Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
869
 

Edebiyatımızın onurlu direnişçisi; Hasan İzzettin Dinamo

Bir süredir kızının öğretmen olarak atandığı Mardin’de yaşayan şair, yayıncı dostum Baki Yiğit’in iletisinden öğrendim Hasan İzzettin Dinamo’nun bugün ölüm yıl dönümü olduğunu. Sabah Cahit Külebi için anma yazısının ardınan, bu kez Dinamo’ya da ölümünün 19.yılında bir saygı merhabası gönderelim istedim.

Belki genç kuşak anımsamaz. Adını duymayanların olduğunu da tahmin ediyorum. Ne yazık ki böylesine bir çok yazar, şair, sanat, edebiyat ve kültür insanımız unutulmuşlar kervanına katılmışlardır. Çabuk unutuyoruz değerlerimizi. Oysa onlar ürettikleri, yazdıkları yapıtlarıyla toplumumuzu yönlendiren, aydınlama uğraşında savaşımlar veren, çağdaş atılımlarda ön sıralarda koşan insanlarımızdı. Devlet, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, okullar, dernekler bu tür önder sanatçıları, yazarları hiç olmazsa belirli zamanlarda anmalı, etkinlikler düzenlemeli, genç kuşaklara tanıtmalı.

Dinamo da ne yazık ki unutulan çağdaş yazarlarımızdan biri. Oysa zengin kültürel birikimi, yazma yeteneği, dil olanakları, yapıtlarıyla bugün anımsanmıyor bile. Dinamo’nun tarihimizle ilgili çok sayıda yapıtına karşın, kader arkadaşları Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Sabahattin Ali örneklerinde olduğu gibi, ders kitaplarında yer almaz. Ama o değer bilen az sayıda kişi de olsa, özgürlük, eşitlik umudunu sürdürenlerin sevgisiyle yaşar belleklerde.

Dinamo 1909 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Ahanda köyünde doğar. Babasının 1. Dünya Savaşı’nda ölmesi üzerine o zman ki adı Darüleytam (yetim Çocuklar okulu) a yerleştirilir ve 17 yaşına dek orada kalır. 1931’de Sivas Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra Gazi Terbiye Enstitüsü Resim-iş bölümüne yazılır. Öğrenciliği sürerken, işçi ve köylülerin haklarını savunan bir bildiri yüzünden, dört genç arkadaşıyla 1935’te 4 yıl hapis cezasına çarptırılır. Baskılar, hapis sonrası askerlikte de sürer; firar etmeler, sürgünler ve yakılan askerliklerden dolayı 7 yılın sonunda, ancak 1949 yılında teskeresini alabilir. Artık mimlenmiş, fişlenmiş bir aydındır; şiirlerinin, romanlarının basılmasına, yedi dil bilmesine karşın mesleğini yapmasına, normal bir işte çalışmasına, huzur bulmasına izin verilmez, ömrü boyunca polis tarafından izlenir.

1950’den sonra fotoğrafçılık yapar, takma adlarla görgü kitapları, çocuk kitapları yazar. 6-7 Eylül olaylarından sonra yine tutuklanan Dinamo 6 ay sonra serbest bırakılır.

Son yılları gecekondularda geçer yaşamı ve o bundan hiçbir zaman yakınmaz. Yaşamının sonuna dek üretir. Dinamo 80 yaşında 20 Haziran 1989’da yaşamını yitirir.

Hasan İzzettin Dinamo'nun ilk şiiri 1925 yılında Giresun'da İzler dergisinde yayımlanır. Bir bölümünü iki arkadaşıyla Adsız Kitap'ta (1931) topladığı şiirleri 'Hececiler'in etkisindedir. 1937'de cezaevindeyken yayımladığı Deniz Feneri adlı şiir kitabıysa tutsaklık koşullarından doğan değişim ve dönüşümünün kanıtıdır. Renk özlemi, özgürlük isteği yeni ve şaşırtıcı bir anlatımla özgün bir şiirin doğmasına neden olur. Dinamo'nun sonraki şiirlerinde doğa ve özgürlük sevgisine savaş yıllarının acılarıyla yokluğa ve baskıya direnen insanların duyguları eşlik eder. Yaşamı boyunca toplumcu gerçekçi sanat anlayışından sapma göstermez. Özgürlük Türküsü (1970), Mapusanemden Şiirler (1974), Sürgün Şiirleri (1975) gibi şiir kitaplarında ve Musa’nın Gecekondusu (1976), Açlık (1981), Türk Kelebeği (1981) gibi romanlarında kendi yaşam deneyiminin izleri vardır. Yapıtlarını da bir anımsayalım isterseniz. Şiir dalında Deniz Feneri (1937) , Karacaahmet Senfonisi (1960), Özgürlük Türküsü (1971), Mapushanemden Şiirler (1974), Sürgün Şiirleri (1975), Gecekondumdan Şiirler (1976), Çoban Şiirleri (1982), Nazım’dan Meltemler (1989) Romanları: Kutsal İsyan (sekiz cilt, 1966-1968), Ateş Yılları (1968), Savaş ve Açlar (1968), Kutsal Barış (yedi cilt, 1972-1976), Öksüz Musa (1973), Musa’nın Mapushanesi (1974), Koyun Baba (1976), Musa’nın Gecekondusu (1976), Açlık (1982), Türk Kelebeği (1981), Adalet Sıtması (1983), Anadolu’da Bir Yunan Askeri (1988), Dinamo’nun Savaşta Çocuklar (1981) adlı bir öykü kitabı ve 6-7 Eylül Kasırgası (1971), 2. Dünya Savaşı’ndan Edebiyat Anıları (1984), TKP ve Aydınlar (1989) adlı anı kitapları var. 7 ciltlik Kutsal Barış adlı romanı 1977 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanır.

Çok sayıda yapıtlarıyla edebiyat dünyamızı donatan Dinamo’nun 1933 yılında yazılan ve 1937’de Deniz Feneri adlıyla basılan kitabından Lotüs Kokuları şiiriyle merhaba diyelim, saygıyla sevgiyle analım onu.

Lotüs kokuları

Yalnızım.
Çak yalnızım!
Geliniz beraberce gölgeler, düşünelim!
Geliniz, geldiğimiz yerlere dönelim…
Üstünde başımızın
Kâinat devinin tek ve parlak gözü
O güzel ay gibi
Varsın yağsın şöhret!
Çilesin son yıldık yağmuru: edebiyet!
Ah, gelin gölgeler, tıpış tıpış gelin,
Elinizde lotüs dolu birer sepet!
Güzün yakut adımlarla geçtiği yollardan
Uyuşturucu lotüs
Kokularıyla gelin!
Son oğul başında
Titreyen anaların
Korkularıyla gelin!

Oğuz TÜMBAŞ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rahmetli Dinamo'yu anımsattığınız ve bu doğallık simgesi şiirini seçtiğiniz için teşekkür ederim. Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 21.06.2008 9:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1437
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster