Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1105
 

Eğitimde kanayan yara: sınav odaklı yaklaşım

Hafta sonları sabahın erken saatlerinde şehrin sokaklarında dershanelere giden öğrenciler dışında neredeyse kimseler yok denebilecek türde manzaralarla mutlaka karşılaşmışsınızdır. Yaz tatili tam bitmeden başlayan koşuşturmaca okulların açılmasıyla daha da hızlanıyor. Sınavların yapılması ile kısa bir süreliğine azalmakla birlikte bir sonraki dönem yeniden başlıyor. Bu koşuşturmacanın nedeni, ne kadar süreceği konusunda kesin bir şey söylemek oldukça zor görünüyor.

Sınav odaklı yaklaşımdan hemen herkes yakınıyor. Ancak bu konuda ne yapılması gerektiği konusunda neredeyse kimsenin bir çözüm önerisi de yok gibi. Eğitim sistemimiz içinde sınav odaklı yaklaşımın bir sonucu olarak okul dışı kaynaklar büyük güç kazanıyor.

Eğitim sisteminde yönetici birimlerde bulunanlar özellikle bakanlık makamında oturan sayın yetkililerimiz sınav odaklı eğitimden uzaklaşmanın yollarını arıyorlar. Bu çabanın bir sonucu olarak da sistemde farklı değişiklikler yapılmaya çalışılıyor. Bunun en yakın örneği Cumhuriyet tarihi boyunca Hasan Ali YÜCEL’den sonra –Hasan Ali YÜCEL 7 yıl 7 ay bakanlık yapmıştı- en fazla bakanlık makamında oturma imkanına kavuşmuş kişi olan Hüseyin ÇELİK’tir. Hüseyin ÇELİK 2005’ten sonra yapılan program değişikliklerinin uygulamaya geçirilmesi çalışmaları ile Ortaöğretim Kurumları Sınavı(OKS) uygulamalarının yerine getirilen Seviye Belirleme Sınavı (SBS) uygulamalarını anlatırken dile getirdiği bir öngörüsü ile gündeme gelmişti. Hüseyin ÇELİK’in öngörüsüne göre SBS uygulaması sayesinde öğrencilerin dershanelere gitmesine gerek kalmayacaktı. Çünkü öğrencilere uygulanacak SBS çok basit olacak, okulda yıl boyunca öğrenilen konular SBS’nin içeriğini oluşturacak. Sonuçta öğrenciler bu kadar basit bir sınav için okul dışı kaynaklara yönelmeye ihtiyaç duymayacaklardı. Ancak SBS uygulamasının başladığı günden itibaren Hüseyin ÇELİK’in öngörüsünün tersine dershaneye gidenlerin oranı azalmak yerine tersine arttı. Önceden öğrenciler 7, 8. sınıfta dershaneye giderken şimdi 4., 5. sınıftan itibaren gitmeye başladılar. Hafta sonları sabahın erken saatlerinde şehrin sokaklarını şimdi 11, 12 yaşındaki çocuklar doldurmaya başladılar. SBS uygulaması bu şekliyle devam ettiği sürece de bu durum daha da kökleşerek, güçlenerek devam edecek gibi görünüyor.

Eğitim sistemini yöneten, düzenleyen, denetleyen birimlerin başındaki kişilerin öngörülerine rağmen uygulamaların değişmemesi ve bu tür öngörülerin sadece bu bakan zamanında değil önceki hiçbir bakan zamanında tutmamış olması toplumda ana baba rolündeki kişilerin söylenenlere göre değil yaşadıkları gerçeklere göre hareket etmesine neden oluyor ve insanlar, yetkililer ne derse desin bildikleri yoldan şaşmaksızın yollarına devam ediyorlar. Çünkü yaşanan gerçekler insanların söylenen sözlere inanmamak gerektiğini gösteriyor. Bu eğitim sistemimiz açısından büyük bir sorun. Eğitim öğretimi, okulları istediğiniz kadar teorik tanımlarından hareketle sınavlara hazırlık faaliyeti veya sınavlara hazırlık merkezleri değil iyi insan, iyi vatandaş, iyi yurttaş yetiştirmek veya bireyin kendisini gerçekleştirmesinde yardım süreci olarak tanımlayın toplumsal gerçeklik bu tanımların sadece kitaplarda kalmasına yol açıyor.

Eğitimin sınav odaklı olmasının nedenleri üzerinde durulursa, bu nedenler doğru bir şekilde teşhis edilebilirse belki sınav odaklı yaklaşımlardan nasıl kaçınılabileceğinin de yolları bulunabilir. İnsanlar çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olmasını istiyorlar. Bu her ana babanın en doğal isteğidir. Bu isteğe ulaşmanın yollarını çok önceden görebilen anne ve babalar çocuklarının iyi bir öğretmen, iyi bir okul, iyi bir meslek sahibi olmasını sağlamanın yollarını arıyorlar. Sorunun en başta nedeni eğitim sisteminin kaliteli olmaması olarak belirtilebilir.

Tüm öğretmenlerin, okulların aynı niteliklere sahip olduğu bir ortamda insanların daha iyinin peşine düşmesi anlamsız olurdu. Öncelikle ilköğretim ardından ortaöğretim en sonunda da üniversite düzeyinde farklı niteliklere sahip okulları, personeli gören insanlar çocuklarına avantaj sağlamanın yollarını arıyorlar. Avantaj sağlama arayışının bir sonucu olarak özel dershaneler, özel ders verenler bir çözüm kapısı olarak ailelerin karşısına çıkıyor. Aileler iyi bir meslek sahibi olmanın yolu olarak iyi bir üniversiteye gitmek olarak görüyorlar. İyi bir üniversiteye ihtiyaç duyulmasının nedeni geçmişe göre üniversite mezunlarının sayısındaki artışın getirdiği enflasyonun bir sonucu olarak her üniversiteyi bitirene iş hayatında iş bulmak neredeyse imkansızlaşıyor. İyi üniversitelerden mezun olanlar piyasada iyi yerlerde iş bulabiliyorlar. İyi üniversiteyi herkes tercih edince de doğal olarak bir sıralama ortaya çıkıyor.

Tüm üniversiteleri aynı kaliteye getirelim yaklaşımı toplumsal gerçeklerle uyuşmuyor. Üniversiteye giriş sistemi bu yönüyle önemli bir sorun gibi görünüyor olabilir ancak üniversiteye giriş sistemi eğitim sisteminin sorununun nedeni değil sonucudur. Üniversiteye giriş sistemine hazırlık ortaöğretim sistemi olduğu için veliler haklı olarak üniversiteye hazırlık öncesi ortaöğretimde nitelikli eğitimin peşine düşüyorlar. Üniversiteye girişi kolaylaştıran nitelikle ortaöğretim hangi okullarda ise aileler oralara girmenin yollarını arıyorlar. Ortaöğretime girişin anahtarı ise ilköğretim sürecindeki SBS’ler olduğu için aileler daha ilköğretimden itibaren sınav odaklı bir sürece sürüklenmiş oluyorlar.

Toplumdaki ebeveynleri dolaylı olarak da bireyleri sınav odaklı sürece yönelten nedenler sadece iyi okullara gitme endişesinden kaynaklanmıyor. Eğitim sistemi de bireyleri, ebeveynleri bu sürece zorluyor. Eğitim sistemini yönetenler okullara yönelik değerlendirmeler yaparken SBS ve ÖSS başarılarındaki verileri kullanıyor. Bu durumda okul yöneticileri de öğretmenleri SBS ve ÖSS türü sınavlardaki başarı göstergelerini yükseltmeye zorluyor. Bu zorlama öğretmen, yönetici ve aileleri sınav odaklı yaklaşımların içine daha da güçlü şekilde sokuyor. Böyle bir sürecin yaşanmasının en önemli nedenlerinden birisi eğitim öğretim faaliyetlerine ilişkin başka göstergelere sahip olunmamasıdır.

Eğitimi düzenleyen birimler eğitimin niteliğine dair verilere sahip olmadıkları için bu tür sınav sonuçlarını eğitime dair kararlarında dayanak oluşturmada bir veri olarak kullanma yoluna giriyorlar. Bu yola girilince de sınav odaklı yaklaşım sistem içinde oldukça güçleniyor. Eğitim sistemi içinde eğitim öğretim faaliyetlerinin niteliğine dair farklı veriler olsa veya farklı verilere ulaşma yolları bulunmuş olsa sınav odaklı yaklaşımlara bu kadar güçlü şekilde bağlı kalınmasına gerekli kalınmayacaktır. Eğitim öğretim faaliyetlerinin niteliğine ilişkin veriler eğitimi yöneten birimlere doğru kararlar almada yardımcı olabilir. Eğitim yönetenler bu yolu bulmak için çaba göstermektense daha kolay yolu seçerek sınav odaklı yaklaşımlara saplanıyorlar. Ancak bu daha büyük sorunların doğmasına neden oluyor.

Aslında eğitim sisteminin sorunları farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Üniversiteye giriş sistemi, sınav odaklı eğitim sistemi hep sorunlu eğitim sisteminin sonuçlarından her birini oluşturuyor. Eğitim sistemindeki sorunlar da aslında toplumsal sistemin sorunlarından kaynaklanıyor denebilir. Toplumsal sistemimiz eğitim sistemi dışında bir çok farklı sistemin birleşmesinden oluşmaktadır. Dolayısıyla eğitim sistemimizdeki sorunlardan söz ederken toplumsal sistemimizin diğer alanlarının sorunlarından da söz etmeyi gerektirmektedir. Zira bizim eğitim sistemimiz sorunlu iken diğer toplumsal sistemimizi oluşturan parçaların sorunsuz olduğunu söylemek gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. Ülkemizdeki sağlık sistemi, adalet sistemi, güvenlik sistemi, yönetim sistemi, ekonomik sistemimiz tümüyle sorunlar yumağı haline gelmiş durumda.

Tüm bu sorunlar yumağının içindeki sorunlu uçlardan birisi de eğitim sistemimiz. Eğitim sistemimizin sorunları da sınav odaklı yaklaşım, dershanecilik, özel ders vermek, üniversiteye giriş sistemi gibi göstergelerle görünür hale geliyor. Bu nedenle eğitim sistemimizin sorunlarının çözülmesi için toplumsal sistemimizin tüm sorunlarının ele alınması gerekmektedir. Bu ise kısa süreli bir çalışma ile başarılamayacak kadar zordur.

Eğitim sistemimizdeki sorunları toplumsal sisteme bağlayarak sorunlu alanları eğitim sisteminin dışından geliyormuş gibi bir kanıya da saplanmamak gerekiyor. Zira eğitim sisteminin sorunları eğitim sisteminin dışından olduğu kadar kendi içinden de gelmektedir. Eğitim sisteminin dışından kaynaklanan sorunlar çok karmaşık, çözülmesi çok zor olabilir. Ancak eğitim sisteminin içinden kaynaklanan sorunların çözümü dış nedenlere göre çok daha kolay ele alınıp çözülebilir.

Soru, görüş ve önerilerin için….

Ali Hikmet DEMİR

ahdiron4@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okumak zor oldu ama yine de azmettim ve okudum. Çünkü hiç paragraf yapmamışsınız. Satırlar okurken birbirine karışıyor. Ama görüşlerinize katılıyorum. Hüseyin Çelik'in SBS sistemini getirirken, dersaneye gitmeyi azaltmayı planladığına inanmıyorum. Sonucun böyle olacağını gayet iyi biliyordu. Son derece derin mevzulara dalmışsınız. İnşallah günün birinde canım ülkemde bu sorunlara çözüm getirilir. Saygı ve selamlar..

şule yüksel öztürk 
 30.11.2009 20:10
 

Eğer yazınızı paragraflara ayırırsanız yeniden okuyacağım. Bu haliyle okunması ve anlaşılması çok zor görünüyor. Selamlar...

moonlight1 
 30.11.2009 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1113
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster