Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '06

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
717
 

Dersimiz Zidan

2002 Dünya Kupası’nda aldığımız üçüncülük, yıllardır bu tür başarılara aç milletimizi uzun süre meşgul etmişti. 2006’da yer alamayışımızın yanısıra, futbol kalitesi açısından zihinlerde iz bırakan oyunların ve oyuncuların olmayışı, sönük bir “Dünya Kupası” izlememize sebep oldu.

Daha önce bu kupayı kazanmış iki güçlü ülke olmalarına rağmen, finali oynayan İtalya ve Fransa, otoritelerin favori kabul ettiği iki ekip değildi. Böyle olunca geriye sadece takımını peşinde sürükleyen kaptan Zidan, gündeme oturur gibi oldu.

Gerçi ünlü oyuncu finale kadarki başarısını pek sahada gösteremiyordu ama, yine de penaltıdan attığı gol ve zaman zaman verdiği güzel paslar, tehlikeli ataklarla, Fransa’yı kupaya daha yakınmış göstermeyi sağlayabiliyordu.

Ne olduysa maçın bitmesine çok az bir zaman kala oldu. Herkes çok da zevk vermeyen oyunun yarım saat daha uzamasındansa, Zidan’ın sonucu belirleyecek bir gol atmasını beklerken, ünlü futbolcu gitti, kendisine küfrettiğini söylediği rakibine kafa attı.

O gün bugündür sadece Türkiye’de değil, bütün dünya kamuoyunda, kupa filan unutuldu, Zidan tartışması başladı.

Dışarıdan başkasına akıl vermek tabiiki kolaydır. Aynı olayla karşı karşıya geldiğimizde biz nasıl davranırdık, bunu kestirmek güç ama, profesyonel bir futbolcu için küfür herhalde çok sıradan bir şey olmalıydı. Neticede kötü söz sahibine aittir. Bu söyleyenin terbiye ölçülerini ortaya koyan bir durumdur.

“Peki hırsızın hiç mi suçu yok?” mantığıyla olaya bakarsanız, küfreden futbolcuyu tamamen masum addetmek elbette mümkün değil. Aslında olayı başlatan ve tahrik eden bir kişi olarak asıl suçlu da o. Ama yine de “iyi insanlar”ın her zaman erdemli olmak ve olgun davranmak gibi bir sorumluluğu vardır.

Özellikle Zidan’ın müslüman kökenli olmasıyla bağlantı kurularak varılan sonuçları üzüntüyle karşılıyorum. İçimizde, Hristiyan kökenli bir futbolcunun ettiği küfrü, bütün hristiyanlara yaymak gibi bir düşünceyi aklından geçiren var mı?

Genellemelerin doğru sonuçlar ortaya koymadığını artık idrak etmek zorundayız. Ben Zidan’ın yaptığını savunmak için kendi adıma bir dayanak bulamıyorum. Ama onu suçlarken meselenin başka boyutlara aktarılmasına da göz yumamıyorum.

İki futbolcunun da yaptığı benim gözümde “insanlık” açısından eşit derecede yanlış. Benim anlayışıma göre insan, başkalarının kendisi hakkında yapmasını istemediği şeyi yapmaz, söylemesini istemediği şeyi söylemez.

Yan baktı diye adam öldürülen bir ülkenin vatandaşları olarak, bu vesileyle sosyal özelliklerimizi biraz daha sorgulama fırsatı bulmalıyız. Özellikle bazı bölgelerde neredeyse normale yakın bir sıradanlık haline gelen küfürlü konuşma, kendilerine karşı yapıldığında, bıçağa, silaha sarılma sebebi haline, niçin ve nasıl dönüşüyor?

Bu kadar mı söylediklerimizle yaptıklarımız arasında çelişki içerisindeyiz?

Aslında hadis kitaplarına kadar giren uydurma sözleri, Türkçemizin içine kadar işlemiş bazı mantıksız deyimleri temizleme çalışmalarından önce, kafalarımızın içindeki pislikleri temizlemeyi düşünsek, normal ve güzel bir cümleyi, ille de ters bir anlam çıkarmak için “lastikli” hale getirme alışkanlıklarından vazgeçsek, daha seviyeli, anlamlı, güldüren ve eğlendiren espriler üretsek, sonra da kabahati dile, dine bulmak yerine, bu kasıtlı hareketi bile bile yapanın kendimiz olduğunu farkedebilsek… olmaz mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 958
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster