Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
38
 

Direnişin Çocukları

Bu yazı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın ölüm yıldönümlerinde onları anlamak, anmak ve tekrar hatırlatmak için kronolojik sıraya göre bilgiler derlenmiş ve kaleme alınmıştır.
 
 
 
DİRENİŞİN ÇOCUKLARI
 
HÜSEYİN İNAN
 
 
 
        Darağacının ikinci fidanı Hüseyin İnan. Hüseyin İnan, 1949'da Sivas Gürün ilçesine bağlı Bozhöyük köyünde doğdu. Babası Hıdır İnan’dı.  İlk ve ortaokulu Sarız'da, liseyi Kayseri'de okudu.
 
         1966 yılında ODTÜ İdari İlimler Fakültesine kayıt oldu. Sosyalist Fikir Kulübü  ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç'e ve  TİP'e üye oldu. Gerek İstanbul ve Ankara, gerek İzmir ve diğer illerdeki anti-emperyalist eylemlere aktif rol aldı; ABD’nin  6. Filosuna yönelik eylemlerin düzenleyicilerinden biriydi. 1966-1967 öğretim yılında, gerçeklesen ODTÜ Hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik edenlerdendi.
 
         Hüseyin İnan, 1968'de, TİP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginleşen gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup, kır gerillası yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düşüncesini geliştirmeye çalıştı.  Babası onun siyasi olaylara karışmasını verdiği bir röportajda şöyle anlatmıştır.
 
‘’Hüseyin bu işe 67’de İşçi Partisi’nde başladı. ODTÜ’de ikinci yıla kadar bilim çalıştı, sonra okula devam etmedi. Antep’e silah getirmek için gitmiş, dönerken yakalandı, o davayı atlattık, bu kez üç ay El Fetih’te kaldıktan sonra dönerken Diyarbakır’da yakalandı. Orada birkaç ay yattıktan sonra, Ankara’ya getirdiler, yargılandı, ama bir suç giymedi. Bunları Diyarbakır’da ziyaretine gittiğimde öğrendim.’’ (Gazeteci Esra Açıkgöz’ün Hıdır İnan ile röportajından)
 
            Ankara'da, özellikle ODTÜ öğrencisi olan ve önderliğini Sinan Cemgil ile birlikte Hüseyin İnan'ın yaptığı grup, Türk sosyalizm tarihinin ilk silahlı örgütü olan THKO'nun çekirdek kadrosunu oluşturdu. Aynı yıl İdari Bilimler Fakültesi'nden çıkartılan Hüseyin İnan, sonrasında Sinan Cemgil, Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'la birlikte paylaşacağı, ODTÜ Birinci Yurt'ta 201-202 numaralı odada kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, THKO'nun bu nüvesini oluşturan grup ile birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün askeri kanadı olan El Fetih'in gerilla eğitim kamplarına gitti. Burada aldıkları eğitimin ardından bir süre İsrail'e karşı yapılan kimi eylem ve karakol baskınlarında görev aldı.Şubat 1970'te Türkiye'ye geri döndüğünde, Diyarbakır-Gaziantep yolunda bir otobüste yakalandı. Diyarbakır’da devam eden yargılama sonunda, Ekim 1970'te tahliye oldu.
 
           Oral Çalışlar’la yıllar sonra bir yazısında ondan şöyle bahseder;
 
‘’Hüseyin İnan'a aramızda 'dede' derdik. Doğrusu ona neden dede denirdi, pek düşünmemiştim. Hüseyin İnan 'dede'ydi, yani Alevi dedesiydi. Ailesi Kayseri Pınarbaşılı olan Hüseyin İnan, 68 gençlik hareketinin öne çıkmayan önderlerindendi. Sessiz, sakin haliyle aslında herkesin saygı duyduğu, söylediğine değer verdiği, ağır başlı ve etkili bir devrimciydi.’’ (Oral Çalışlar – Radikal gazetesinden)
 
          Hüseyin İnan serbest kalmasını takiben yeniden Ankara'ya döndüğünde kafasındaki kır gerillası fikri iyice berraklaşır. Benzeri düşünceler taşıyan ve aynı eylem çizgisini benimseyen, başlarında Deniz Gezmiş’in yer aldığı İstanbul grubuyla bir araya gelerek THKO'yu kurma kararı alırlar. Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil ve Cihan Alptekin'in de kuruluşunda yer aldığı THKO'nun öncü teorisyeni olur. Bu, diğerleri tarafından lider olarak kabul edilmesini beraberinde getirir. 29 Aralık 1970'te, 4 Dev-Genç üyelerinden İlker Mansuroğlu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak ilk kez ismini kullandığı Kavaklıdere Polis Karakolu'nun kurşunlanması, 1 Ocak 1971'de Türkiye İş Bankası Emek Şubesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basılarak önce bir, daha sonra dört Amerikalı askerin kaçırılması eylemlerinde bulunur.
 
          23 Mart 1971'de Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde düştükleri pusuda THKO'lu bir diğer militan, Mehmet Nakiboğlu'yla beraber yakalanır.
 
          Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'la Ankara 1. No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından 9 Ekim 1971'de idama mahkûm olur. İdamların önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen 6 Mayıs 1972 günü Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş  ile birlikte gece 1:00-3:00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi. Mezarı Ankara Karşıyaka mezarlığındadır. Hüseyin'e son arzusu sorulduğunda darağacının yanı başında bekleyen avukatlarına şunları söylemek gereğini duymuştu:
 
"Babam, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, üzülmesin. Ayakkabılarım da hapishanedeki arkadaşlara hediyem olsun." 
 
 Son sözleri ise;
 
"Ben şahsî hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm" olmuştur.
 
06.05.2020 istanbul
 
Gülhan Genç

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 89
Kayıt tarihi
: 26.01.18
 
 

  Kelimelerle tanıştığım gün başladı edebiyata tutkunluğum. Önce kelimelerden cümleler kurmayı öğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 89
Kayıt tarihi
: 26.01.18
 
 

  Kelimelerle tanıştığım gün başladı edebiyata tutkunluğum. Önce kelimelerden cümleler kurmayı öğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster