Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '09

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
748
 

Demokratik açılım Danıştaydan!

Demokratik açılım Danıştaydan!
 

DEMOKRATİK AÇILIM DANIŞTAY'DAN!


<ı>İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi,

Madde 1: İşkencenin Tanımı

1. Bu sözleşmenin amacı bakımından işkence, bir kimseye karşı, kendisinden itiraf almak veya üçüncü kişi hakkında bilgi edinmek, kendisinin veya üçüncü kişinin yaptığı veya yaptığından kuşkulanılan bir eylem nedeniyle cezalandırmak veya kendisini veya üçüncü kişiyi korkutmak veya zorlamak amacıyla veya ayrımcılığa dayanan herhangi bir sebeple, bir kamu görevlisi veya resmî sıfatla hareket eden bir başka kişi tarafından veya bu görevlinin veya kişinin teşviki veya rızası veya muvafakatiyle işlenen ve işlendiği kimseye fiziksel veya ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren herhangi bir edimdir.

Madde 2: İşkenceyi Önleme Yükümlülüğü ve İşkenceyi Haklı Gösterme Yasağı

1. Her bir Taraf Devlet, kendi egemenliği altındaki topraklarda işkence edimlerini önlemek için etkili yasal, idarî, yargısal veya diğer tedbirleri alır.

2. Her ne olursa olsun, savaş durumu, savaş tehdidi, iç siyasal huzursuzluk veya diğer olağanüstü hal gibi herhangi bir istisnaî durum, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemez.

3. Bir amirin veya bir kamu makamının verdiği bir emir, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemez.

İlk demokratik açılım Danıştay’dan!

Başbakan kapalı kapılar arasında dolaşıp dururken Danıştay açık olan kapıyı buldu. Sıra Başbakanda!

Aylardır gündemi işgal eden, önce Kürt açılımı adı verilen, bir adım bile açılmadan kapatılan, sonrasında demokratik açılım denilen son haliyle de eve dönüş , dağdan iniş isimleri verilen açılımlarda bir arpa boyu yol alınmış değil. Kalp yetmezliği olmalı ki; Daha yolun başında mola verildi. Oysa Başbakan demokratik açılım yolculuğunda bir çok engelle karşılaşacağını, açılımı gerçekleştirmek için asla geri adım atmayacağını söylemişti. Başbakan bu yolculuğun sonuçlarını önceden biliyorsa, niçin erteleme gereği duymuştur. Yoksa domuz gribi salgını mı eken oldu sürecin tatile girmesinde. Bu erteleme en çok savaş ve kan üzerinden rant elde edenlere yaramış gözüküyor. Sokaklar onlara kaldı. Özellikle şehit ailelerinin acıları ve gözyaşları üzerinden siyasi prim elde etmek peşindeler. Kin ve nefret tohumlarını yeşertme peşindeler. Siyasi iktidar bu savaş çığırtkanlarına meydanı boş bırakmamalı. Barış konusunda kararlılığını göstermelidir. Tabi ki samimi ise, tabi ki inanıyorsa. Hiç ara vermeden öncelikle Barışa giden yoldaki yasal engellerlin kaldırılması, yeni yasal düzenleme yapılması en önemlisi demokratik bir Anayasanın yapılması gerekmektedir. Elbette tüm bu düzenlemeler yetkin kişilerle bilimsel ve özgür ortamlarda tartışılarak yapılmalıdır. Bu çalışmalar şeffaf olmalıdır. Demokratik açılım konusunda ilk açılım DANIŞTAY’dan geldi. Demokratik Hukuk Devleti adına çok sevindirici bir karar. Yargı bağımsızlığı ve Hukukun üstünlüğü mutlaka sağlanmalıdır. Halkın adalet duygusu zedelenmemeli, yargıya güveni sağlanmalıdır. Özellikle son yıllarda halkın yargıya olan güven duygusu oldukça azalmıştır. Bağımsız yargı, Demokratik Türkiye!

İşkence tazminatı polisten alınacak!

Danıştay, işkence suçları açısından tarihi bir karara imza atarak, devletin, bu suçu işleyen kamu görevlilerini korumasının önüne geçti. İstanbul Emniyeti tarafından 2002’de gözaltına alınan ve sorgusu sırasında işkence gördüğü raporla kanıtlanan mağdura İçişleri Bakanlığı’nın 100 bin TL tazminat ödemesi gerektiğine hükmeden Danıştay’ın kararında, bakanlığın bu tazminatı işkenceyi yapan polise rücu etmesinin de anayasal zorunluluk olduğu vurgulandı.

Bir
cinayet soruşturması nedeniyle üç gün süreyle gözaltına tutulan davacı, bu sürede kendisine kötü muamelede bulunulduğunu ve işkence edildiğini belirterek 200 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı’nı, 100 bin TL tazminat ödemeye mahkûm etti.

Mahkeme, bakanlığın, bu tazminatı işkenceyi yapan polislere rücu etmesi gerektiğine de hükmetti. Kararda, “Alınan ifadenin, sanığın özgür iradesine dayalı olması gerektiği, işkence,
kötü muamele, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma gibi iradeyi bozan bedeni ve ruhi müdahalelerin yapılamayacağı mevzuatta belirtilmektedir” denildi.

İşkence raporla sabit

Kararda, davacının gözaltında kaldığı sürede işkence ve kötü muamele gördüğünün
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 26 Temmuz 2002 tarihli rapora göre de sabit olduğu ifade edildi. Kararda şöyle denildi:

“Yurdun iç güvenliğini, kamu düzenini, anayasada yazılı temel hak ve özgürlükleri korumakla görevli polisin, bu yetkiyi kullanırken kanunen tanımlanan görev alanı dışına çıkmak suretiyle davacıya hukuka aykırı eylem ve işlemi ile verdiği zararı tazminle yükümlü olduğu açıktır.”


Anayasal zorunluluk

Temyiz edilen dosyayı görüşen Danıştay 10. Daire de yerel mahkemenin kararını haklı buldu. Daire’nin kararında da kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmesi gerektiği belirtilerek, “Gözaltında bulunduğu sürece davacıya kötü muamelede bulunan ve işkence yapan ilgililerin kişisel kusuru bulunduğu açık olduğundan hükmedilen tazminatı ödeyecek olan idarenin, sorumluluğu saptanan ilgili kişi veya kişilere yasal yollar çerçevesinde rücu etmesi, anayasa hükmü gereği bulunmaktadır” denildi.

Danıştay, böylece devletin ödediği tazminatın, işkenceyi yapan kişiye rücu edilmesinin anayasal zorunluluk olduğunu hüküm altına almış oldu.

Bir insanlık suçu olan işkence ve kötü muameleye karşı gerekli siyasi kararlılığa, hukuki düzenlemelere ve etkin denetim ve cezalandırmaların yanı sıra demokratik açılım, toplumsal hoş görüye, barışa ve hukukun tüm kural ve kurumlarıyla adil ve adaletli bir yargılama sürecinin hazırlayacağı güven ortamına her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine güzel bir yazı hazırlamışsın. Yalnız şimdi aklıma ne geldi biliyormusun.Güzel bir karar çıkmış,demokrasi adına umut verici. Tam anlamıyla işlerse yani.Mesela ceza konusu tamam ama ortada rapor konusu var.Bunu halletmenin bir yolunu buluırlar.Mesela siyasi bir suçluya işkence görmüş raporunu kaç doktor verir. Ya da acaba adam sonradan suçsuz mu bulunmuş,bununda etkisi olabilir kararda diye düşünüyorum.Tüm merciler görevini tam yapmazsa, bu karar da havada kalabilir. Yine de bir yerden başlanmalıydı değil mi? Bu bile umut verici.Başbakanın açılımı ise burada kaldı bence. Bazıları ise yazılarından çağrı yapıyor.Ülkücüleri savaşa çağırıyor.İnsanımız çok ilginç.Çıkanı da çıkartanı da,göz yumanı da,anasını da babasını da, ÇOCUĞUNU da asma peşinde olan kendi insanımız.Ne acı değil mi?Sağol,sevgilerimle.

SINIR 
 29.10.2009 21:33
 

Danıştay kararı en azından insan onuru adına bir adım olarak güzel...Bunlar fiili işkenceler için çıkartılmış bir adım olarak çok sevindirici.En azından işkence görüp doktara rapor almaya gittiğinde doktor raporu vermek için zorlanmaz...Sözlü işkencelere de bir karar çıkarırlarsa iyi olur bence.Sözlü ve hareket yapılarak yapılan işkenceler daha çok olur mu bundan sonra belli olmaz... Ama en önemlisi işkencenin insanlık suçu olduğunun içselleştirilmesi gereklidir.Tabi ki,maddi anlamda cezalandırmakta bir yerde caydırıcı olur...Sizinde belirttiğiniz gibi,12 Eylül faşist cunta yasalarının kaldırılması demokratik açılım için en önemli koşuldur bence de.Paylaşımınıza çok teşekkür ederim.Saygılar ve selamlar

Zaman Tüneli 
 29.10.2009 17:23
 

Hayata Dönüş" dediniz insanları öldürdünüz, üzülmemize, çığlık atmamıza, acımızı haykırmamıza izin vermediniz...yıllarca tilki avından gelen avcılar gibi insanların cesetlerini yan yana serip televizyondan yayınladınız; bu ölü seviciliğin herkes tarafından paylaşılması gerektiğini düşündünüz, şimdi Eve Dönüş dediniz, insanlar dönünce sevindik, ceset olmadıkları için sevindik, çırılçıplak edilip yere uzatılmadıkları için sevindik, ayakta oldukları için sevindik. Sevinmeyin dediniz. Hiç utanmadan onbinlerce insanın onları karşılamasını uygun bulmadığınızı söylediniz, ama hâlâ o onbinlerce insanın niye onları karşıladığının yanıtını veremediniz, kendinize bile itiraf etmeye korkuyorsunuz...yazıklar olsun hepinize, her gün karşımıza riyakarlıkla çıkan pişmiş kelle gibi sırıtan yüzünüze yazıklar olsun...İşkencecilere yazıklar olsun.

Olgun Ekinci 
 29.10.2009 15:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1777
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster