Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '13

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
154
 

Yetenek eylem gerektirir

Yetenek eylem gerektirir
 

sevgi de yetenek de eylen gerektirir


Bir şeyi seviyorsanız, tüm kalbinizle onu arzuluyorsanız bunu kanıtlamak için, sevdiğiniz şeyi elde edebilmek için bir eylem yapmanız gerekmektedir...

Teknik direktörseniz ve bunun için bir yeteneğiniz de varsa takımınızın bir yerlere gelebilmesi için, maçlarda galip gelebilmesi için, taraftarınızı ve camianızı memnun edebilmek için bir eylemde bulunmanız gerekir... Bu maçta yapacağınız ufak bir taktiksel ya da bireysel bir değişiklik... Ya da takımın genelinde yapacağınız radikal bir uygulama olabilir...

Ancak gelin görün ki bunu Fenerbahçe teknik direktöründe göremiyoruz. Aslında haksızlık etmeyelim radikal bir durum var ortada. Fenerbahçe artık defansif bir takım. Son üç yıldır sadece gol yememek üzerine bir hüvviyete bürünmüş durumda. Öyle ki yenik duruma düştüğü zaman ya da mutlaka galip gelmesi gereken maçlarda çok büyük bir bocalama yaşıyor. Örneğin geçen yıl kaçan şampiyonluk maçı. Fenerbahçe'nin Şükrü Saraçoğlu'nda hiçbir zaman zorlanmadığı maçlardır Galatasaray maçları. Ancak maalesef taraftarını kahreden bir şekilde o maçta galip gelemedi. Bu durumla ilgili pek çok örnek verilebilir ama fazla uzağa gitmeye gerek yok. Son iki maçı düşünürsek tespitin doğruluğunu apaçık görürüz. Son Bate maçında on kişi kalmış Avrupa'nın ikinci sınıf bir temsilcisine karşı takım sadece penaltıdan bulduğu golle galip gelebilmiştir. 

Ve bu haftasonu oynanan maça gelirsek... Kasımpaşa, maçın başında bir penaltı golüyle öne geçti ve takımla birlikte stadı dolduran taraftara da soğuk duş etkisi yaptı. Ve maalesef bu etki tam altmış dakika sürdü. Yazık ki taraftar ve takım bu durumdayken, saha kenarında elinde kalem, yalnız başına duran teknik direktör de ne yapacağını bilemeden  tam altmış dakika oyunu izledi. Çünkü oyunu okuma, takıma taktik verme, futbolcuları motive etme ve en önemlisi galip gelmek için gerekli değişiklikleri yapma gibi yetenekleri olmayan bir teknik adam Aykut Kocaman. Takım gol yemesin de ne olursa olsun mantığıyla hareket ediyor. Kadıköy'deki maçlarda üç ön libero ile oynanmayacağını en az futbol bilgisi olan bir kişi bile biliyorken, maalesef sayın Kocaman hala anlayamadı. Emre varken Meireles'i Alex pozisyonunda oynatma gibi, Stoch'u üç ay sonra ilk onbire alma gibi, Sow'u yedeklerde bırakma gibi garip hareketlerde bulundu. Ve bunu tam altmış dakika eli çenesinde izleyerek devam ettirdi. Ama dakika altmışta oyuna giren Sow'la beraber takımın şekli değişti ve Emre'nin, Kuyt'un, Gökhan'ın ve Webo'nun sayesinde takım ilk defa rakibi karşısında baskı kurdu. Bunda büyük Fenerbahçe taraftarının da etkisi büyüktü. Fenerbahçe seyircisinin istediği işte buydu. Fenerbahçe üç yıl öncesine kadar zaten böyle oynuyordu. Ama son üç yıldır ve özellikle de bu yıl rakipler Saraçoğlu'nda öyle rahatlar ki, Fenerbahçe'den ve taraftardan korkmuyorlar. Çünkü futbol takımının üzerine ölü toprağı serpilmiş durumda ve taraftar da bu durumda tezahurat bile yapmak istemiyor. Örnek olarak şunu göstermek isterim: Kasımpaşa'nın golünde tam yedi kişi Fenerbahçe ceza sahası ve çevresindeydi. Eskiden böyle bir durum olabilir miydi ?

Bu maçla birlikte pekçok şey de ortaya çıkmıştır. Mehmet Topal dikine oynamayıp sürekli yan ve geri pas yapmaya devam ederse ikinci bir Selçuk Şahin olacak ve taraftardan tepki alacaktır. Stoch büyük yeteneklerine ve taraftarın sevgisine rağmen Aykut Kocaman tarafından bitirilmiştir, özellikle Kadıköy'de takım 4-4-2 oynamalı ve ne Sow ne de Webo yalnız bırakılmalıdır.

Takımın kondisyonuna gelecek olursak. Sayın Kocaman maç sonu takımın kondisyonunun olmadığı yönündeki eleştirilere bu maçla birlikte çok iyi bir cevap verdiklerini söylemiş. Ancak ben hala bu takımda kondisyonun olmadığı kanaatindeyim. Çünkü maç esnasındaki bir sahneyi unutamıyorum. Rakibin atağında topu kazanmış olan takım ileri çıkacaktı ancak bunu yapması gereken Emre ve Meireles tam o sırada aynı anda ikisi birden eğilip çoraplarını düzelttiler ve topu almak için kendilerini göstermediler. Sayın Kocaman'ın Alex'in yerine monte ettiği, ruhsuz ve yeteneksiz Christian da zoraki topu aldı. Burada şu ayrıntıyı unutmamak gerekir hem Emre hem de Meireles haftaiçi Uefa maçında oynamamışlar, Christian da maça altmışıncı dakikada girmişti.

Son olarak çok tartışılan penaltıya gelirsek. Bence penaltıydı çünkü Webo rakibi tarafından çekildi. Ancak burada penaltı verilmekten daha çok alındı. Çünkü takım çok iyi bir baskı kurmuştu ve sağlı sollu ataklar yapıyordu. Arka arkaya pekçok penaltı pozisyonu olmuştu. Ve taraftar çok ateşli bir şekilde takımını destekliyip hakemi etkilemeye başlamıştı.

Umarım sayın Kocaman Fenerbahçe takımının ve taraftarının bunu istediğini anlayabilmiştir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 246
Kayıt tarihi
: 05.02.13
 
 

Futbol ve Fenerbahçeyi ne kadar çok seviyorum ki hayatımda ilk defa blog yazmaya karar verdim... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster