Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2878
 

Dionysos, Urla Bağ Bozumu Şenlikleri

Dionysos, Urla Bağ Bozumu Şenlikleri
 

Urla Belediyesi Basın bülteni.


On iki Olympos tanrısından biri olan Dionysos, Zeus ile Semele’nin oğludur. Doğuş efsanesi şöyle anlatılır: Zeus Semele’ye aşık olur, ama karısı Hera onu kıskanır. Hera yaşlı bir kadın kılığına girer ve Semele’ye Zeus’un ona güçlerini göstermesini söylemesini söyler. Zeus gücünü gösterirken Semele yanar ve karnındaki yedi aylık bebeğini düşürür. Zeus bebeği kurtarır ve baldırında saklar. Daha sonra Zeus’un baldırından doğar. Zeus Dionysos’u büyütmesi için Hermes’e vermiştir. Hermes , Dionysos’u Hera’nın öfkesinden uzakta bir yere götürür. Nympheler(sayısız çoklukta denizde ve karada yaşayan dişi) tarafından bakılır, büyütülür.

Yunan mitolojisinde Dionysos, nympheler tarafından büyütüldükten sonra Hindistan ve Arabistan yarımadası olmak üzere pek çok uzak ülkeye gitmiş ve buralarda bulduğu asma dalını gittiği her yere taşıyarak insanlara şarap yapmasını, kendisine tapılmasını öğretmiştir. Frigya’dan geçerken verimliliğin büyük tanrıçası Kybele’ye rastlar. Kybele ona kendi sırlarını açıklar. Kybele’nin sırlarını öğrenir.

Halikarnas Balıkçısı’na göre Dionysos'un asma için bu kadar uzaklara gitmesine gerek yoktur. Yabani üzüm asmaları, yalnızca Güney Anadolu ve Kuzey Suriye'de yetişmektedir. Asma buradan Anadolu göçmenleri tarafından Yunanistan, İtalya, Güney Fransa ve İspanya'ya taşınmıştır.

Şarap tanrısı Dionysos, iyi yürekli ve yumuşak başlıydı fakat bazen çok kötü de olabiliyordu. Birbirine karşı bu iki davranışın ortasında gelişmiştir. Kendisine tapanlara sevinç ve özgürlük verebildiği gibi yabanıl yıkımı da getirebiliyordu. Çünkü şarap iyi olduğu kadar kötüdür de. İnsanların içini ısıtır, onları neşelendirir ama çok içilirse sarhoş eder. Yunanlılar şarabın bu iki özelliğini bildikleri için Dionysos'a yalnız iyilikler değil, kötülükler de yaptırmışlardır. Ama yine de şarabı her zaman sevmişlerdir.

Dionysos'un bütün hastalıkları iyileştiren bir kadehi (kantharos) vardı. O kadehten içki içen korkuyu unutur, cesaretlenirdi. İnsanlar bundan dolayı Şarap Tanrısı’nı diğer Tanrılardan daha çok sevmişlerdir. Çünkü Dionysos yalnız içki yoluyla değil esin yoluyla da özgürleşmeyi kabul ederdi.

Dionysos törenleri, insanlara yalnız mutluluk içinde yaşamayı değil iyi bir umutla ölmeyi de öğretmiştir. Yunanistan'da hiçbir bayram ve törenle karşılaştırılmayacak olan bu şölenler asmalar yeşermeye yüz tutunca başlar ve beş gün sürerdi. Bir barış ve kardeşlik havası eser, tutsaklar salıverilirdi. Halk açık havada, bir tiyatroda toplanır, oynanan oyunları izlerdi.. Dionysos bu nitelikleriyle Yunan yazınının en önemli kolu olan tragedyayı doğurmuştur.

Dionysos ismi iki kere doğan anlamına gelmektedir. Mitolojideki her olay gibi bu da bir nedene dayanmaktadır. Dionysos da Demeter gibi aslında acı çeken bir ölümsüzdü, ancak acısı doğrudan kendinden kaynaklanmaktaydı. Asma, meyva veren diğer ağaçlardan çok farklıdır; hepsinden daha çok budanır, kışın yapraksız, çıplak ve eğri büğrüdür. Kışın gelişiyle ölürdü. Ama onunki çok daha korkunç bir ölümdü. Bazı öykülere göre Hera'nın, bazı öykülere göre de Titanların buyruğuyla paramparça edilirdi. Aylar geçer yeniden canlanır ve yeniden ölürdü.

Dionysos bu yanıyla bir taraftan da ölümün son olmadığını gösterirdi. Ona inananlar ölümün ötesinde bir hayatın olduğunu bilirlerdi. Şarap tanrısı dirilen bir ölü değil, ölen bir diriydi.

Dionysos her bakımdan doğaya yöneliktir. Ancak simgelediği asıl güç doğanın kendisi değil, insanla doğa arasındaki bir ilişki, insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Doğa sırlarına ve gücüne ermek, yani Tanrılaşmak insanoğlunun ulaşmayı istediği bir aşamadır. Dionysos bu aşamaya ulaşmanın yolunu herkese açar. Bu yol, şarap ve sarhoşluktur. İnsan yaratacılığının kökeninde bulunan gücü, şarabı elde ettikten sonra kazanmıştır.

Sembolü olan asma ağacı gibi ölüp yeniden doğar, haz ve acı arasında iki uçta gider gelir. Bu yüzden psikiyatride manik depresif duygu durumunu temsil eder.

Apollon ve Dionysos ;Friedrich Nietzsche'nin ilk eseri olan Tragedyanın Doğuşu adlı yapıtında incelediği iki kavramdır. Nietzsche'de Apollon; biçimin , uyumun ve kontrolün, Dionysosise taşkın ve coşkun duyguların, tutkunun simgelendiği iki kavramdır. Nietzsche'ye göre bu iki öğe, tabiatın yaratış/yıkış süreçlerini devindirir.

Dionysos bir Lidya-Frigya tanrısıdır. Bakkhalar korosunun ilk sözü olan "Ben Lidya'nın altın ovalarından geliyorum, vatanım Lidya'dır" deyimi Tanrının kendini tanıtmasına da uygundur.Okuduklarımdan öğrendiğime göre , bence Dionysos , doğumundan itibaren sürgün edilmiş, gezgin ve göçmen bir Tanrıdır. Bu yüzden de Anadolu’da İzmir’den, Bozcaada’ya oradan Ürgüp’e kadar bağbozumu şenlikleri düzenlenir. Ve bu şenliklerde mutlaka şarap tanrısına değinilir.

Dionysos bağ bozumu tanrısı olarak da bilinir.

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen 14 Ağustos Urla Bağbozumu Şenlikleri, çeşitli etkinliklerle kutlandı. 5 gün süren şenlik kapsamında ilk gün yelken ve sörf yarışları, el sanatları sergisi yapılırken ikinci gün paneller ve şiir dinletileri gerçekleştirildi. Etkinliklerin üçüncü günü şenliğin özü olan ürün yarışması yapıldı. Aynı gece Urla Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu ve Erdinç doyumsuz bir konser verirken Limantepe Kazısı üyelerinden Dr. Levent Keskin Urla’nın tarihine ışık tutan Limantepe kazıları hakkında kısa bilgiler verdi.

Urla Çeşmealtı Liman içinde gerçekleştirilen konser alanı 200 bidonun masaya çevrilmesi ve bu masaların etrafının bağ yapraklarıyla süslenmesi gelenlerin büyük ilgisini çekti. Konser alanında ayrıca Urla’da faaliyet gösteren restoran ve kafeler stant açarken gelenlere şarap ikram edildi.

14 Ağustos gecesi Urla İskelede konserle şenlik devam etti. Belediye başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu’nun konuşmasında ‘’14 Ağustos üzümün bala, zeytinin yağa düştüğü gündür’’ sözü dikkatimi çekti.Tamda bereketi bolluğu, ürünün ortaya konulmasını anlatan ne güzel cümleydi. Şenlikler 16 Ağustos’ta Çeşmealtında yapılan Briç turnuvasıyla son buldu.

İki üç gün sonra ev sahibim , bahçedeki asmadan kopardığı 2-3 salkım üzümü bana ikram etti..Eee 3 kilo üzümü de ben manavdan aldım. Akşama kurdum soframı, başladım üzümü ezmeye, ezip şaraba yol açmaya.

Hem değil mi ki; Üzüm ölür , ruhunu şaraba bırakır. Ve yaratıcılık ve sevinç ve bereketle üzüm yeniden doğar insanda…

Leylim

21.08.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 247
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Karlı bir kış günü, yaşam denilen bu yola düşmüşüm. Yürümüş yürümüş de bir arpa boyu yol alamamış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster