Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '08

 
Kategori
Balıkçılık
Okunma Sayısı
1614
 

Denizden babam çıksın yerim.

Denizden babam çıksın yerim.
 

http://www.ntvmsnbc.com


Kilosu 8,5 YTL’ ye satılan balon balıklarının resimleri üzerine gazeteler kocaman kocaman manşet attılar ya “ Yemeyin, zehirli” diye; Yalan!

Ben yedim hiçbir şey olmadı.

***

Aşçıdan yalvar yakar tavukgöğsü aldık. Elli kere sordu “ne yapacaksınız” diye, elli kere balık tutacağımızı söyledik.

İnanmadı adam.

En sonunda resti çektim ben; “ Parası ile değil mi kardeşim!”

“ Hesaba yazdırıyorum o zaman”

Otelden ayrılırken, fatura dökümüne baktım 10 milyon giydirmiş meymenetsiz!

Güneş dağların ardında saklanmak üzereyken, arabanın bagajından malzemeleri aldım.

Derenin denize döküldüğü yere, teşkilatı kurmaya başladım.

Cennet gibi bir yer Adrasan

Ne arasan var. Yalnız çok sıcak, aşırı sıcak! Gündüzleri söğüt gölgesi, çınar gölgesi bulamazsan hapı yuttun.

İnsanımız meraklı!

Elinde kamış, yanında kova olan bir adamı deniz kenarında gördüklerinde, kendilerine hâkim olamıyor, soruyorlar.

“ Ne yapacaksınız?”

Beş yıldızlı otel yapacağız buraya da, beni önden gönderdiler araziyi işaretliyorum

***

Şu uzaktan gelen kadını tanıyorum ben ama kim. Kadın yaklaşıyor yaklaşıyor, önümden geçiyor..Sarışın, ufak tefek…..

Şarkıcı….. Adı neydi? …….Deniz…… Deniz Arcak..

Beni ağzım açık görünce gülümsüyor. Sırıtıyorum...

Uzaklaşırken yanımdaki ufaklıklardan birine rica ediyorum. “ Koş sor bakalım o giden ablanın adı Deniz miymiş?”

“Niye?”

“ Balık vereceğim ama”

Çocuk; ayakları poposunu döverek, kızın yanına gidiyor…Kolunu tutuyor.. Konuşuyorlar.

Tekrar yanıma geliyor...

“ Denizmiş! Ne oldu diye sordu, ben de ağabey senin tanımış dedim…. O seni tanıyamamış”

Nerden tanıyacak ki? Ünlü olan o!

Bir kerede durup dururken kendimi salak konumuna düşürmesem!

***

Sahil tenhalaşıyor, tavuk parçalarını oltaya takıp denize fırlatıyorum.

Akdeniz’de ilk olta atışım. İnternette araştırma yaparken Adrasan’da tutulan balık resimleri aklımı başımdan aldı, ben de soluğu burada aldım. 30- 35 kiloluk kuzu mu ( Akya) istersin, kılıçbalığı mı istersin, neler neler…

Ne gelirse razıyım ben.

Deniz çarşaf gibi, sahilde bana ulaklık yapan ufaklıkla benden başka kimse, olta da tık yok.

Ah yeşil kurtlardan olacaktı yanımda, Akdeniz’e imzamı atmaz mıydım ben!

Elimdeki koca balıklarla otelin lobisinden içeri girip, diğerlerinin şaşkın ve kıskanç bakışları arasında, suratsız aşçıyı yanıma çağırıp “ pişir ulan şunları, millet bedava balık yesin” demez miydim?

Balığı yiyen yanıma gelirdi elbet. Teşekkür faslı biterdi, bedava dinleyiciyi bulmuşum kaçırmazdım alırdım sazı elime başlardım;

Aslında Okyanusta avlanıyorum ben de değişiklik olsun diye buraya geldim……….”

Dalmışım … Çocuk dürttü sağ olsun…

“ Vurdu vurdu”

“ Hani lan vurmuyo!”

“ Ekmek çarpsın ki vurdu”

“ Sus yalan söyleme çarpılacan şimdi terbiyesiz.”

Kamış bir daha öne doğru eğilince, elleri tükürükledim besmeleyi çektim. Şöyle bir yokladım kerhaneciyi.

Oooo irice bir şey, derin bir nefes aldım. Nefesi bırakmadan misinayı sarmaya başladım..Breh breh oltayı nasıl da gezdiriyor meret!

Acaba ne bu şimdi?

Levrekse misinayı kesebilir, boşluk verme , acele etme oğlu Ali, tevekele bağlama işi.

İşte göründü… Gel bakalım derya kuzusu… Deniz Arcak’ın kısmetine bu be…….

Denizden, daha önce hiç karşılaşmadığım bir mahluk çıktı! Çirkin bir şey

Şişirmiş kendini.

“ Ne balığı lan bu?”

“ Vallaha ben de ilk defa gördüm”

Kimse de yok ki soralım ne balığı olduğunu öğrenelim..

Bir iki saat daha bekledim, hareket olmayınca toplandım.

Benim balık küçüldü bu arada.. Deryadan Arnold çektim, Otele Aydemir Akbaş götürüyorum. Nasıl olacak?

Kalan balığı gazete kâğıdına sardım.

Nerde hayalinde kiloluk balıkla lobiden içeri giren Ali? Nerde avucundaki gazete kâğıdına sarılı mahluğu kimseye göstermemeye çalışan ben.

Aşçının yanında aldım soluğu, hesapta ayağıma gelecekti!

“ Var mı bir şey?”

“ Var!”

Gazeteyi açtım balığı gösterdim.

“ Ne balığı bu?”

“ Balon balığı”

“ Yenir mi?”

“ Bilmem, istersen pişireyim!”

“ Pişir”

Dilin kemiği yok.. İlerleyen yıllarda o balık ben anlatırken. Lâhos oldu, sinarit oldu çupra oldu…

Şimdi de balon balığı oldu!

Yedim velhasıl, bana hiçbir şey olmadı.

İşte balıkçı kardeşiniz son karede poza dikkat! http://www.youtube.com/watch?v=rEfW4STPa9M

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başlığı görünce eyvallah hocam aynen bende öyle dedim. Balık benim dünyam. Balıkçı bir dostla karşılaşmak beni bayağı memnun etti. Selamlar saygılar.

H.Tarık Osmanoğlu 
 01.05.2008 20:20
Cevap :
Belki bir akşam üstü deniz kenarında da karşılaşırız hocam, belli mi olur..Selamlar.  02.05.2008 10:15
 

şimdi konuyla ilgisi pek yok da karadenizli olmama rağmen şu balık işiyle gerek tutma, gerek yeme konusunda haşır neşir olamadım. bir hamsi bilirim ve severim ama canım balık çekmez mesela. ben niye böyleyim acaba. yoksa bni cami avlusunda falan mı buldular. neyse ya bu kadar...

beenmaya 
 02.04.2008 20:45
Cevap :
Karadenizliye sadece hamsiyi biliyor olmak yeter bence…  03.04.2008 0:04
 

Elinde oltanla olan foton bana bendeki bi fotoyu hatırlattı. Anlıyor gibi gitmişiz balık tutmaya, elimde olta. Güneş batıyor bir taraftan ve öyle bir resmim var. Lakin resmi gören elimdekinin olta olmadığını ısrarla saz olduğunu söylüyor. Sanki benden iyi bilecekler. Ben her ne kadar vallahi de billahi de saz değil desem de kimseyi inandıramadım. Ama oltaydı. Sanırım balıkta saz olarak düşündü ki oltaya gelmedi. Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 01.04.2008 17:45
Cevap :
:))) Teşekkürler.  03.04.2008 0:07
 

accayip güzel...su gibi :))

Dilek Fuçucı 
 01.04.2008 16:01
Cevap :
Balık balık:)  01.04.2008 16:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1107
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster