Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
308
 

Doktorum

Doktorum
 

İYİ DOKTOR İLE KÖTÜ DOKTOR ARASINDAKİ FARK...


Aylar önce Şişli Etfal Hastanesindeyim. Başhekimlik binası önünde, kalabalık grup ve onların sözcüsü; Hasta yakınlarından yenen dayaktan dolayı basın bildirisi okuyor.


Akşam haberlerin de aynı nakarat. Hamile bayan mide bulantısıyla hastaneye geliyor. “Bir şeyi yok” denip eve gönderiliyor. Fakat kadıncağız daha hastane kapısında çıkışta bayılıyor. Sonrası ölüyor. Aylar önce yaşanan hadise ve dayaktan muzdarip doktor.

Bu günlerde pek çok kanal programlarında doktor kahramanlar yaratmışlardır. Ağzı laf yapan doktor, reytingi yükseltiği yapımcıların gözünden kaçmamıştır. Bence iyi doktor, kötü doktor kavramı da bundan kaynaklanıyor.

Muayeneye gittiğinizde doktor kolay kolay konuşmaz. Anlatsa da kolay anlayamassınız. Söylediklerini tekrar ettirmeye kalksanız yüz ifadesi değişir. Biraz açıklama beklersiniz ama nafile…

İşte size kıssadan hisse; Yürüyüş bandında ritim bozukluğu görüldü.
Önerilen filmi çektirdikten sonra tekrar doktora çıktım. “Tamam” dedi “Bir şeyiniz yok. Geçmiş olsun”

Dedim “Hocam bunca eziyeti niye çektim. Ne gibi tehlikeden şüphelendiniz?” O kadar teknik cevap verdi ki ne eşim ne ben tek kelime anlamadık. İkinciye anlattırdım. Yüz ifadesi değişerek anlattı anlamadım.

Kızdım “Hocam”dedim “söylediklerinizden tek kelime anlaşılmıyor.” Eşime döndüm “sen bir şey anladın mı?” diye sordum. “Hayır” anlamında başını sağa sola salladı. “Şunu benim anlayacağım tarzda anlatır mısınız lütfen” diyerek tekrar anlatmasında ısrar ettim.

“Sulanması gereken bahçenin hortum tıkananıklığından şüphelendim. Filime bakılırsa gayet iyi sulanıyor, gitmesi gereken yerlere kan gidiyor, yani bahçe güzelce sulanıyor. ” diyerek iki cümle ile gayet iyi özetledi.

Doktor hanıma döndüm “işte hocam” dedim “iyi doktorla kötü doktor arasındaki fark bu. Hastayı tatmin edemedikten sonra ağzınızla kuş tutsanız nafile.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..Fünuncular ile, eh işte, dağda-bayırda gezen cahiller. Gayfelerde okey daşı döşeyeceğimize elimize Latince bi kitap alıp da çalışsak, dokdurlarımızla aramızda heç uçurum galmayacak. Dokdurların suçu yok; araya uçurum goyan bizlerik. Çoban ve sürüsü 'aydın kesimden' asla gopmamalı; soona gurda-guşa yem olur.

Yüksel ÖNAÇAN 
 30.12.2009 2:10
 

..hiç! Tıp tahsili yapmış birisiyle bir hastanın konuşma dilinde elbette fark olmalı. Yoksa onun doktor olduğuna inanmazsın ki.. Baksanıza ben bile pek çok aydınlarımızın(!) kendi icadettikleri kelimelerle kurdukları cümleleri anlayamıyorum. Elbette anlamamak gerek; yoksa aydınlarla benim gibi cahil insanların arasındaki fark nasıl belli olacak. Halktan yanayım diyen bu aydınlarımızın halk dilini anlamaması gerekir ki, peşlerine anlamadan takılıp gitsinler. Yaaaaaa. Bi daha sakın açıklama bekleme doktorlarımızdan. Adamlar Latince'yi öğrenmek, ezberlemek için az mı dirsek çürüttü.

Yüksel ÖNAÇAN 
 26.12.2009 2:17
Cevap :
Sevgili üstad; söylediklerinize katılmamak elde değil. O kadar güzel özetlemişsiniz ki ağzınıza sağlık. Saray dili ve halk dili olarak genellesek nasıl olur?  29.12.2009 13:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 680
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

1962 istanbul doğumlu, 1982 Pertevniyal edebiyat mezunu. Evli,Mustafa ve Kaan adında iki çocuk sa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster