Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
61
 

Devlet ve terör

TERÖR, yapılabilecek bir müzakere veya görüşmelerle çözümlenemeyecek durumda. Bir kere karşınızda duran örgüt, terörü kendine alet edinmiş, kan dökmekten de zevk alan bir yapılanma. Toplumumuzda vuku bulan teröre lanet, ve evlâtlarının genç yaşlarda kaybedilmesinin üzüntüsü, artık terör örgütüne verilen bir “taviz” algılamasını kaldıracak düzeyde değil.

* * *

 

Her şeyden önce, şunu çok iyi ama çok iyi belirtmek ve vurgulamak durumundayız. PKK, terör örgütüdür. Kürt kökenli yurttaşlarımızın temsiliyeti, onların eksik kalmış haklarının ve hukuklarının takipçisi durumunda değildir. Olamaz. Kürt kökenli yurttaşlarımızı, açıkçası Kürtleri, PKK terör örgütü ile aynı düzlemde anma ve değerlendirme alışkanlığından vazgeçilmeli; eğer varsa böyle bir bilinçaltı, bence bunun yıkılması için de gerekli tutumun takınılması gerekir.

* * *

KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZ, bizatihi, PKK terör örgütünün fütursuzca ortaya koyduğu terör eylemlerinden etkilenen, mağdur olan, işinden, aşından, geleceğinden çalınan kesimlerin başında gelmektedir. 1990’lı yıllarda terör örgütünün geldiği nokta; ulaştığı can kıyımı düzeyi, ve devletimizin güvenlik güçlerinin, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde; terörle mücadelede “yöntem” değişikliğine gitmesi, en çok bu coğrafyalardaki insanlarımızı etkilemiştir. Evinden, yurdundan, aşından olmak, istemediğin bir şeye zorlanmak, bu insanların hayatlarında ne denli kırılmalara sebep olmuştur; sanırım, az biraz vicdanı olanlar tarafından takdir edilecektir.

 

* * *

TERÖRLE MÜCADELE, sadece askerî ayağı olan bir olgu değildir. Çünkü, terörizm ve terörle mücadele, çok farklı parametreleri olan bir denklemdir. Bunun bir etmeni, teröristlerdir. Ellerinde silahla dağda dolaşan, ülkenin egemenliği altındaki topraklarda, devlete başkaldıran bu gayriinsanî yapılanmalar, konuşlandıkları yerlerde, yöre halkına korku salarak, propagandalarını yaparak, “DAVA”’ları adına, adam öldürmekten imtina etmeyen bir örgütlenme şeklidir. Teröristler, burada, terör örgütünün silahlı gücünü ve birimini oluştururken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu eli silahlı ve kanlı güçlere karşı verdiği mücadele, onları etkisizleştirme çabaları, vahametin sadece askerî boyutu olup, siyasî iktidarlarca desteklenmeyince, sonuçsuz kalabilecek bir hâl sergileyebilmektedir.

 

* * *

Ülkemizde, zannımca, terörle mücadelede, eksik taraf, hükümetlerin, bu meşakkatli “savaşımda”, istenilen ve gerek duyulan bir “eylem planlarının” olamayışıdır. Basında olsun, daha geniş anlamda medya da olsun, Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadelede sürekli eleştirilmiştir. Terörle mücadelede, neden istenilen nihai sonuçların alınamadığı, bu terör belasının neden bitirilemediği sorgulanmıştır. Pekâlâ, orduyu suçlamak, orduyu sergilediği terörle mücadelede terör örgütünü tasfiye edemediği için eleştirmek en kolayıdır. Fakat, TSK’nin terörle mücadelede, 1984 yılından beri nelere katlandığı, neler çektiği; TSK personelinin, nelerden feragat ve fedakârlık ettiğini de unutmayacağız, sürekli bilinç altında tutacağız.

 

* * *

Terörle mücadelede bir başka mesele de, teröristlerin Kürt halkına yönelik propagandalarından ileri gelen devlete olan bakış açısıdır. Devletle Kürt vatandaşlarımız arasına, PKK terör örgütü tarafından sokulmaya çalışılan nifak tohumları, belki de bu zamana kadar terör örgütünün istediği sonuçları vermemiş olsa da, yöre insanlarımızın, devlete ve güvenlik güçlerine mesafeli duruşu şimdiye dek olagelmiştir. Bu soğukluğun, mesafenin, güvensizliğin oluşmasında; bazı gazetelerdeki bazı köşeyazarları; bunun nüvesini, devletin uygulayageldiği güvenlik politikalarına dayandırmaktadırlar. Bu bakımdan da bence, haksızdırlar. Devlet ve kurumları, hiçbir şekilde vatandaşlarına, “bilinçli” bir şekilde eşitsizliği temel alan uygulamalar reva görmez.

 

* * *

DEVLETİN topyekûn güvenlik kuvvetleriyle terör örgütüne yönelik mücadelesinde, zamanında terörle mücadelede “yöntem” değişikliğine gidildiğinden ötürü, kontrgerilla tipi yapıların kötüye kullanması, vatandaşların, devlete olan güvenlerini kırmış olabilir. Terörle mücadelede, en can alıcı yıllarda, hukuk ve nizamın dışına çıkıldığı yıllarda, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde faili meçhul cinayetlerin işlenmesi, toplumumuzda, hemen hemen ortak bir tepkiye neden olmuştu. Devletin; kendisinden habersiz, onaysız, meşruiyeti hiçbir şekilde tartışılmayacak, yanlış, hatalı ve insan canının üzerinde hiçbir şekilde değer görmeyecek “eylemlerinin” faturasının, devlete olan güveni zaafa uğratması; terörle mücadelede taraflar arasında, yöre halkları ve güvenlik güçleri arasında, ortak bir sinerjinin üretimine de engel olmuştur.

 

* * *

İşte bu minvalde, terörle mücadelede, asker üstüne düşen vazifeyi yerine getirirken, terörizmle mücadelede; teröristlerin imhası gerçekleştirilirken, terörizm; PKK tarafından ülkemize yöneltilen bu hiçbir biçimde meşruiyeti olmayan eylemler “silsilesi”, uzunca zaman ülkemizde yerini alabilmiştir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 478
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 74
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster