Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
173
 

Elliden Aşağı, Elliden Yukarı

Elliden Aşağı, Elliden Yukarı
 

Arabesk müziğin Türk insanının hayatına girmesi 1950’lerden sonraya rastlar, Türk Ordusunun ihtilaller serisinin başlaması 1950’lerden sonraya rastlar, sağ-sol olaylarının başlaması 1950’lerden sonraya rastlar, Amerikan tarzı Milli İstihbarat Teşkilatının kuruluşu 1950’lerden sonraya rastlar, Türk işçilerinin Almanya seferi 1950’lerden sonraya, tarikat cemaat gibi örgütlerin canlanması da 1950’lerden sonraya rastlar. Amerikan askerlerinin Ankara’da köşe başlarını tutuşup kimlik sormaları da (Oktay Sinanoğlu) 1950’lerden sonraya rastlar. Uçak fabrikalarının kapatılması ve yerli milli teknolojiden vazgeçilmeye başlanması da aynı tarihlere rastlar. Türk filmlerinde çığır açılması, 80’lerin film yıldızları, 70’lerin porno yıldızları Türkiye’nin ünlüleridir.

Yeşil Kuşak projesi Sovyetleri çevreleme projesiymiş. Sovyetleri kuran 1917 İhtilalini yapan elli kişilik komitenin tüm üyeleri Yahudilerden oluşuyor, içlerinden sadece Lenin’in annesi Yahudi’ymiş.

Diğer yandan Amerika Birleşik Devletlerinde ve İngiltere’de kısacası tüm Ortadoğu’da birçok değişiklikler meydana geldi. İsrail kuruldu, kurulur kurulmaz Arapları bir güzel dövdü. Gücünü pekiştirdi.

Gerçi 1950’lerden sonra Türkiye’de uçak fabrikaları kapatılırken, demir-çelik fabrikaları ve onlarca fabrikanın Ruslarla birlikte kurulduğunu Rusların Türkiye’ye Stalin’in politikalarına zıt bir şekilde Türkiye’ye yardım için seferber olduğu ve Türkiye’nin de özellikle Marshall yardımlarının acı faturası ve söz konusu acı faturadan sonra Ruslara yöneliş, Adnan Menderes ve hükümetine pahalıya patlamış olmalı ki; olaylarla hiç alakası olma ihtimali olmayan kişiler de idam edilebiliyor.

'Yüksek Adalet Divanınca verilen Ölüm Cezaları Hakkında Milli Birlik Komitesi Kararı'nda, Karar No: 75 olarak belirtiliyor. Resmi Gazete‘de idam kararları şu ifadelerle anlatılıyor: 

"Milli Birlik Komitesi 15 Eylül 1961 Cuma günü saat 18 de Devlet ve Milli Birlik Komitesi Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel'in Başkanlığında toplanarak Yüksek Adalet Divanı'nca verilen ölüm cezalarını havi dosyayı 12/6/1960 tarih ve 1 sayılı Anayasa'nın 6'ncı maddesi gereğince tetkik etmiştir. 

Yüksek Adalet Divanı'nca ve ittifakla ölüm cezasına çarptırılan sakıt Reisicumhur Celal Bayar, sakıt Başbakan Adnan Menderes, sakıt Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve sakıt Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın ölüm cezalarını tasdik etmiş ve ancak bunlardan Celal Bayar'ın 65 yaşını bitirmiş olması dolayısıyla ölüm cezasını müebbet ağır hapse tahvil eylemiştir. Keza diğer ekseriyetle ölüm cezasına çarptırılan Refik Koraltan, Agah Erozan, İbrahim Kirazoğlu, Ahmet Hamdi Sancar, Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger, Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman ve Rüştü Erdelhün'ün cezalarını da müebbet ağır hapse çevirmiştir. 15/9/1961." (1)

Kısacası 1950’lerden sonra Türkiye’ye montaj sanayiyi dayatan, ağır sanayiyi yok ettiren adımların atılmasına neden olan ve gücü elinde bulunduran Amerika-Sovyetler Birliği ortaoyununda bir roller verildiği anlaşılıyor ki esas rolün ABD tarafından oynandığı ABD’lilerin “Her darbede özellikle rollerini kabul etmeleri, en son 1980 darbesinde ‘bizim çocuklar başardı’ diye mesajlaşmaları yıllar sonra kamuoyuna açıklamaları”1950’lerden sonra ciddi dönüşüm geçirdiğimizin işaretleri.

Özellikle sormak gerekiyor ki; 1938’e kadar tarihimizin didik didik edilen hemen her şeyi nedense önem derecesini kendileri belirledikleri şekilde bizlere anlatanlar veya anlatmamayı seçenlere inat aslında ciddi bir sorun olduğunun işaretleridir. Türkiye’de hemen hemen en muğlak kalan zamanlar sıralamasında 1950’ler sonrası birinci sıradaysa, ikinci sırada Türkiye’deki insanların dinlerini tam olarak anlamaları konusunda tarih boyunca en önemli öncelikleri bakımından ötelenen ve hasıraltı edilen diğer konudur. Bundan çok değil, on yıl önce çocuğunuza dini bilen birisi tarafından din eğitimi verilsin diye bir camiye Diyanet İşlerine bağlı bir Kur’an Kursuna gönderildiğinde yaşı küçük diye reddedilir, sorulan sorular cevapsız kalırken, kaçak olarak gönderdiğiniz Kuran Kursunda yapılan yanlış yönlendirme, çocuklara izlettirilen bir çizgi film (Habil ve Kabil filmini); çok küçük yaştaki bir çocukta izledikten sonra günlerce kâbuslar görebiliyor, travma geçirebiliyor; diğer yandan Türkiye’deki arşivler Mayıs 1931 yılında hem de Atatürk hayatta iken Bulgaristan’a satılabiliyor ve bu durumun vahametini de yazık ki soramıyor ve öğrenemiyoruz. Binlerce yıllık Sümer tarihini ortaya çıkarmak için gösterilen çabalar bir yanda dururken, 1931 yılının Mayıs ayında Bulgaristan’a gönderilen arşivlerin satış maksadı neydi ki acaba demekten insan kendini alamıyor ve sebep ne doğru ne yanlış anlaşılamıyor,(2) Milli İstihbarat Teşkilatı ile CIA yıllarca aynı binada altlı üstlü ikamet ediyor, üstelik maaşlar Amerika’dan gelirken öyle bir kurumun varlığından uzunca bir süre Türk siyasetçilerinin haberi olamayabiliyor…

1950'lerden öncesi de sonrası da ciddi yol ayrımı ve doğru soruları özenle sorup cevaplandırmadğımız yıllar olmakla beraber en azından var olanlarla yetinmek yerine tembel olmasaydım şayet en azından bununla ilgili meclis tutanaklarına bakabilirdim ama işte tembellik var, ne yapalım...

 

  1. https://www.haberler.com/menderes-ve-arkadaslarinin-idam-karari-resmi-5075035-haberi/
  2. http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=93625

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1732
Toplam yorum
: 283
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster