Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
7428
 

Cumhuriyet fazilettir. Peki, Fazilet ne demektir?

Cumhuriyet fazilettir. Peki, Fazilet ne demektir?
 

Cumhuriyetin 86. yıldönümünü onuncu yıl marşı eşliğinde kutladık.

*****

Çoğu davranışlarımızı düşünmeden, alışkanlıkla yapıyoruz. Alışkanlığı da bize ailemiz, okulumuz, daha sonra da yakın ve uzak çevremiz kazandırıyor. Aldığımız kültür ve edindiğimiz bilgilere göre de bir kanaat sahibi oluyoruz sonra da bir ideolojiyi, bir felsefi görüşü savunurken buluyoruz kendimizi… Ama eğri, ama doğru…

Buraya kadar her şey doğal. Ancak farklı düşünceler yüzünden insanlar birbirine girmiyor mu, o zaman benim şalterlerim atıyor. Çünkü o iki kişi yer değiştirmiş olsaydı, bu sefer de tam tersi fikirlere sahip olacak ama yine birbirine kızacaktı.

Bu tip şeyleri insanın ya çok iyi düşünmesi, ya da çok iyi gözlemlemesi lazım.

Aynı görüşün farklı fraksiyonlarını benimsemiş iki yeğenim var. Aynı ananın babanın çocuğu bu iki kardeşten biri farklı bir üniversitede farklı kişilerle tanıştığı için A görüşünü benimseyip onu her şeyin üstünde kutsal bir yere oturturken, diğeri de değişik bir üniversitedeki değişik çevrenin etkisiyle B görüşüne saplanıp kalmış.

Her iki görüşün de aile çevresiyle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı için, tamamen Üniversite camiasının etkisiyle oluştuğu kesin.

“Sizler tam tersine, seçiminizi birbirinizin üniversitesine yapsaydınız, aynı çevrenin etkisi altında kalarak, şu anda zıt fikirleri savunuyor olmayacak mıydınız? O zaman ne hakla ve hangi akılla birbirinizi beğenmiyorsunuz, küçümsüyorsunuz, alay ediyorsunuz, veya kızıyorsunuz” diyorum, ama yine de kimseyi ikna edemiyorum.

İnsanın -bilinçsizce- bir ideolojiye bağlandıktan sonra, ondan ayrılması zor oluyor. Bilinçli olduğunuz zaman zaten kendinizi yok farzedip tamamıyla başka birine bağlanamazsınız. Eğer o ideolojiyi savunanların amacı, sizi avlamak değil de size yol göstermek, sizin ufkunuzu açmaksa, onlar da zaten sizden böyle kayıtsız şartsız bağlılık istemezler.

Cumhuriyeti ve demokrasiyi onun için sevmiyor muyuz?

İnsan onuruna yakışan en iyi yönetim biçimi olduğu için ona bağlıyız. Yarın daha iyisi çıkarsa, elbette hemen ona yöneleceğiz. Çünkü biz her şeyin en iyisine layığız. Onun için sürekli arayış içindeyiz.

Cumhuriyetin ve demokrasinin sadece adına bağlanacaksak, uygulamalarımız aynen “padişahım çok yaşa” bağnazlığıyla devam edecekse, bu ne biçim cumhuriyet, bu nasıl demokrasi?

Seksen altıncı yılımızda çok büyük sancılar içindeyiz. Henüz “milletçe” cumhuriyetin bütün faziletlerini benimseyebilmiş değiliz.

Atatürk’ün “Cumhuriyet fazilettir” diye bir sözü var. Vaktiyle Fazilet Partisi bayramlarda bunu afiş yapıp asıyordu.

Fazilet, "ahlakın övdüğü iyi olma durumu, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı, insanın ruhsal olgunluğu, erdem" demektir.

Eğer cumhuriyeti bu anlamıyla kavrayabilseydik, Cumhuriyet bayramı bu güne kadar gereken coşkuyu bulamaz mıydı?

Bayramlar, herkes tarafından ortaklaşa kabul edilen sevinç günleri olduğuna göre, toplumun bir kısmını dışlayan bayram olur mu?

“Bu da ne demek şimdi?” diye soranların, bugünkü cumhuriyet bayramı kutlamalarına iyi bakmaları gerekiyor. Sanki ülkede iki ayrı cumhuriyet var. Biri öyle bir cumhuriyet ki, cumhurun başkanı, askerlerden korkusundan resepsiyona eşini bile çağıramıyor.

Oysa biz cumhuriyeti, kadını özgürlüğüne kavuşturan, onu eve hapsolmaktan kurtaran, her zaman her yerde özgürce eşinin yanında yer almasını sağlayan bir rejim diye öğrenmiştik...

Başka bir şey söylemeye gerek var mı?

*****

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

turkceyi yirmi yildir kullanmadigim icin biraz zorluklar olabilir. Ama bu hukuksal terimide sizin anlamanizi dogrusuya beklemekte zor olur. acilimi basitce soyle kiyafet kanunu bir ornek olarak meri kanuna muhalefet edenler oldugu halde cezalandirilmaz.(tv den gorebildigim kadariyla fatih ve cevresi , sihlari karsilamaya gidenler) Kiyafet kanunun ilgi yonde bir meriyeti yoktur . Yargitay veya ust yargi kurum ictihatlari ilgi kanuna atifla gecerlilik kazanirlar. Hukuk oldukca karmasik sosyal bir ilim oldugundan icindeki akademisyenlerin bile farkli gorusleri olusabiliyor. Kaldiki bu konuda sizlerin farkli gorusleri olmasi hatta bir hukukcu edasiyla yorumlariniz gayet tabi gibi gozukmekte. Ama yasa meriyetini tartismak hicte yakisik olmaz. Gelin yasalara saygili ama gunun kosullarina uygunlugunu gene yasal cercevede dusunelim. Bu arada siz benim icin baskasi degil cennet ulkemin bir vatandasisiniz, her ne kadar siz bizi gormesenizde.saglik ve saygiyla

Newyorker 
 31.10.2009 1:02
Cevap :
Dışlanmayı sevmeyen birinin başkalarını dışlamaya çalışması kadar mantıksız bir şey olamaz. Bir durumu anlatabilmek için belki siz şöyle yapıyorsunuz, onlar böyle yapıyorlar gibi bir ifade kullanmış olabilirim ama, kimseyi dışlamak gibi bir niyetim hiç olmadı. Ben herkesi olduğu gibi kabul etmek gerektiğini savunan biriyim. Yasalara karşı gelmek gibi bir arzum da hiç olmadı. Ben size öyle bir yasa yok diyorum siz beni yasalara uymaya davet ediyorsunuz. Birbirimizle samimi olarak uzun uzun konuşabilsek, ön yargılarımızdan kurtulup "insan" olma özelliğimizle fikirlerimizi ortaya koyabilsek, çok şey değişir diye düşünüyorum. Yurt dışında yaşayanları ben daha has vatandaş olarak kabul ediyorum. Fikirlerin ayrı olması da bence önemli değil. Çünkü onlar bize sonradan yüklenen bilgilerden kaynaklanıyor. Hangisi doğru? Tam belli değil. Bu yüzden birbirimizi kırmayalım yeter. Hukuki açıklamanıza bir yorum getirmiyorum. Herkes istediği gibi anlayıp yorumlayabilir. Teşekkürler saygılar selamlar.  01.11.2009 23:25
 

hukukta bir terim vardir"kendiliginden menfesih olur" meri yasada mevcut bazi cezai durumlar kiyafet kanununda oldugu gibi sosyal anlamda munfesihtir ama meridir yasa onunde.Cumhur baskanliginin resmi davet ve resepsiyonlari kamusal alan mahiyetindedir. Konu aslinda bu sekildedir. Kaldiki meri yasaya once uymasi gereken uymalidir.isi ozgurlukler cevcevesinde dusunmek icin once bu yasanin varligini tartismak gerekir. Tartisma noktasinda sizinle beraberim, ama yasa var ise uygunlukta sart. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 30.10.2009 20:40
Cevap :
Sayın yazarım, söylemek istediklerinizi tahminen anlıyorum ama, yazdıklarınızdan bir anlam çıkmıyor maalesef. Keşke Kıyafet Kanunu'na bir göz atsaydınız. Orada sadece din adamlarının giydiği cübbe sarık gibi kıyafetlerin mabet dışında dini görevler dışında giyilmesini yasaklar. Orada kadınların giyimi ile ilgili herhangi bir metin yoktur. Ayrıca kanunlarımızda "Kamusal alan" diye bir tabir de yoktur. Modern toplum kuramlarında, toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanına işaret etmek için kullanılan kamusal alan tabirinin kesin bir tarifi de yapılmış değildir. Dolayısıyla bahsettiğiniz gibi, sizin ve çoğu insanın var olduğunu zannettiği uyulması gereken bir yasa yoktur. Kaldı ki yasalar insanlar ve toplum için yapılır. Toplum kendi yaşamını kendisi düzenlemez mi? Bunları konuşup tartıştıkça umuyorum akılcı yolları hep birlikte bulacağız. Katkınıza teşekkürler selam ve saygılr  30.10.2009 23:43
 

Halbuki ortada bir suç unsuru olsaydı, hemen yargıya başvurulurdu. Paneli düzenleyen İstanbul Barosu, yani üyeleri hukukçu olan bir kurum. Ellerinde yasal bir dayanak olmayınca, ancak hakaret ederek içlerini boşaltabiliyorlar. Siz belki “böyle bir yasa olsun, böyle bir yasak konsun” istiyorsunuz ama, şu anda yok. Yasal ve anayasal bir suç olsa şimdiye kadar bu konuda dava açılmaz mıydı? Örtünme tartışmasına ve dinle bağlantısına burada girmek istemiyorum, çünkü buradaki kutucuklara sığmayacak kadar uzun bir konu. Sizin şu anda “deli” bir haliniz yok. Bu konuda siz de diğer okuyanlar da benim ne demek istediğimi anlamışlardır sanırım. Namazınızın kabul olmaması gibi bir konu benim yorumumda hiç geçmedi. Onu sadece Allah bilir, ben bilemem. Benim sesimin üstün olduğu gibi bir iddiam da asla olmadı. Kızarak bir yere varamayız, makul düşünmeye çalışmalıyız. Katkılarınız için teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla…

Ahmet YILMAZ 
 30.10.2009 16:46
 

Değerli Ahmet Yılmaz Bey, Devlet şöyle bir duyuru yapmış olsaydı; "Bir ihtiyaç oldu; vatandaşlarımızın bir kısmı, Krallık ile yönetilen İngiltere, İsveç, Norveç'e; Bir kısmıda Cumhuriyet ile yönetilen, Rusya ve Suriye'ye gönderilecektir." Talepler alındığında acaba kaç kişi Krallık, kaç kişi Cumhuriyetle yönetilen ülkelere gitmek isteyecektir? Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 30.10.2009 14:07
Cevap :
Çok çarpıcı bir örnek vermişsiniz. Önyargılarımızdan bir türlü kurtulamıyoruz. Adının krallık olması veya cumhuriyet olmasıyla yönetimin insana ve topluma değer vermesi çok farklı şeyler. Aslında bunu da arkadaşlarımız çok iyi bilirler ve hemen Ama diye başlayan bir cümle kurarak İngiltere'nin İsveç'in, Norveç'in yolunu tutarlar. Fakat iş bizim ülkemize gelince yine bir "ama" daha çekerek bizim ülkemizde cumhuriyetin böyle olması gerektiği gibi, azıcık düşünseler kendilerinin de inanmayacakları ezberleri savunur dururlar. Onun için en başta düşünmenin geldiğini, düşünerek söylemenin, düşünerek hareket etmenin, düşünerek tenkit etmenin gereğini her fırsatta bıkmadan usanmadan tekrarlamaya çalışıyorum. Görevimiz bildiğimiz doğruları ısrarla savunmak ve başkalarına da anlatmak... Katkınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  30.10.2009 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster