Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1525
 

Dil, düşünce ve Kültür arasındaki ilişki

Dil, düşünce ve Kültür arasındaki ilişki
 

Diyelim ki, bir gün aşka geldi bir bay yöneticimiz ve emperyalizmden söz etti… Birleşmekten, omuz omuza verip mücadele etmekten dem vurdu. Ama hemen arkasına dönüp, [suyun, havanın ve toprağın] kirletilmesine göz yumdu. O zaman nerede kaldı emperyalizm, mücadele, samimiyet, içtenlik filan ve falan?..

Konuşmak, bir düşüncenin bir diğer kişiye iletilmesi için bir araç ve bir köprüdür; nutuk atma alışkanlığının içine itelediği kör bir kuyu değil…

Ezberlenmiş cümlelerin birbirine eklendiği bir saçma sahanlığı değildir konuşmak…  Düşüncenin, ciddiyetin, duyarlılığın sahnesidir.

Bir insan kaç sözcükle konuşuyorsa, ancak o kadar sözcükle düşünüyordur.

Çünkü insanoğlu kavramlarla düşünebilir.

Kavramların ortaya çıkış biçimi ise, sözcüklerdir.

Bir insanın kültür düzeyi yükselir, derinleşirse, dil dağarcığında biriken kelime sayısı da o ölçüde çoğalır.

Çünkü kültür, kişinin düşünce, derinlik ve ulaştığı yükseklik duygusu ile koşut bir gelişme gösterir.

Ulaşılan duyarlılığın niteliği ve kalitesi ise, o insanın düşüncesinin incelmesinden ve genlerinde ister istemez taşıdığı kabalığın seyrelmesinden ve sonuç olarak ruhunun derinliğinden beslenir…

Sözünü ettiğimiz insan, eğer saydığımız bütün bu nitelikleri kişiliğinin içinde arıtarak oluşturabilmiş ise, o kişinin ağzından çıkan her bir söz değerlidir, yararlıdır ve dünyanın kültür mirasının o kişinin kişiliği içinde kristalize olmuş özgün bir biçimidir.

O kişi boşa konuşmaz.

O kişi örneğin, emperyalizmden söz ediyorsa, en azından bu evrensel saldırganlığa karşı ciddi ve somut bir biçimde saf tutmuş demektir.

Birleşmekten ve omuz omuza olmaktan dem vuruyorsa, [zaten] birleşmenin en merkezinde, tam orta yerinde, hoşgörü ile ve alçakgönüllülükle gerçekten yer almış demektir.

O kişinin ağzından çıkan sözcükler nutuk edebiyatının malzemesi değildir.

Nutuk edebiyatının basitliği, sıradanlığı ve yavanlığı ile dirsek temasında değildir.

Örneğin, ifade etmek yerine, “telefuz etmek” sözcüğünü diline tekerleme yapmaz…

Örneğin, düşüncesini, bilemediniz 100-150 kelime arasına sıkıştırma fukaralığına düşmez.

Eğer gerçekten bir düşünce üretiyorsa, geniş bir kültür düzlemine kapılarını açık tutmuşsa, düşüncesini ifade edecek sözcükleri bulur çıkartır; kendisini de geliştirir, dil hazinesini de, doğal olarak kültür düzeyini de…

 

farukhaksal@gmail.com

www.soruyusormak.com

www.dnm-ler.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı, blog sayfalarımızdaki “Önerilerim” kısmından okunması için önerdiğimi belirtmek istemiştim Sayın Haksal. Selamlar…

Can ile 
 28.03.2012 16:51
 

Kişisel gelişim adına okunması gereken güzel bir yazı olmuş Sayın Haksal. Çok doğru.İnsan ve kültür bileşkesinin ve bunun en kısa ifadesi konuşmanın etkisi "nutuk edebiyatı"nın ilerisine geçebildiği ölçüde değer kazanıyor, artı değer yaratıyor. Öneriyorum. Selamlar...

Can ile 
 26.03.2012 13:11
Cevap :
Teşekkür ederim; ancak neyi önerdiğinizi anlamadım. Selamlar...  28.03.2012 13:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 735
Toplam yorum
: 330
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa’da (Mehmet Kemalettin’den olma, Emine İffet’ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster