Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1416
 

Erdoğan o iki vurguyu yapmayacaktı

Erdoğan o iki vurguyu yapmayacaktı
 

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile yaptığı tartışma ve moderatöre kızarak salonu terketmesi geniş bir çevre tarafından takdirle ve Türkiye’de belli bir kesim İslam dünyasında bir tür kahramanlık olarak karşılanıyor. Bir tarafta İsrail ve Yahudilerle olan diplomatik dostluk ilişkilerinin zedelenceğinden, Türkiye’de antisemitist ırkçı bir dalganın yükselmesini tetikleyeceğinden endişe duyanlar da var.

Olayın gerçekten bu denli bir heyecan dalgası yaratacak denli önemli olup olmadığı, olumlu veya olumsuz etkileri sular biraz durulup heyecanlar yatışınca daha iyi anlaşılır. Bekler ve görürüz.

Bunlara karşılık Erdoğan’ın panelde Peres’i eleştirirken vurguladığı iki konu var ki bu vurguları yaptığına daha sonra pişman olması ihtimali yüksek.

Bunlardan biri başbakanın Peres’e karşı daha önceden hazırlanılmış olarak kullandığı bir argüman…. -Avi Şalom Guardina’da bunu söylüyor: "İsrail Haydut devlet haline gelmiştir" diyor Erdoğan. Amerika’da yaşayan İsrail rejim muhalifi bir Yahudi’nin söylediklerinden yola çıkılarak İsrail’in haksızlığı vurgulanacaksa… o zaman Türkiye’den yurt dışına çıkıp Türkiye’ye muhalefet edenlerin söyledikleri ne olacak? Türkiye böyle bir şeyin eksikliğini çeken bir ülke değil ki, dileyen İnternet’i araştırabilir eğer erişimi mahkeme kararıyla engellenmemişse Türkiye aleyhinde akla gelebilecek en ağır sözle eleştiren onlarca yazar yüzlerce yazı bulmak işten değil. Hatta bunlar arasında bizzat Erdoğan’ı hedef alanların haddi hesabı yok. Bu durumda uluslar arası toplantılarda bu tür yazar ve yazılar Başbakan’ın ve Türkiye temsilcilerinin karşısına ergüman olarak getirilir ve Erdoğan’ın Peres’e söyledikleri hatırlatılırsa mantıklı bir yanıt bulunabilecek mi? Bu pirincin taşını o zaman kim ayıklayacak?!

İkincisi Erdoğan’ın Peres’in şahsını eleştirirken yaptığı vurgu: “…Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir…” Erdoğan’ın muhalefete ve medyaya yüklenirken, vatandaşa ve yazarlara çıkışırkenki öfkeli, bağırmalı hatta sinkaflı üslubu herkesçe malum. Bu durumda Erdoğan’ın Peres’i eleştiririken söylediklerini bir tür itiraf olarak da kabul etmek mümkün. Kendi bu üslubunu bize bir tür hitabet sanatı olarak pazarlamaya çalışmıştı ama anlşılıyor ki tüm bunlar bir suçluluk psikolojisini sonucudur. Bu psikolojinin izlerini vatandaşa “ananı da al git!” demesinden Almanya’daki Deniz Feneri davasıyla ilgili haberlerden dolayı halkı medyayı boykota davet eden öfkeli çıkışlarına kadar geniş bir yelpazede sürmek mümkündür.

Bakalım Erdoğan bundan sonra muhaliflere karşı eskisi gibi bağırıp çağırarak ağız tadıyla öfkeli çıkışta bulunabilecek mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdoğan hakkında yazdığınız yazının mantıksal açıdan eleştirilecek fazla bir yanı yok. Ulusal politikalarla uluslararası politikalarda kavramlar biraz daha farklıdır. Size nesnel anlamda bir haksızlık yapılmışsa ki, burada 12 dakika ile 25 dakikalık bir sürelerden bahsediliyor. Karşı tarafa bir tepki vermeniz gerekir. Mesela siz olsaydınız nasıl tepki verirdiniz? Ben bunu öğrenmek isterim. İnsanlar, kendilerine yapılan haksızlıklar karşısında tepkisiz kalamazlar. Burada kendilerine haksızlık yapıldığından bahisle ortaya çıkanlarla kendisine gerçekten haksızlık yapılanları birbirinden ayırmak gerekir. Mantık oyunu yaparak meseleyi başka boyutlara çekmenin bir anlamı olacağı kanaatinde değilim.

M Sadullah SAĞLAM 
 03.02.2009 16:31
Cevap :
Ben temelde Erdoğan'ın tepki vermesini değil; bunun içeriğini eleştirdim. Yazıda, Erdoğan'ın yaptığı iki vurgunun birincisinin ilerde Türkiye'yi uluslararası alanda zor duruma düşürebilecek bir mantığa dayandığını; ikincisinin de Erdoğan'ın iç politikadaki tutumlarıyla kıyaslandığında kendini ele veren bir açıklama olduğunu belirttim. Bir başbakan ilerisini gerisini düşünen ve daha tutarlı bir tepki verebilirdi. Ayrıca aşağıdaki yorumuna yanıtta belirttiğim gibi, bu tartışmada ortaya konan tavra belli bir politik çevre, onla bağlantılı medya ve bunların etkisinde kalan kamuoyunun yüklediği, Erdoğan'ın da itiraz etmediği abartılı anlamlar da eleştirilebilir. Bir başka konu; Erdoğan ille de bulunmak zorunda olmadığı, lüks harcamalar yapılan, diplomatik titizliğin ikinci plana atıldığı bir toplantıya, kendi isteğiyle katılarak da kendine karşı geliştirilen tavırlara vesile olmuştur. Bu onun bir imaj sorunu olduğunu da gösterir; neden o toplantıdakiler onu böyle hafife aldılar?! ...  03.02.2009 18:32
 

ben aynen onaylıyorum tebrik ediyorum başbakanmızı

hasan arpaci 
 31.01.2009 13:05
Cevap :
Konuya bir futbol maçı taraftarı edasıyla yaklaşırsanız Başbakan'ın yaptıklarını toptan onaylayıp onaylamama, hepten tebrik edip etmeme noktasına gelirsiniz. Oysa ki bu tür olayların kazanma - kaybetme - berabere kalma dolayısıyla tebrik edip etmeme gibi yalın bir sonucu yoktur. Bu hareketin, tartışmanın odak noktasını teşkil eden Gazzelilerin durumunda en ufak iyileşme sağlamayacak kadar sıradan bir olay olarak unutulup gitmesi bile işten değil. Buna karşılık zaten görevi orada Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek olan Erdoğan'ın önce hafife alınıp daha sonra durumu eşitlemek üzere yaptığı hiç de soğuk kanlı olmayan bir çıkışın hiç şüphesiz eleştirecek yanları çoktur. Bizim gibi olayı izleyen, oy ve vergi veren sıradan vatandaşın tek görevi kendini temsil edenleri şak şaklamak ya da yuhalamak değildir; verdiği vergi ve oyun tam karşılığını istemektir. Bu tamlıktan geriye düşen her davranış eleştirilir. İsteyen gaza gelip gol atmış edasıyla bayrak elde yollara düşebilir. Ne diyelim?!  31.01.2009 21:18
 

sayın mehmet sağlamın sözlerine tamamen katılıyorum.herkes bu olayı bir kahramanlık olarak değerlendiriyor.fakat herşey oyunun bir parçası.sadece rollerini çok güzel oynuyorlar hepsi bu.

Sema Ak 
 31.01.2009 10:28
 

Sayın yazar yazınızı okudum, Mehmet beyin yorumunu da okudum. Mehmet beyin yorumuna katıldığımı belirtir, dikkate alınmasını temenni ederim. Hiç bir maddi ve manevi menfaat güdmeden yapılacak bu tür onurlu haraketlere saygım sonsuzdur. Bu olayın büyütülmesine ise aklım ermiyor? Başbakanın asli görevi zaten bu değilmidir? Öyle ise bu bayram havasıda nedir? Bu kadar büyütülecek ne var? Asıl üzülmemiz gereken, bu zamana kadar Tayyip beyde dahil başbakanların bu dik duruşu göstermemesidir. Ama malumunuz Türkiye de yaşıyoruz. Bin defa salla başı al maaşı yaparsın, bir defa baş kaldırırsın. Hadi be koçum yürü kim tutar seni derler... Traji komiktir halimiz. Asıl olan her daim dik duruş sergileyenler ve bunu karakterlerine işleyenlerdir. Saygılarımla...

Erhan Türk 
 30.01.2009 23:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1292
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster