Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
351
 

Emanet

Emanet
 

Gülümser üst katta ki komşum. Evde misin? Kahve içmeye sana geliyorum dedi, kapattı telefonu. Sesinden anlamıştım , çok gerilmişti bir şeylere.Benimde kahve vaktim çoktan geçmişti. Ben kahveyi hazırlamaya mutfağa geçmiştim ki, merdiven boşluğunda Gülümser’in terlik sesini işittim. Zili çalmadan kapıyı açtım, kucaklaştık. İçeri buyur ettim. Güzelce bir bağdaş kurup koltuğa oturdu, heyecanı siniri her halinden belli oluyordu. Ne oldu Gülümser gene sinirli gördüm seni dedim. Anlatacağım bekle dedi, hele şu kahveleri al gel. Kahvelerimiz oldu , birer de sigara yaktık.Gülümser başladı anlatmaya. Seni hiç birisine emanet ettiler mi? dedi önce. Nasıl yani anlamadım dedim. O zaman anlatacaklarımı iyi dinle dedi.

İlkokula kayıt oldum , okulun ilk günü. Babam tuttu elimden okula bırakacak beni. Bıraktı , bırakmasına da , aynı sınıfta uzak akrabalardan birinin kızı da bizim sınıfta. Elif diye bir kız, ben ilk defa görüyorum. Babam Elif’e binbir tembihle bıraktı beni. Aman Elif , Gülümser’e sahip çık, birlikte oturun, tenefüsler de birlikte oynayın, size sataşan olursa öğretmeninize söyleyin kavga etmeyin diye ardı arkası kesilmeyen nasihatler. Elif’in babasına bakıyorum, onun babası bana hiç bir şey demiyor. Allah Allah diyorum Elif benden sorumluda ben Elif’ten sorumlu değimliyim acaba deyip, Elif’e göz ucuyla bakıyorum. Ama Elif öyle kendi halinde öyle sümsük bir kız ki etrafı korkarak izliyor. Tabi ilk tenefüste Elif’i terk ettim.

Ne zaman annem arkadaşlarına ya da akrabalarına gezmeye gitse, bizi evde bıraksa ya bizi babaanneme emanet etti, yada komşunun bizden büyük kızını ablalık yapsın diye başımıza dikti. Eğer babaannemle kalmışsak onun uyumasından yararlanıp, yastık altı şekerlerine dadandık, eğer komşunun kızıyla kaldıysak onu körebe oyunun ebesi yapıp binbir mızıkçılıkla ebelikten kurtarmadık. Yani kime emanet edildiysek bizden bir üst olduğunu kabullenmeyip bize dayattıklarının kurnazca üstesinden geldik.

Ooo daha kimlere emanet edilmedim ki. Babamı trafik kazasında kaybedince, ağabeyime kaldı beni birilerine emanet etme işi. ÖSS sonucum geldi, olumsuz. Ama ön kayıtla Beden Eğitimi Öğretmenliği sınavı var. Yetenek sınavıyla. Eee boylu poslu gösterişli kızım, birde neredeyse sınıflar arası maçlarda her zaman aranan elemanım. Üstelik çok iyi koşuyorum.

Sınav Ankara’da. Tabi ağabeyim emanetçi bulmakta gecikmedi .Önce otobüs şoförüne daha sonra muavine emanet ediliyorum, yolda bir şeye ihtiyacım olursa hemen yetişsinler diye. Düşünebiliyor musun şoför ve muavin benden daha güvenilir algılanıyor.

Daha sonra ağabeyimin asker arkadaşına, Beden eğitimi öğretmeni, üstelik eşi de öğretmen. Ve yeni evliler. Ağabeyimin arkadaşı karısının kronik kıskanç olduğunu benim varlığımla öğreniyor. Ben ne sorsam kadın yanıt veriyor, üstelik azarlar gibi yanıtlıyor. Kuzu kuzu erkenden gidip yatmaktan başka çare bulamıyorum. Üç gün sınavların yorgunluğundan zaten konuşmaya takatim kalmıyor. Sınavlar boyunca kendi kendime Gazi Üniversitesine gidip geliyorum. Köyden indim şehre misali ne kadar şaşkınım bir bilsen. Ben hayatı boyunca belediye otobüsü görmemiş kız, bunu başarmaktan büyük keyif duyuyorum. Zuhal ablanın kıskançlığına minnettarım, çünkü Oktay ağabey beni bana emanet etmek zorunda kalmıştı.

Daha kimlere emanet edildim ben bir bilsen. Okul bitti ilk atamam doğuya çıktı. Bu sefer aile meclisi toplandı , Bu kızı böyle parmakları boş göndermeyelim, bir nişan yüzüğü takalım. Sahipli diye kimse yanıma yaklaşmazmış, yoksa oralarda evlenip kalırmışım falan. Beni istemeye gelen görücülerin hepsini reddettiğimden , taktım göstermelik bir yüzük parmağıma. Gittiğim yerde önce çalışacağım okulun müdürüne emanet ettiler beni, ardından müdür yardımcılarına ve öğretmen arkadaşlara. Sanki kıymetli bir evraktım herkese kıymetim anlatılıyor ama bir tek ben kendi kıymetimi bilmiyor ve kendimi koruyamazmışım gibi.

Şimdi kocam iki günlük iş gezisine gidiyor, o cadoloz görümcemi yanıma çağırıyor. Ali üniversiteye gitti ya, yalnız kalamazmışım evde. Niye kalamadığımı bir anlasam. Zaten gün boyu okuldayım akşam da televizyon izleyip yatacağım. Hatta dinleneceğim beklide kendi kendime. Ne gerek var. Oysa dese ki eşim ; akşamları kapının sürgüsünü takmayı unutma , kendine dikkat et , benim için değerlisin dese hakikaten değerli olduğumu hissedeceğim hem kendim için değerli hem onun için. Kimse beni bana emanet etmeyi aklına getirmiyor ya, şaşırdım kaldım.

Gülümser’in telefonu çaldı. Görümcem geldi kapıdaymış dedi. O daha bir sürü şey söylendi ben gülümsedim. Kapıdan çıkarken ‘’kendine mukayyet ol’’dedim. Oda gülümsedi.

Anlattıklarından bende şaşırdım kaldım, diyecek söz bulamadım, sonra uzun uzun düşüncelere daldım. Beni de emanet etmişler miydi birilerine. Anlattıklarına yakın şeyler yaşamış mıydım? Elbette ki yaşamıştım. Hem her işimi kendim yapıp, hem en yakınlarım tarafından sen yapamazsın tavrını her zaman yaşamıştım. Nasılda insanın özgüvenini törpüleyen , cılızlaştıran bir şey çok iyi biliyorum. Kendine emanet ol dedim kendi kendime, evin işlerine daldım.

Sevgiyle kalın.

Leyla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 105
Toplam yorum
: 247
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Karlı bir kış günü, yaşam denilen bu yola düşmüşüm. Yürümüş yürümüş de bir arpa boyu yol alamamış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster