Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1428
 

Dostluk bu mu ?

Dostluk bu mu ?
 

Sessiz sedasız içeri girişinden, ses tonundan, her zamanki neşesinin olmamasından farklılık olduğu hissedilmişti. Yanaklarından eksik olmayan tebessümün yerini hüzün almış, gözleri şişmişti duyulmayacak bir ''günaydın'' kelimesi dudaklarından çıkarken.

Kimsenin alışık olmadığı bir durum olduğu için meraklı bakışlar üzerine çevrilmişti ister istemez. Durgunluğundan, canını sıkan bir konu olduğu, etkisinden de kurtulamadığı belliydi. Konuşmak istemediği mesajını verircesine yerine geçerek, dikkatini elindeki işe verdi. Rahatsızlık vermeden, bakışlarımı belli etmeden bir süre hareketlerini inceledim, üzülmesine neden olabilecek konuların neler olabileceğini düşünerek. Etrafla ilgilenmiyor, karşı masaya laf atmıyor, çimen gözlü ile uğraşmıyor ve göz göze gelmemeye çalışıyordu ''herşey yolunda mı?'' sorusu ile karşılaşmamak için.

Yarım saatlik bir sürenin ardından, ''çay alacağım, ister misiniz ?'' diyerek yerinden kalktı. ''Bitki çayı içtik daha sonra'' diyerek teşekkür etti masadakiler. Çıtır çıtır yanan sobanın üzerindeki çaydanlıktan yeni demlenmiş, ''tavşan kanı'' tabirine uygun bir bardak çay aldı. Demini fazla koymuştu yine. İki kaşık şeker ilave ettikten sonra masaya doğru gelirken telefonu çaldı. Bir elinde bardak, kısık ve bozuk bir ses tonuyla '' Efendim'' diyerek arayan kişiyi dinlemeye başladı. Sakin ve dikkatliydi. Konuşma uzadıkça, bakışları sertleşiyor, başını ve elini ''olur mu canım, sende'' anlamında sağa sola sallıyordu. Hala karşı tarafı dinliyordu. Gözleri masanın üzerindeki pakete takılınca uzanarak bir tane aldı, çakmağını çıkardı ve arka bahçeye doğru yürüdü.

Tam karşımdaki pencereden rahatlıkla görebiliyordum, derin derin çektiği sigarasının dumanını. Dudaklarının kıpırdamasından konuşmaya başladığı anlaşılıyordu. Konuştu, konuştu, uzun bir süre dolaşarak konuştu. Sonra, kanepeye oturdu. Arkası dönük olduğundan yüzü görünmüyordu artık. '' Ne zaman başladın bunu yapmaya ?'' sorusu bakışlarımı lale desenli, geniş yapraklı çini tabağa çevirdi. Yeşil yapraklar, türkuaz yuvarlak motiflerin ardından sıra laleleri boyamaya gelmişti. ''Dün'' dedim yavaşca. ''Hızlı boyamışsın, öğleye kadar biter harhalde'' sorusu konuşmayı devam ettirince ''evet, az kaldı '' yanıtı çıktı dudaklarımdan. Aklım dışardaydı. Başımı kaldırıp pencereye baktığımda arkadaşımın oturduğunu gördüm. İçeri gelmediğine göre, beni bekliyor olabilir düşüncesiyle ayağa kalktım ve arka bahçeye doğru yürümeye başladım.

Kapıyı açtığımda, elindeki ince belli bardaktan çayının son yudumunu içiyordu. İçten bir tebessümle kenara çekilerek, yer verdi oturmam için. Öylesine oturdum, soru sormadan. İsterse paylaşacağını çok iyi biliyordum. ''Altı yıllık dostluğum bitti dün akşam'' dedi, şaşkın ve üzüntülü bir ses tonuyla ve devam etti. ''Arkadaşım, dostumdu, ailemi, sevdiklerimi karşıma almıştım onun için ama yanılmışım, kandırılmışım yılllar boyu. Güvenmiş, inanmıştım ama bak yaşadığım hayal kırıklığına... Dostluk bu mu, hak ettiğim sonuç böyle mi olmalıydı, bunun bana nasıl yaptı, yıllarca yalanlarıyla kandırdı, uyuttu ?'' derken yaşadığı üzüntü, şiş gözlerinden anlaşılıyordu. Neden, niçin sorularının yanıtını arıyordu biraz olsun rahatlamak adına ama yoktu işte. Oysa, ne kadar uğraşmıştı onu çevresine kabul ettirmek, iş ortaklığını uzun yıllar sürdürmek için. Herşey anlamını yitirmişti artık. Güvendiği, dost bildiği insan yıkmış, hayal kırıklığına uğratmıştı. ''Yazık, çok yazık'' dedi sesi titreyerek.

Söyleyeceğim sözlerin teselli olamayacağını bildiğimden sessizce dinleyerek, rahatlamasını sağlamaktı gayem. Konuştukça açılırdı belki. Konuştukça eskilere, sevinçli yıllara döndü derin iç çekişlerle. Gülmüyordu bugün ve komiklikler yapamıyordu. Gerçeklerle yüzleşmek üzmüş, acı vermişti. İnanamıyordu, hak etmediği davranışlarla karşılaşmış olmaya. ''Of of ne kadar zormuş, dost tarafından kandırılmak'' dedi, gözleri dolu dolu olmuşken.

Bakışlarından akşam olmasını istediğini anlıyordum, evine gidip, rahatça ağlayabilmek için. Işıkları açmadan, aile üyeleri sesini duymadan ağlamak istiyordu. Gözyaşlarını içine akıtmaya alışmıştı yıllardır. Dışardan bakıldığında hiçbir sorunu olmayan, soğukkanlı, güçlü bir insan izlenimi veriyordu ama gerçek böyle değildi. Akşam olup, kendiyle kaldığında, sessizliğin şarkısını dinlediğinde durum değişiyordu. ..

Yaşadıklarının kötü bir rüya olmasını ne kadar isterdi kimbilir. İsterdi de biliyordu ne yazık ki rüyada olmadığını. ''Yapabileceğim, birşey var mı?'' dışında rahatça ağlayacağı güvenilir bir omuz gerekliydi şimdi. Güvenilir ve acı vermeyen. Zordu elbet unutmak, yeniden güvenmek. Başını kaldırdı, gülümsedi ve '' İyi ki varsın, dinliyorsun, güç veriyorsun...Yoksa kolay olmazdı'' dedi içtenlikle. Arkadaşımdı o benim, sevincini, hüznünü paylaştığım arkadaşım. Elbette yanında olacak, dinleyecektim. Gözlerim, ışıl ışıl olmuştu mutluluktan ''iyi ki varsın'' kulaklarımda çınlarken...........

resim kaynağı: photonet.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ailene zorla kabul ettirdiğin birinin kazığı. Ne yapalım, hayat böyle. Eminim arkadaşın yaşadıklarının "zararını", arkadaşlarının dışında yine ailesiyle sarıp sarmalamıştır. Ne güzeldir insanın ailesinin olması :))) Sevgiler, maviyle; güzel dostluklara...

derinmavi.. 
 24.06.2007 13:39
Cevap :
Aynen dediğiniz gibi oldu.''Kol kırılır yen içinde kalır'' sözünü doğrularcasına, ailesine sarılarak,onların desteklerini alarak atlattı zor günleri arkadaşım ve artık çok daha iyi,daha dikkatli insanlara karşı. Paylaşımınz için çok teşekkür ederim.Sevgiler.  24.06.2007 14:27
 

Dost mu olunur bize? Dost mu ediniriz biz? Sanırım bu nüans bizi sıkıntıda bırakıyor biraz. Eğer dost olmaya kalkarak geliyorsa ilgili, sorumluluğu da üstlenerek gelir muhabbette. Lakin dost edinmişşsek ve hayal kırıklığına uğramışsak, pazarlıksız ve hesapsız bir şekilde sorumluluk yüklemişizdir ilgilimize ve hatta o kadar sorumluluk yükleriz ki manevra alanı, hata payı bırakmayız sevdiğimize, kabahatliyiz bu noktada. Ayarı iyi yapmamız lazım, sevdiklerimize kaldıramayacağı yeti yada melekeler yükleyerek, beklentilerimizi abartmamalıyız sanırım, ki kıvamı yakalayalım. Tebrik ederim Tuğba hanım, kıvamında bir yazı, muhabbetinize akıl katan dostlar edinmeniz dileğiyle.

Yücel! 
 08.05.2007 18:58
Cevap :
Hemşerim, sayfamda isminizi ve yorumunuzu görmek mutlu etti doğrusu. Kelimesi kelimesine düşüncelerinize katılıyorum. ''İnce ayarı iyi yapmak '' beklentileri, sevinç ve üzüntüleri dengeli hale getirecektir.''Muhabbete akıl katan dostlar'' cümlesi ne kadar uygun benim DOSTLARIM için. Bu arada bu güzel sözlee sizi anımsayacağım artık. Değerli katkı ve paylaşımınız için teşekkür ederim.  08.05.2007 20:10
 

Sevgili Tuğba, kutlarım, hakkındaki tesbitlerimin doğru çıktığına sevindim. Haydi bakalım, adım adım öykücülüğe doğru. İnanıyorum ve bekliyorum. Gözlerinden öperim. Enfal

Enfal Törün 
 21.03.2007 10:52
Cevap :
İçten ve şevk veren paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Uzun bir yol var ama başarılı olma gayretiyle devam etmek de güzel. Sevgi ve saygılarımla.  22.03.2007 16:16
 

Öyle güvenli kaleler kurarız ki dostlarımız için , gün gelir bu kaleyi içten içe dostlarımız yıkar, Dostum diyorsan dayanmak gerekir belkide olumsuzluklara ama bıçak kemiğe dayanınca... Dostum diyebilmek... ESEN KALINIZ..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 19.03.2007 18:28
Cevap :
''Bıçak kemiğe dayanınca'' işte benim arkadaşımın da yaşadıkları aynen böyle tarif edilebilir Sıla Hanım. Ne çok fazla ne de az...Herkese hak ettiği kadar değer verilebilirse daha güzel olur dostluklar, hayal kırıklığına fazla uğramaz insanlar düşüncesindeyim. Paylaşımınız için çok teşekkür ederim.  20.03.2007 1:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2293
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster