Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '15

 
Kategori
Anneler Günü
Okunma Sayısı
588
 

Erdal Eren'in Ceza Evinden Ailesine Yazdığı Mektup

Erdal Eren'in Ceza Evinden Ailesine Yazdığı Mektup
 

"Canım annem daha on yediydi yaşım
ölüme gittim parmaklarından bir serçe gibi
bil ki eğilmedi başım..."

 

Yıllarca anneleri ağlatan, ceza evi kapılarında bekleten, onların çocuklarını kaybeden; yetmiyormuş gibi "asmalım da besleyelim mi" diyerek hançeri onların kalbine yeniden saplayan "diktatör" bugün öldü. Bu bir armağan mı? Eminim anneler haberi duyduklarında bunu düşünecek halde olmayacaklardır; yalnızca yaşadıkları acıları yeniden yaşayacaklar, o günler bir film şeridi gibi bir bir gözlerinin önünden geçecektir.  Kuşkusuz çok şeyler yazılabilir (yazılacaktır zaten) ancak bugüne düşen en anlamlı söz Erdal Eren'in annesine ve ailesine  yazdığı mektup  olacaktır. Tarih Erdal'ı büyük harflerle sayfasına yazarken, Kenan Evren'i  daha o yaşarken sildi sahneden attı...

Erdal Eren'in mektubu anneler Gününe armağan olsun.

"Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;

Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemiz de olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam, halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizin de bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.

Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur. Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat açışının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz. Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.

Devrimci selamlar, oğlunuz Erdal."        

Mektup kaynağı, Milliyet. com.tr

 

Abdülkadir Güler, Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O gün bu gündür kaçıncı okuduğumu anımsamıyorum bu mektubu, sadece her seferinde ilk okuduğumda ne hissettim se hala aynı acılı duygu ve merak hiç değişmedi. Bir de insan, adını anacak kimsesi kalmadığında öldü sayılırmış. Elinize sağlık selamlar

Cemile Torun 
 15.05.2015 0:25
Cevap :
O süreci yaşayan bir çok kişi sizinle aynı duyguları taşıyor. Ölenler, kaybolanlar... Ya kalanlar! hayatların tozunu attırdılar...  16.05.2015 22:41
 

Ben Erdal Eren'e geçmiş olsun diyorum. "Bu da geçer ya hu!!! diyorum. Bir söz daha vardır: "Alma mazlumun ahını bir gün çıkar aheste aheste!!!..Allah kurtarsın ve sabırlar diyorum...

Abdülkadir Güler 
 12.05.2015 18:13
Cevap :
Erdal Eren 12 Eylül sürecinde, on yedi yaşında idam edildi.  16.05.2015 22:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster