Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
728
 

Düş ve lal

Düş ve lal
 

http://www.dejkam.com


Kâbus gibi bir sabah...

Hava kor kadar soğuk!

Evden çıkılacak gün değil velhasıl... Yakacaksın sobanı, pencerenin kenarına oturup...

Hangi pencerenin kenarına oturup?

Hem soba nerde?

Oldu olacak, tepeden ormanı gören... Ev değil de, odunu bol, ahşap bir kulübe olsun...

Soba da olsun, gürül gürül yansın üstelik...

Tel maşa, saç olanlarından değil anlatmak istediğim, tuğlalı, gösterişli, ensesi kalın işi; peçka, maşinga, kuzinelerden... Hani şu istendiğinde üzerinde ekmek kızartılan, istendiğinde kuru fasulye pişirilen, içine patates atılanlardan...

Öyle bir soba düşlediğim zaman, eski bakır güğümler geliyor aklıma, bir de cılız gündöndü sopaları... Çaydanlığı unutuyordum ve demli çayın kokusunu...

Zar gibi camlar, camları tutan küflü, incecik çiviler...

Köşede ağını örüp beklemekten yorulmuş yaşlı örümcek...

Viran kapıya yakın çalı süpürgesi ve yanında beşik kertmesi... Faraş!

Sedir... Yerde; baklava desenli, püsküllü, çiğnenmekten canı çıkmış zilli, şımarık bir kilim...

İçi saman dolu, dışarıdaki hava kadar sert, nasırlı, şefkatli ellere benzeyen, kafanı koyduğun zaman ninni söyleyen yastıklar...

İsli gaz lambası...

Duvarda sırları dökülmüş, ketum ayna...

Sonra sessizlik!

&&&

Kulübeyi, ormanı ve hatta sobayı aklımın yellerinde bırakıp, yola çıkıyorum...

Karlı tepeler, yollarda canı pahasına yem arayan kuşlar, saçaklarından buzlar sarkan evler, telefon direkleri ve uçsuz bucaksız beyaz...

Bir adam el ediyor, yolum uzun havada soğuk laflarız diye düşünüp biraz ileride duruyorum...

Soluk soluğa geliyor adam, ellerini ısıtmak için hohlarken arabaya biniyor...

Nereye gittiğini soruyorum...

Cevap vermiyor...

Tekrar soruyorum, elini kalın kazağının içine sokup, gömlek cebinden bir kâğıt tomarı çıkarıyor arasından nüfus kâğıdını buluyor...

Doğum yerini gösteriyor parmağıyla... Malkara...

Adını işaret ediyor sonra... Mustafa...

Malkara’ya gelene kadar susuyoruz lal Mustafa’yla!

&&&

Tepede ormana bakan kulübe olmak mı zoor

Lal Mustafa’yı anlamak mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

.. Çok güzel bir anlatım. Yine götürdü bizi bir yerlere.. Sizi izlemeye devam ediyoruz :))

taner0707 
 26.12.2010 15:47
Cevap :
Çok teşekkür ederim, Antalya’ya selam : ))  27.12.2010 23:16
 

Kuzine sobaların diğer isimlerini de öğrendim sayenizde. İlginç isimler, Trakya bölgesine ait olmalılar. Çocukluğumda bizim evde de vardı. Annemin onda pişirdiği kurabiyelerin tadını unutmam mümkün değil. Her zaman olduğu gibi keyifle okudum. Teşekkürler.

Melek Koç 
 24.12.2010 16:27
Cevap :
Anılarda kalan sıcaklık... Ekmekli sobanın bildiğim tüm isimlerini yazdım... Çok teşekkür ederim, selamlar...  26.12.2010 16:47
 

Ah be abicim, soba güzel de bir de o kömür azaplarını yazsan ya... O 2-3 ton kömürün kamyondan boşalıp kömürlüğe taşınması, sobaya atmak için her sabah kömürlükten kırıp eve taşıması, biraderle kim kömür alıp gelecek kavgaları :) Sevgiler Saygılar...

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ 
 24.12.2010 8:25
Cevap :
Ekmekli soba köyde vardı, odun yakılıyordu daha çok... Odunluk, mutfağın hemen yanında olduğu için getirmek de, kırmak da sorun olmazdı... : )  26.12.2010 16:50
 

Guzineli sobada patates yapıyorlar. Zaman zaman da ekmek, pide, hamsi... Bir gün çağırayım seni. Çok lezzetli oluyor.

serifsoner 
 20.12.2010 14:53
Cevap :
Sakıncası yoksa tercihimi sabah kahvaltısından yana kullanmak istiyorum : )  21.12.2010 0:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1104
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster