Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
534
 

En güzel cevap!

En güzel cevap!
 

29 Nisan Pazar günü İstanbul'daki Çağlayan mitinginde toplanan binlerce kişi hükümetin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptığı hataya en güzel cevabı verdi. Çağlayan meydanında o gün sadece iki renk hakimdi: Kırmızı ve beyaz. Binlerce kişi hükümetin yanlış uygulamalarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde öne sürdüğü yanlış adayı protesto etti. Hatırlayacaksınız geçtiğimiz günlerde "Hassas Dengeler" adını verdiğim yazımın sonunda "Bakalım 29 Nisan'da neler olacak?" demiş ve yazımı bu şekilde bitirmiştim. 29 Nisan'da İstanbul'da Çağlayan meydanında düzenlenen Cumhuriyet mitingi Türk milletinin laik, demokratik , Atatürkçü Türk Cumhuriyetine sonuna kadar sahip çıktığını ve gerektiğinde tek yürek olmasını bildiğini gösterdi.

Mitingde oldukça güzel anlar yaşandı. Belki bazı çevreler Cumhuriyet mitinginin bu kadar fazla kişiyi biraraya getirebileceğini düşünmüyordu. Ancak, bunları düşünenler oldukça büyük bir hayal kırıklıına uğradı. Türk milleti Cumhuriyet mitingiyle bu ülkenin sahipsiz olmadığını, Türk halkının oldukça demokratik bir şekilde ve hiçbir taşkınlığa ve provokasyona fırsat vermeden tepkisini dile getirebileceğini göstermiş oldu.

Tabii burada verilen mesajları da gözardı etmemek gerekir. Umarım Türk halkının bu tepkisi ders alması gereken yerlere ulaşmıştır. Ben bu mesajın yerine ulaştığını düşünüyorum. Ancak bu mesajı alan karşı tarafın nasıl bir strateji izleyeceği de önemli.

Anayasa Mahkemesinin Kararı

Türk halkının Çağlayan'daki haklı tepkisinden sonra, Anayasa Mahkemesi de örnek bir karar verdi. Mahkeme Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 1. tur oylaması konusunda yürütmeyi durdurma kararı aldı. Bundan sonra Türkiye yeni bir seçim sürecine girdi diyebiliriz. Ancak burada yine hükümetin ne yapacağı önemli.

Hükümetin iki seçeneği var bana göre. İlki Anayasa Mahkemesi kararına uyarak ve ikna turlarına hız kazandırarak 1. tur oylamayı yenilemek. Ancak, bunun olacağına pek inanmıyorum. Çünkü, ANAP VE DYP zaten kartlarını açık oynamış durumdalar ve mahkemenin kararına göre seçimlerde artık 367 oy şartı aranacak. Yani AKP 'nin Cumhurbaşkanlığına istediği kişiyi oturtabilmesi için, 367 oy gerekecek.

İkinci seçenek ise, derhal seçime gitmek. Bu arada seçim hem bir avantaj hem de bir dezavantaj olabilir. AKP seçimi bir fırsat olarak görüp, mazlum edebiyatı yapabilir ve halktan bu yolla daha fazla oy toplama yoluna gidebilir. Bunun için de Anayasa Mahkemesinin verdiği yürütmeyi durdurma kararını kullanacaktır. Yani, kendi aleyhine olan bu kararı seçim alanlarında kullanarak, durumu lehine çevirmeye çalışabilir.

Bu karar diğer partiler açısından ise, bir avantaj olabilir. Şu aşamada DYP ve ANAP arasındaki bu dirsek teması arasına CHP de katılabilir. Böylece seçimden AKP karşısına üç partili bir koalisyon alternatifi de çıkabilir. Tabii bunun için, partilerin birbirleriyle Türkiye'nin geleceğini düşünerek aklıselimi de gözönüne alarak doğru bir karar vermesi gerekiyor.

AKP'nin Stratejisi

AKP öncelikle 1.tur oylamayı yenileme yoluna gidecektir. Bundan bir sonuç çıkmamasını ümit ediyorum. Eğer, erken seçime gidilirse, AKP'nin izleyeceği strateji belli. Anayasa Mahkemesinin verdiği yürütmeyi durdurma kararı karşısında AKP kendini hakkı yenilmiş, mazlum bir şekilde lanse edecektir. Ayrıca, erken seçim tartışmalarının sürdüğü şu günlerde ekonomiyi ve istikrarı diline dolayarak, erken seçimin herşeyi tepetaklak edebileceğini dolayısıyla, seçimin tehlikeli olduğu mesajını vermeye çalışabilir. Bu da halkın kendilerini desteklemesini sağlamak için uygulanan bir taktiktir bence.

AKP'nin diğer bir kozu da 25 yaş şartı. AKP bunu savunarak kendi taraftarı olan gençleri AKP'ye çekmeye çalışmakta. Yani, AKP gençlere siyaset sahnesinde yer almaları için şirin gözükmeye çalışırken aslında, şimdiden genç tabandan alacağı oyların da hesabını yapıyor diyebiliriz. Bu da bir seçim sratejisidir. Tabii, seçim yapıldığı taktirde meclise girecek yine kendi taraftarları, yine kendi yandaşları olacaktır.

Muhalefet Ne Yapmalı ?

AKP'nin bu hesaplarının karşısında muhalefet cephesinde duran partilerin ise, başbaşa verip doğru bir strateji belirlemeleri gerekiyor. Eğer AKP'nin karşısında dimdik ayakta duran bir muhalefet görürsek, seçimden oldukça iyi sonuçlar çıkacaktır. Ancak bunun için her seçimde olduğu gibi partilerin küçük hesaplara girmemesi gerekiyor. Bu küçük hesaplar hem oyların bölünmesine hem de düzgün bir sonuç elde edilememesine sebep olur. Bu yüzden CHP, ANAP ve DYP'nin dirsek temaslarının sürmesinde yarar var diye düşünüyorum.

Bu arada, MHP de zaman zaman da olsa olaylara müdahil olarak katıldı. Yani, MHP'yi hiçe saymak mümkün olmaz. AKP iktidarına karşı olan ve son günlerde yükselen Türk Milliyetçiliğini de göze alırsak, MHP bu seçimde oylarını yükseltebilir.

Türkiye'nin önünde her halükarda bir erken genel seçim olduğunu söyleyebiliriz. Umarım bu seçim İstanbul Çağlayan'da, Ankara Tandoğan'da, Burhaniye'de ve daha birçok yerde sokaklara çıkıp, demokratik tepkisini dile getiren ve demokratik, laik, Atatürkçü Türk Cumhuriyetini koruyan ve korumaya da devam edecek olan Türk halkının isteklerine göre şekillenir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize, yüreğinize sağlık. Bizim gibi düşünenler çoğaldıkça, Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacaktır.

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 02.05.2007 11:07
 

Bu nedenle sizi kutluyorum. Biliriz; en güzel halimiz berbere, kuaföre, giderken değil çıkarken olmaktadır. En sevinçli günümüz doktorun yanına endişeli olarak girerken değil, sağlığımız iyi, sorununuz yoksa çıkarken olmaktadır. Cumhuriyetler dersek, eksik olur da... Demokrasi ile desteklenen cumhuriyet yönetimlerinde en güzel sonuç seçim sandığından çıkan oylar sayıldığında, çıplak gerçekler ortaya çıkar ve o zaman yaşanmaktadır. Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz; Kültür, yaşam ve düşünce şekli, insanlarda hiç bir şekilde akşamdan sabaha değişmez. Demokrasi, bireysel rejimdir, Vicdan ve kanaat özgürlüğünde kendi anlamını bulur. "Harmanı yel döndürür, deliyi el döndürürde” olduğu gibi Türk Milleti kendi ifadesini orada bulamaz. İnsanlar kendilerini tekrar etmektedirler. Nedeni; haklı olmak, mutlu olmaktan daha çok istenmektedir. Bunu bir tarafa not edebilirsiniz. Güzel bir yazı. Elinize sağlık.

Canmehmet 
 02.05.2007 9:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 6818
Kayıt tarihi
: 23.06.06
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Lisans eğitimi sırasında çalı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster