Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
285
 

Eğitimde reform, eğiticilerin eğitilmesi ile başlar!

Eğitimde reform, eğiticilerin eğitilmesi ile başlar!
 

Eğitim sistemi tamamen yetenek köreltici, yaratıcılık sündürücü, eğitimsiz kılma yöntemlerine dayanıyor dersek, sizce abartmış olur muyuz?

Yurt çapında yapılan genel sınavlarla çocuklar çok erken yaşta tanışmıyorlar mı? Minik bedenlerin “yetişkin boy” sınav kaygısı yaşaması ne sonuç verecek ilerleyen yıllarda? Bu ayıklamaya, bu yarıştırmaya daha orta okul yıllarından başlayan miniklerimiz üniversite yıllarında hangi motivasyonu kullanabilecekler, ya da kullanabilecekleri bir motivasyon kalacak mı geriye? Tuhaf, üzücü, olmaması gereken bir yarış, anlamsız, manasız ve gereksiz. Ne mi? Tüm çocukların gerçek yeteneklerini ölçmekten uzak ezberci eğitim sisteminin ölçümlendiği tüm sınavlar ve özellikle de “TEOG”

Minik oğlum henüz 12 yaşında bir çocuk. Okul hayatı elbette her çocuk kadar yorucu, Okullarda geliştirilmeyen müfredatın içinde kalan tonla atıl, lüzumsuz, bilgileri ezberlemekle meşgul!

Yetenek, beceri, uygulama gibi kavramlar ve süreçleri yaşamaları müfredat gereği oldukça zor. Rutin bir şekilde, bilgiyi kullanmak yerine ezberleme ve ne derece iyi ezberleyip ezberlemediğini ölçümleme sınavlarının üzerine kurulu tehlikeli bir sistem.

Çoktandır, benimde bir eğitimci olmamdan mütevellit, eğitimcilerin öğrencilerine olması ve olmaması gereken yaklaşımları, bilgi ve sezgi yeterliliği, eğitimci olmak için tanrının yüreklere koyduğu “o” ışıkla ilgileniyorum. Karşılaştığım tüm eğitimcilerde o idealizmi ve ışığı arar oldum.

ÖSYM verileri aslında okullardaki eğitimcilerin bu idealizm ve ışıktan yoksun olduğunu göstermektedir. YGS’de yaklaşık 900 bin öğrenci Fen, 420 bin öğrenci Matematik, 85 bin öğrenci Sosyal ve 5 bin kişi Türkiye sınavından “sıfır” çekti.

“Sıfır, Kocaman bir sıfır” Bu rakamlar çok düşündürücü ve bir şeylerin hatalı işlediğinin net kanıtı. Sıfır anlam olarak okul başarısının oranı gibi görünse de  12 yıl boyunca her gün okula gidip gelen birinin hiçbir bilgiyi öğrenememesi en vahimi de “öğretilmemesi” demektir.

Eğitim emek yüksek emek büyük sabır işidir. Küçük çocuklarımız hayatlarının ilk yıllarında tertemiz zihin ve yüreklerle okullara koşarken en büyük şanslarının idealist,  öğretmeyi seven, ışık saçan hayat değiştiren bir öğretmene rastlamak olduğunu bilmiyorlar elbette. Öğretmeyi bilen, sabırla her çocukla tek tek ilgilenen, ilginin çocuğun bireysel başarısını etkileyen temel davranış olduğunu bilen öğretmenler çocuğun bir ömür boyu okul başarısını net bir şekilde etkiliyor.

Burada kendi deneyimlerimden de yola çıkarak, ilkokuldan üniversiteye değin bireylerin öğrenme eyleminin nasıl olacağını bilmediklerini, “en başta öğrenmeyi, öğrenmek gerektiğini” bilmediklerini gözlemliyorum. Çoğu sadece izleyerek öğrenilebileceğini sanıyor ve  deneyimlemenin, pekiştirmenin, uygulamanın öğrenme sürecini başlatan, sürdüren ve kalıcı bilgi haline getiren süreçten habersiz oluyor !

Türkiye’de çocuklar yetersiz, okuldaki öğretmenlik vazifesini zaman doldurarak “memur” zihniyetine dönüştüren eğitimciler nedeniyle mağdur. Elbette tüm eğitimcilerimiz bu katagori de değil ! Eğitimciler göstermelik evrak üzerinde kalan bir pedagojik formasyon ile değil, en az bir pedagog kadar çocuk ruh sağlığı hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu arada Danimarkada bu eğitimin süresi 10 yıl !

Okullarımız halen çocuk ödevini yapmadığı için teneffüse çıkarılmayan, yazısı çirkin olduğu için defterleri  yırtılan, kitap kenarlarına karikatür çizen çocuğun haylaz, yaramaz, işe yaramaz gibi ünvanlarla çağıran, etiketleyen, kıyaslayan eğitimcilerle dolu! Çocukların konuşmasından, koşmasından, kovalamaca, yakalamaca oynamasından rahatsız olan, kabahat suç belleyen eğitimciler tüm bunların olmadan çocuğun çocuk olmayacağını en iyi öğreticinin oyun ve iletişim olduğunu anlayabilmeleri elbette mümkün görünmüyor. Bir çocuğun bir yetişkin kadar olgun ve sakin oturması normal değil anormaldir ve eşyanın tabiatına aykırıdır.

Eğitimci insan hayatına dokunan en net ışıktır. Sınıf ortamı, dekor, konfor eğitimin daha iyi ve kaliteli olacağını asla belirlemediği gibi, eğitimcinin istisnasız her öğrencisiyle “birebir” ilgilenmesi, eğitim saatini doldurup sadece maaşını almak için mesleğini icra ediyor olmaması her şeyi, çocuklarımızı, onların geleceğini değiştirecek olan temel  idealist yaklaşımdır.

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1483
Kayıt tarihi
: 10.07.09
 
 

Yaklaşık 14 yıldır eğitim sektöründe sırasıyla Grafiker, Art Director, Creative Director, Sanat D..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster