Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
425
 

Doğum korkusu sezaryen nedeni olabilecek mi?

Sezaryen konusuna fazla girmek istemiyorum. Gerçekten üzgünüm anlatabiliyor muyum? Güçlünün güçsüzü daima ezdiği bir dünyada, doğum yapmasına yaradılışları müsaade etmeyen bir meclis dolusu erkeğin kararıyla, sezaryen yasaklandı. Göz boyamak için çıkarılan ve aslında çıkarılmasına hukuken de mantıken de gerekli olmadığını düşündüğüm bir yasa, doğum sancısından beyni uyuşan, acılar içinde kıvranan,vücudu üzerinde tasarruf hakkı aslında sadece kendine ait olan anne adaylarıyla, kadınlarla adeta alay ediyor.

Doğumhanelerin ve sancı odalarının toplama kamplarına benzediği söylenen bir ülkede, ağrısız doğumun da gerekli olmadığı anne adaylarının yerine karar verilmişken; (karar verilmiş diyorum çünkü sınırlı sayıda devlet hastanesi dışında devlet hastanelerinde yok.) kadın, bir kere daha yalnız  bırakılıyor.

Feminist miyim? Hayır. Normal doğuma karşı mıyım? Asla. Ancak normal doğumun her zaman en sağlıklı doğum şekli olmadığını biliyor muyum? Kesinlikle evet.

En sağlıklı doğum, kadının vücut yapısına uygun olan doğumdur. Anne adayı, aynı erkekler gibi sadece etten ve kemik değil de, bir de ruh'tan yaratılmış olduğundan, kendi iradesinin adeta insan değilmişçesine sorulmadığı,bu nedenle gururu da kırılmış, ilk doğumu ise neye uğrayacağını bilmeden panik içinde, korkudan ruhu zedelenmiş, ilk doğumu değilse daha önceki tecrübelerinden doğumdan soğumuş bir halde normal doğuma zorlanıyorsa, bu doğum sağlıklı bir doğum mudur? vücut yapısı uygundur. Ancak tüm bilgilendirmelere rağmen kabul etmeyebilir. O zaman ne olacaktır?

Tıpta, jinekoloji bölümü mü daha önemli ve değerlidir? Psikiyatri mi? Çok saçma bir soru değil mi? Her tıp alanının "insan"ı  odak alması nedeniyle bu iki alanı birbiriyle kıyaslamak, keçi ile ineği kıyaslamak kadar saçmadır.

Öyle ise, fizyolojim normal doğuma uygun olsa bile, ruhsal durumum müsaade etmiyorsa ne olacak?

Yasanın pratiklerini görmeye başladık. Zorunlu sezaryen vakalarında bile doktorlar, kadınları normal doğurmaya zorlarken, doğum korkusu mu tıbbi zorunluluk kabul edilecek? Ve gerçekten, biz kadınların insan yerine konmadığımızdan artık şüphem kalmadı.

Aşağıdaki sorular, cevaplarını, bir kadın olarak, doğurma niyetine girmeden almak isteyeceğim; eğer doğurmayacaksam da, tüm kadınlar adına öğrenmek isteyeceğim sorulardır.

1. Aşırı doğum korkusunun ölçütü nedir? Aşırı doğum korkusu olan kadın, hamile kalmadan önce mi; sonra mı doktora gidecektir?

2. Hangi doktora gidecektir? Kendi jinekologumuza mı, yoksa psikiyatriste mi?

3. Doktorumuz, "Artık seçenek yok"  diye ses çıkartmadan bir sonraki randevuyu verip, mahkeme duvarı gibi suratla mı karşılayacak; yoksa iki elini iki yana açıp, "Yasa böyle," mi diyecektir?

4. Psikiyatriste gittik diyelim. Bu raporla mı olacaktır? Terapi yapmaya fırsat bulamayan psik. dr.'larımız "doğum korkusunun aşırı olup olmadığını bir dakikada nasıl tespit edecektir? Eğer izin vermezlerse kürtaj mi olacağız? Kaldı ki yasal kürtaj süremiz de geçtiyse acılar içinde doğuma mı zorlanacağız? Ya da "anne olmak kolay değil, anan seni nasıl doğurmuş, yallah." ya da "Ben böyle takdir ettim." mi diyeceklerdir?

Olması olası bu diyaloglarda kadının mağduriyeti anlaşılabilir mi? Yoksa nasılsa erkekler doğurmayacak. Bu konu erkekleri ilgilendirmiyor. Kızı olmayan annelerimiz yaşında kadınların da kızları olmadığı için doğurmayacaklar. Onları ilgilendirmiyor. Kızı olup da doğumu atlatanların kızlarının canı patlıcan da bizimki mi can. Onlar baskı yanlısı olabilir. Onları ilgilendirmiyor. Dolayısıyla yasak bu topluluğun da umrunda değil. Çocuk sahibi olma ihtimali bulunmayan kadınlar, en ince noktaları olduğundan ya da yasa onları ilgilendirmediğinden bu konu ile ilgilenmiyorlar. Doktorlar, açık bir şekilde sezaryenin zararlı olmadığını dile getiremiyorlar; çünkü getirseler ya fişlenme korkusu yaşayacaklar ya da adları sezaryenci doktora çıkıverecek. Sezaryenci doktor eşittir paragöz doktor, kolayına kaçan doktor, vajinal doğumu bilmeyen doktor,v.s.

Konu, kadın doğum doktorlarımızdan ziyade öncelikle kadınların, sonra da ailelerin yani kısaca vatandaşın mağduriyetine neden olacaktır?

Giden bebek geri gelmeyecek, giden anne geri gelmeyecek, sakat doğan bebekler peşlerinde bir yığın sorun ve üzüntü getirecektir.

Ancak yasanın bir tek faydası olacaktır.

O da şudur ki; kadınların sözü geçmeyecek, kadınlar acı çekecek; sonuç ister mutlu ister mutsuz son'la bitsin; ego'lar tatmin olacaktır.

Çözüm, isteğe bağlı sezaryenin de insan hakkı olduğunun kabul edilip; her türlü bilgilendirmenin yapıldıktan sonra anneye doğum şeklini seçme hakkı verilmesidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merve Hanım yazdıklarınızın her satırına katılıyorum. Konunun bu boyutunu ele alan bir başka yazıya rastlamamıştım. Değindiğiniz nokta benim de aklıma gelmişti ve eminim bir cok hamile kadının da suanda kaygısıdir. Bu yasanın yeniden düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. saygı ve selamlarimla.

Mümine Tayan Coşkun 
 22.08.2012 5:54
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu konu, en az kürtaj meselesi kadar önemli iken, ne yazık ki yeterince irdelenmemektedir. Gelişmiş ülkelerde ağrısız doğum olağan iken, bizde lükstür. Ayrıca kötülenmektedir.Sorun, aslında sadece kadınımıza bakış açısıdır. Pek çok konuda,talep etmenin dahi artık imkansızlaşmaya başladığı bir döneme girdiğimizi düşünüyorum. Tekrar teşekkürler..  22.08.2012 16:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5186
Kayıt tarihi
: 20.05.12
 
 

Hukukçu bir anne.  Hayatta her şeyin kontrol edilemeyeceğini zor da olsa öğrendim.  Hayat, kısa b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster