Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
56
 

Dalgalar, fırtınalar

Dalgalar, fırtınalar
 

Demokrasi Dalgaları


Bir sosyolog için verilen beraat kararı bozulmuş. Uzun bir hapis cezasına hükmedilmiş. Galiba daha önce başka bir beraat kararı da aynı yerde bozulmuş. Araştırma adı altında silahlı terör örgütleriyle ilişkili askeri yapılar kurulduğu, bombalar yapılıp kullanıldığı, insanların yaralandığı söyleniyormuş.

 
Seçim sonuçlarındaki bölgesel farklılıklar üzerine sahillerin kırmızı olduğu yorumlarına tepkiler geliyormuş. Tatil için bile renk ayrımı yapıldığı söylenmesine tepkiler gelmiş, her yerin Türkiye olduğu vurgulanmış.
 
Askeri bir eğitim kurumunda yapılacak konuşmada önemli mesajlar bekleniyormuş. Farklı görüşlerden yazarlar çağrılmış.
 
Bir müzik grubunun şarkısındaki sözlerin bazı değerleri dejenere ettiği ileri sürülerek protesto çağrısı yapılmış. Grupsa istismarı eleştirdiğini söylemiş.
 
İşsizliğin yüzde 15'in üzerine çıktığı açıklanmış. Yaşam Memnuniyeti Araştırması'na göre de halkın yüzde 52'si ay sonunu getiremiyormuş. Yalnızca yüzde 1.2'lik kesim mutluymuş.
 
Türkiye Avrupa Birliği'ne girerse bunlar değişir mi? Bu konuda görüş birliği yok. Kimisi olumlu bakıyor, kimisi karşı çıkıyor. Söylenenlerin ötesinde pek çok gizli gündem de vardır kuşkusuz. Ama gelecek yalnızca bunlara bağlı olamaz. Yaşanabilir bir çevre için yaşam alanlarına, gerilememek için kazanılmış haklara sahip çıkmak gerekiyor. Bu görev de partilere olduğu kadar meslek kuruluşlarına 
düşüyor. Evet, tüm kuruluşlar kendi alanlarındaki gelişmeleri izliyor, görüş oluşturuyor, açıklıyorlar. Bunlar yeterince kamuoyuna yansımıyor, ilgililerce katkı olarak görülüp dikkate alınmıyor. Etkinliği artırmak için merkezi bir izleme sistemi kurulamaz mı? Her alandaki nitelikli kurumlar kendi konularındaki kritik gelişmeleri ve durumu sınırlı sayıda başlık altında yansıtamazlar mı? Herhangi 
bir konu çözümlendiğinde listenin altındaki konular bir basamak yükseltilir. Çok önemli yeni bir konu gelirse önceden kalan listedeki en önemsiz olay çıkartılıp diğeri olması gereken yere yerleştirilebilir.
 
Bir Afrika ülkesinde parlamento şeriat kurallarının uygulanmasını öngören yasa tasarısını kabul etmiş. Bu ülkeden bir konuğun onuruna öğle yemeği verilmiş.
 
Bir toplantıda bazı düşünürlerden alıntılar yapılmış. Bunlardan biri 1864 Erfurt doğumlu Alman sosyolog Max Weber'miş. 1904'te bazı makalelerini bir dergide yayınlamaya başlamış. En ünlü çalışması "Protestan Ahlak ve Kapitalizmin Ruhu" bu şekilde ortaya çıkmış. Dinin doğu ve batıda kültürlerin gelişmesindeki faktörlerden biri olduğunu, batıda kapitalizm ve bürokrasinin doğuşunda 
Protestanlığın etkisini anlatıyormuş. Buna göre bir din toplumun ekonomik yapısını doğrudan etkileyebilirmiş. Tezini Avrupa'nın ekonomik merkezinin reformdan sonra Fransa, İspanya ve İtalya gibi Katolik ülkelerden İngiltere, Almanya, Hollanda gibi Protestan ülkelere kayması üzerine kurmuş. Çünkü Katoliklik kazanç arzusuna karşı çıkıyor, Protestanlık ekonomik kazanç arayışını teşvik 
ediyormuş.
 
Türkiye'deki değişimin de dinle bir ilişkisi olabilir mi? Ergenekon dalgaları hukuk çerçevesinde geçmişle hesaplaşma mı, yoksa bir 
 
egemenlik savaşının çatışmalarından biri mi? Operasyonların boyutları genişleyince ortamı geçmiş bir darbe sonrası yaşanan ara rejim sürecine benzetenler olmuş.
 
Ergenekon davasının boyutları, dalgaları öyle genişledi ki, veri madenciliği gerektiren bir boyuta geldiği söylenebilir. 2. İddianame'nin ek klasörleri arasında 17 farklı gazetede çalışan 294 köşe yazarının öncelikli ve diğer yazarlar olarak sınıflandırıldığı bir dosya yer almış. Ele geçirilmiş bir dosyada yazarlar çalıştıkları gazeteye göre gruplara ayrılmış olarak bulunuyormuş.
 
Bir gazete davanın ek dosyalarında yer alan ve ordu içinde darbe hazırlıklarına ilişkin olarak yazılan ihbar mektuplarının soruşturma sürecini başlatan belgeler olduğunu iddia etmiş. İmzasız mektuplarda darbe girişimleri hakkında ayrıntılı bilgi veriliyormuş.
 
1 Mayıs'ta sendikalar Taksim meydanına olaysız çıkarken ara sokaklarda korteje katılmak isteyen gruplara polis gaz bombası ve suyla müdahale etmiş.
 
Camiye kaçan eylemciler cemaatten dayak yemiş.
 
Bir binanın alt katında bulunan mescide polisin attığı biber gazının isabet etmesi cemaati kızdırmış. Namazı bozarak dışarı çıkan cemaat ve mahallenin gençleri, yakaladıkları üç göstericiyi ellerine geçirdikleri sopalarla döverek linç etmek istemiş. Feci şekilde dövülen gençleri mahallenin büyükleri araya girerek kurtarmış.
 
Oy oranlarındaki azalma üzerine bazı kesimlere sıcak mesajlar veriliyormuş. İslam dünyası, Ortadoğu, laikliğe bakış, kamu ihaleleri, yolsuzluklar konuları gündeme gelmiş. Yakınlık ve uzaklık kavramları öne çıkıyormuş.
 
Türban yasağı cinsiyet ayrımcılığı olarak görülüyormuş. İnancı gereği başını örten kadınların sırf bu inançlarından ötürü bazı haklardan mahrum bırakılmasını istemenin temel insan haklarına aykırı olduğunu söylenmiş.
 
Zaman hızla akıp gidiyor. Fırtınalar çıkıyor, dalgalar kıyıları dövüyor, sonra bulutlar gidiyor, güneş açıyor, masmavi bir sessizlik bir sonraki gök gürültüsünü bekliyor.
 
Son günlerinde hastalığının acıları yanında kişiliği ve düşünceleri nedeniyle yapılan saldırıları da göğüslemek zorunda kalan Türkan Saylan artık yok.
 
Yöneticilerin çoğu kez sert ve kavgacı olan açıklamaları sürüyor.
 
Destekleriyle güçlendikleri milyonlara gerçekten ellerini uzatıyorlar mı?
 
Peki fırtınalar gerçekten geçip dalgalar durulduğunda, insanlar yeniden özgürce ve önyargısızca birbirlerine bakabildiklerinde ne düşünecekler?
 
Her türlü çıkar kaygısını, kısır çekişmeleri bir yana bırakıp sessizce işini yapmaya, insanlara yardım etmeye çalışanları mı saygıyla anacaklar?
 
Yoksa hızla yayılıp bütün güzel bitkileri yutan ayrık otları gibi kaynakları tüketip malına mal, gücüne güç katanları mı?
 
Dalgalar denizin, fırtına havanındır.
 
Deniz kimden yanadır, hava kimden yana?
 
(Geçmiş Yazılardan İzler)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 242
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster