.

New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu İkiz Kuleler'in her birine çarpan iki yolcu uçağından kısa bir süre sonra bu dev gökdelenler kağıttan kuleler gibi yerle bir olmuşlardı.

Daha sonra iki uçağın daha teröristler tarafından kaçırıldığı, bunlardan birinin Washington D.C.'de Pentagon'a çarptığı, diğerinin ise yolcularla teröristler arasındaki mücadeleden sonra Pensilvanya kırsalına düştüğü açıklanmıştı.

Olayda 19 terörist ve 2974 kişi hayatını kaybetmişti.

Başta Amerika olmak üzere bütün dünya şoktaydı. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra tek süper güç olarak kalan, dünyanın jandarması diye adlandırılan, o zamana kadar hiç terör olayı yaşamamış ve çok güvenli görülen Amerika hakkındaki düşünceler bir anda tersine dönmüştü.

Peş peşe ve göstere göstere uçaklar hedeflere tam isabetle saldırıyorlardı, koca Amerika olayları sadece seyrediyordu. Dahası planlanmış başka olayların olma ihtimaliyle büyük bir panik yaşanıyor, Başkan'ın özel birimlerde korunduğundan bahsediliyordu.

Açıktan konuşulmasa da terör karşısında Amerika'nın çaresiz kaldığı ve terörün Amerika'yı teslim aldığı zihinlerde düşünülüyordu. Büyük bir yenilmişlik duygusu hakimdi.

Yerin yok yurdun yok, devletin yok, topun yok, tankın yok, uçağın yok, sen Asyadan kalk gel Amerika'ya, 19 kişiyle Amerika'nın uçağıyla Amerika'nın kalplerini birer birer yok et! Buna karşılık Amerika'nın süper silahları ve süper ordusuyla saldırabileceği bir hedef de olmasın! Amerika adeta hayalet bir düşmanla karşı karşıyaydı.

İlk etapta, bütün dünyaya hükmeden Amerika, teröre yenilmişti. Büyük bir psikolojik travma yaşanıyordu.

Sonrasi malum... Amerika meşru mudafa hakkını kullanacaktı. Tek kutuplu dünyada Amerika'nın bu hakkını kullanmasına itiraz edecek, Amerika'nın da çekineceği bir devlet yoktu. Amerika bu olayı bahane ederek, uçak gemileriyle ta Amerika'dan kalkıp geldi, bu olayı gerçekleştiren El Kaide örgütünü barındıran Afganistan'ı işgal etti, sonra da Irak'ı. Bu şekilde Amerika hem yeniden moralını düzeltti hem de bu vesileyle kendisine düşmanlık yapan devletlerin yönetimlerini değiştirdi ve kendisine bağladı.

Geçtiğimiz aylarda El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in Pakistan'da bir evde öldürülerek cesedinin Hint Okyanusu'na atılmasıyla nihai kazananın Amerika olduğu tesçillendi.

11 Eylül saldırısından Amerika o kadar kazançlı çıktı ki, bazı komplo teorisyenleri, bu olayı Amerika'nın tezgahlamış olabileceğini iddia etmektedirler.

***

19 Ekim 2011 günü gece vakti PKK'nın 200 kişiyle Hakkarı'nın Çukurca ilçesindeki 8 hedefe havan ve roketatar silahlarıyla aynı anda saldırarak geride 24 şehit ve 18 yaralı bırakarak kayıplara karışmasını sabahleyin televizyonlardan izlerken millet olarak Amerika'nın 11 Eylül duygularını yaşadık.

Bir ilçede bir geceliğine de olsa koca Türk Silahlı Kuvvetleri teslim alınmıştı. Saldırıda eli kolu bağlanmış, çok sayıda şehit ve yaralı vermşti.

Büyük bir moral bozukluğu vardı, infialin yanında şok yaşıyorduk. Nasıl olur da bir çapulcu takımı koca Silahlı Kuvvetlerin içine kadar girebilirdi? TSK bu kadar zayıf mıydı? Ya da çapulcu takımı dediklerimiz aslında çok mu güçlüydüler?

İlk maçı PKK kazanmıştı. İstediği psikolojik etkiyi topluma yaymayı başarmıştı. Tıpkı 11 Eylül'de El Kaide'nin başarması gibi. Terör örgütlerinin zaten esas amaçları da buydu. Yoksa hiçbir terör örgütü  düzenli bir orduyla karşı karşıya gelip erkekçe çarpışamazdı.

TSK için meşru mudafa hakkı doğmuştu. PKK'ya hak ettiği dersi verecekti. PKK Kuzey Irak'ta yuvalanmıştı. Daha önceki PKK saldırılarında Irak'ı işgal etmiş olan Amerika ve Kuzey Irak yönetimi Türkiye'ye engeller çıkarıyorlardı. Bu defa tam tersi bir durum var. Amerika yıl sonuna kadar Irak'tan çekilecek. Bölgede Türkiye'ye ihtiyacı var. Amerika'nın korumasından yoksun kalacak olan Kuzey Irak yönetiminin de Türkiye'nin korumasına ihtiyacı var. Ayrıca PKK Kuzey Irak yönetimi için de problem olmaya başladı. Türkiye'nin Kürt açılımı yapmasına rağmen, PKK'nın süreci sabote etmesi, Kuzey Irak yönetimini de rahatsız ediyor.

Demem o ki, nasıl ki Amerika'nın Afganistan ve Irak'ı işgal etmesinde karşısında bir engel yokdu ise, bu defa Türkiye'nin de önünde bir engel yok. Tam aksine bu defa hem Amerika hem de Kuzey Irak yönetimi Türkiye'ye yardım edecekler. Sözde değil, özde olarak.

TSK zaten PKK'nın son aylardaki saldırıları sebebiyle geniş kapsamlı bir temizlik harekatı için hazırlıklarını tamamlamış durumdaydı. Çukurca saldırısından sonra profesyonel komando birliklerinden oluşan 22 taburla sınırlar içinde ve dışında olmak üzere harekete geçti. Sınır ötesinde Peşmergelerin de istihbarat yardımı yaptıkları, PKK'nın şimdiden büyük kayıplar verdiği söylenmektedir.

El Kaide örgütünün Amerika'ya yaptığı saldırı dünya tarafından nasıl haksız görülüp lanetlenmişse, aynı şekilde Türkiye'deki mevcut hükümetin bahane olarak gösterilen kültürel, sosyal ve siyasi haklar konusunda büyük atılımlar yaptığı, bu kapsamda yeni anayasa hazırlığı içinde olduğu bir sırada PKK'nın bu saldırısı dışarda ve içerde haksız olarak görüldü ve lanetlendi. O kadar ki Osman Baydemir bile bu katliama isyan etti.

Bu haklılık ve destek içerisinde PKK'nın bu defa bitirileceğini, en azından etkisiz hale getirileceğini düşünüyorum.

"27 senedir bitmedi şimdi mi bitecek" diyenler olacaktır. Neden olmasın? Her şeyin bir ilki yok mu?

Zafer naraları attıkları 11 Eylül, nasıl ki El Kaide için sonun başlangıcı olmuşsa, aynı şekilde zafer naralarıyla kutlanan (Bazı internet sitelerinde bu görülebilir) Çukurca saldırısı da PKK için sonun başlangıcı olacaktır.

11 Eylül komplo teorisi gibi bir komplo teorisi de ben üretmek istiyorum. Çukurca saldırısının PKK açısından çok zamansız ve anlamsız olduğunu düşünüyorum. Başbakan da ilk açıklamasında PKK'nın intihar ettiğini söyledi. Acaba diyorum, PKK'yı bitirmek isteyen dış güçler mi bu tezgahı kurarak PKK'yı oyuna getirdiler?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuzey Irak'ta olan biten aslında 8 sene evvel yerinden oynamış taşların yerine oturtulmasıdır. 1 Mart 2003 tezkeresinin CHP'nin sorumsuz siyaseti neticesinde reddi ile Türkiye aleyhine oluşan anormal durum şimdi normale dönmektedir. Eğer tezkere geçse idi şimdi olacaklar 2003 yılında olacaktı. Yani aslında herşey aslına dönüyor, su akar yatağını bulur misali. Amerika'nın ebedi çıkarları böyle olmasını gerektiriyor. Aradan geçen 8 yılda hayatını yok yere kaybeden yüzlerce vatandaşın kanı ise öncelikle CHP'nin ellerindedir. PKK'nın günleri artık sayılıdır. Kendileri de bunun farkında olduğundan şiddetli eylemler koyarak güçlü olduğunu göstermeye çalışıyor ve ortadoğuda kartlar yeniden dağıtılırken masada kendine yer bulmak istiyor. Durum bundan ibarettir.

Buz Adam 
 16.11.2011 13:55
Cevap :
1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin olumlu ve olumsuz etkileri söz konusudur. Ama PKK sorunu yönünden söylediklerinize tamamen katılıyorum. Türkiye'nin bir numaralı sorunu da PKK olduğu göz önüne alınacak olursa iddialarınız doğru kabul edilmelidir. Yorum için teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...   16.11.2011 22:52
 

SEVGİLİ DOSTUM,UMARIM BU TARİH MİLAT OLUR...SU UYURKEN ,DÜŞMAN UYUMADI...ÇOK CANIMIZI YAKTI ÇOK...HER ZAMAN AYIK OLMALIYIZ...pkk'NIN BAŞI EZİLMELİDİR...KAFASI OKŞANMAMALIDIR...ARTIK DERS ALMADIYSAK BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMEYECEĞİM !...TÜRKİYE TÜM ETNİK UNSURLARIYLA BİR BÜTÜNDÜR.pkk TÜM HALKLARIN DÜŞMANI OLAN,SİLAH VE UYUŞTURUCU SİMSARLARININ TAŞERONUDUR. DÜŞMAN ÇİÇEK GÖNDERMEZ...BUNU YENİ İDRAK ETMEYE BAŞLAYANLARIN ''İDRAKSİZLİKLERİ VE AYMAZLIKLARI '' NEDENİYLE BİNLECE ÇOCUK ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR...pkk'NİN KAFASINI EZİP YOK EDECEK KOMUTAN VE LİDER YENİ ÖZGÜRLÜK VE KAHRAMANLIK DESTANLARIMIZA ADI GEÇECEK OLAN YİĞİTLER OLACAKLARDIR...HASAN BEY KARDEŞİME DUYARLI VE UYARICI,GÜVEN AŞILAYICI YAZILARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDER,SAYGILARIMI İLETİRİM..

Mesut Selek 
 23.10.2011 16:11
Cevap :
PKK'nın Kürt derin devleti olduğu artık ortaya çıktı. Benim anlamadığım Türkiye'nin derin devletine karşı savaş açanların Kürt derin devletine sempati beslemeleridir. Şimdi de tutturmuşlar sansur da sansur. Yani gazeteci olmak vatandaşlık sorumluluğu taşımaya engel mi? Siz de bu ülkenin vatandaşısınız. Terör psikolojik bir savaş. Böyle hassas bir dönemde terörün propagandasını yapma anlamına gelebilecek yayınlar yapmak vatandaşlık sorumluluğuna sığar mı? Gerçekten son yıllarda bilerek bilmeyerek terör örgütüne psikolojik destek sağlandı. O da bunu haklılığına yorumlayarak katliamlarını artırdı ve sizin de dediğiniz gibi sonuçta canımızı çok yaktı. Ama deniz tükendi gibi. Takdirleriniz ve değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim, Mesut Hocam... Selam ve saygılarımla...  23.10.2011 20:47
 

Yazının girişinde 11 Eylül 2001 yazacağına sehven 2011 yazılmıştır. Düzeltir, yanlış için özür dilerim.

Hasan Basri Özgen 
 23.10.2011 10:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3282
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster