Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '19

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
29
 

Didim Saat Kulesi Üzerine...

     Aydın ilimiz, ülkemizin en çok ören yerlerine sahip illerimizin başında gelmektedir. Bu tarihsel ve kültürel derinliğe doğal güzelliklerinin yanında başta zeytin, incir, kestane, narenciye, çeşitli sebze meyve ürünleri ve de pamuk gibi tarımsal sanayi ürünleri de eklenince Aydın ilimiz haliyle bir çekim merkezi haline geliyor. Akbük, Didim, Söke ve Kuşadası’nın denizle kucaklaşan alanlarıyla da Aydın ilimiz denizlere yelken açıyor… Ne yazık ki; Aydın ilimizde kurulan Jeotermal santralleri ve mevcut balık çiftlikleri önemli ölçüde çevre sorunları yaratmaktadır… B.Menderes Nehri de yaklaşık 170 yerleşim alanından geçerek Söke-Didim ilçelerimiz sınırlarından sonra Denize dökülürken önemli oranda evsel ve sanayi kirliliğini de beraberinde getirmektedir… Bu ve bu gibi sorunlar ilimizin sağlıklı geleceğine yönelik kaygıları artırmaktadır…

     Aydın İlimizin en batı ucundaki ilçemiz Didim İlçemiz ise tarihsel dokusuyla, deniziyle, kumuyla, temiz havasıyla önemli bir turizm kenti olma yolunda ilerlemeye çalışıyor… İlerlemeye çalışırken hızlı ve çarpık bir yapılaşma ve Balık çiftlikleri ve de kurulması düşünülen Balık OSB’leri Didim ilçemizde kent estetiği ve çevre sorunlarını beraberinde getirecek önemli sıkıntılar yaratmaktadır…

     Didim, ulusal değerleri yanında evrensel değerleri de bünyesinde barındırdığı için bir Dünya kentidir. Ülkemizin her köşesinden ve Dünya’nın 50 ülkesinden gelen insanları bünyesinde barındıran bir Birleşmiş Milletler kenti gibidir de…

Bu kadar önemli kentimize bir şeyler yaparken, planlarken daha dikkatli olmamız gerekir…

Kentler meydanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle, kent ormanlarıyla, kültür merkezleriyle, kentin önemli alanlarını süsleyen usta elinden çıkmış heykelleriyle anılırlar ve tüm bunlar kentlerin kimliği olurlar ve kentleri yavanlıktan kurtarırlar…

     Gelelim asıl konumuza… Atatürk Bulvarının son bulduğu Altınkum kavşağındaki alana (refüje)bir kaide yapılmıştı. Biz de gelip geçerken buraya ne yapılacağına dair tahminlerde bulunuyorduk. Çok önemli bir yerdi ve sanatsal değeri olan usta bir heykeltıraşın elinden çıkmış Didim’i simgeleyen bir eserin buraya yakışacağını düşünüyorduk.

     Bir akşamüstü sosyal medyada dolaşırken mavi beyaz renkli deniz feneri çağrışımı yapan bir saat kulesinin fotoğraflarının paylaşımlarını gördüm. İlk başlarda nereye yapıldığını kavramaya çalışırken beğendim. Daha sonra dikkatlice bakınca boş kaidenin yerine yapıldığını anladım… Evimiz yakın olunca hemen fotoğraf makinemi de olarak, her yönünden fotoğraflarını çektim. Kamera direkleri arasında kalmış, yerini yadırgamış, saatinden bir şey anlaşılmayan, okunmasında zorluk çekilen, denizden kendini saklamış mavi beyaz maket görünümlü bir yükseltiyle karşılaştım. Doğrusu hayal kırıklığına uğradım ve Didim’e yakıştıramadım.

İlçemizde daha önceler Kamacı zamanında yapılan Atatürk Heykelini de oran, orantı ve estetik yönünden beğenmemiş, bu konuyu yazılarımda dile getirmiştim. Atabay’ın yaptırdığı Atatürk Heykelini ve Aytepe’deki Barış heykeline yönelik beğenilerimi de yazılarımda belirtmiştim. Ayrıcı Kamacı Döneminde Meandros Festivali kapsamında Dünya heykeltıraşlarının yaptığı heykelleri de çok beğenmiştim. O heykeller bugün Barış Parkı çevresi ve diğer yerlerde Kentimize estetik bir katkı sunmaktadır…

Sosyal medyada beğenimi özürle birlikte geri alıp eleştiri boyutlu yorumlarda bulununca, bir takım tepkiler de oldu elbette…”Emek verilen her şey değerlidir” gibi laflar edildi…

    Mavi Didim’in haberine göre Didim Belediyesi Heykel ve Seramik Atölyesinde, Belediye heykeltıraşı tarafından yapıldığı anlaşılan saat kulesi ve denizden saklanmış deniz feneri gibi görünen yapıyı beğenmedim.

Elbette bu tür eserlerin yapımlarının maddi yönleri de vardır… Kalıcı simge haline gelebilecek kent estetiğine özellikle de Didim’e uyabilecek bir heykelin yapımının maliyeti yüksek olacaktır… Sorunun maddi olup olmadığını bilmiyorum, maddi ise hiç yapmamak yapmaktan daha iyidir diyorum… Bu tür projelerin klasik yolu, önce bir konu belirlenir ve bu konuda yarışmalar düzenlenir. Böylece Didim’in adı her yere de duyurulmuş olur.  Didim halkının da görüşleri alınarak, heykelin –saat kulesinin- konulacak yeri de iyi bir şekilde planlanarak tespit edilir uygulamaya geçilir… Böylece Didimlilerin de görüşü alındığı için ortaya sahiplenilmiş bir eser çıkabilir…

Denizden saklanmış, deniz feneri görünümlü saat kulesini kendi adıma sevmedim…   

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1385
Toplam yorum
: 1901
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster