Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '16

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
96
 

Et ve Süt Üretiminde Fiyat Sorunu Ne Zaman Biter

Et ve Süt Üretiminde Fiyat Sorunu Ne Zaman Biter
 

Farkında mısınız? Neredeyse 3-4 yılda bir et ve süt üretiminde sorunlar yaşıyoruz. Birileri süt fiyatını düşürürken, kimileri de et fiyatının arttığı gerekçesi ile tüketiciyi korumak adına ithalat yapalım demeye başlıyor. Kimse düşen süt fiyatının süt hayvanlarını kesime götüreceğini, ithal edilecek canlı hayvan ve etin üreticiyi batıracağını düşünmüyor.

Yıllar öncesinde yapılan hesapsız özelleştirme politikalarının devamı gibi bazı çevreler işin kolayına kaçıyor. Kimse biz bunca yıl faizsiz kredi diye insanlara hayvancılık kredisi verdik. Proje destekleri ile yatırımlar yaptırdık. Neden 3-4 yılda bir bu hale düşüyoruz. Kalıcı çözüm bulamıyoruz. Şimdi hepsi batacak ve kaynaklarımız heba olacak diye düşünmüyor. Yıllar önce yapılan hataların bedelini ödediğimiz konusunda tarihsel geçmişi görmüyor. Geçmişin deneyimlerini hesaba katmıyor.

Bugün herkesin bilmesi gereken gerçek ülkemizde 90’lı yıllarda izlenen politikalar sonucu ette, sütte ve hayvancılığın en temel girdisi olan yemde bir ölçüde fiyat dengesinin kurulmasında etkili olan tarıma hizmet veren kamu kuruluşların özelleştirmesinden sonra bu alan tümüyle özel sektöre bırakılmıştır. Sadece Et-Balık Kurumuna ait birkaç kombina bazı ihtiyaçlar nedeniyle özelleştirme dışı kalmıştır.

O günlerde özelleştirmeyi sevimli kılmak adına bu uygulamaların pazarda rekabet ve kalite getireceğini, sektördeki kapasitenin tam anlamıyla kullanılacağını, sağlıklı fiyat oluşumunun sağlayacağını savunanlar üretici kuruluşlarının uyarılarını dikkate almamışlardır. Uzun vadede sorunların artacağı ve ülkenin ithalat yapmak zorunda kalacağı ikazları işe yaramamıştır. O günlerde TZOB Başkanları olan Erol Baraz ve rahmetli Osman Özbek’in deneyimlere dayanan ikazlarını dikkate almayanlar, ülke tarımının ve ekonomisinin ağır bedeller ödemesine neden olmuşlardır.

Özelleştirilen yerlerin önemli bir kısmı ya kapatılmış ya da arsa olarak değerlendirilmiştir. Sonuçta kaybeden üretici olduğu kadar tüketici ve ülke olmuştur. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülkede et ve süt piyasasında kooperatiflerin önemli yer tuttuğu görmezlikten gelinmiştir. Dünya gerçeklerine kulaklarını tıkamışlardır. 1980 darbesi ile gücü adeta yok edilen kooperatifleri küçümsemişler, uygulanan politikalar ile kooperatiflerinde güç kaybetmesine seyirci kalmışlardır. Bu kooperatifler kültürümüze uygun değil, bizde birlikte iş yapma kültürü yok. Sanki özel sektör tam kapasite ve verimli çalışıyormuş gibi, kooperatiflerin bu işi üstlenmesinin mümkün olmadığı gibi sözlerle toplumda kafalar karıştırılmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada çizilen pembe tabloların ve ortaya konulan hedeflerin hiçbiri gerçekleşmemiş ve tarım ile ilgili devlete ait işletmeleri kapatanların dediklerinin hiçbiri doğru çıkmamıştır. 600’e yakın fabrikası olan tüm kooperatifleri tek çatı altında toplayan KÖYKOOP’da sudan bahanelerle zayıflatılmış ve birçok birim kooperatif kapatılmıştır. Yem diye saman ithal eden, girdi fiyatlarındaki artışlara rağmen sütleri adeta yok fiyatına satın alınmaya çalışılan, et fiyatlarındaki artış karşısında sorununun ithalat ile çözüleceği zannedilen politika uygulamaları ortaya çıkmıştır.

Ürün fiyatlarındaki artışın sorumlusunun neredeyse üretici olduğunu iddia eden bir hava yaratılmıştır. Soruna üreticinin gücünün zayıflatıldığı serbest piyasa ekonomisi içinde çözüm arayan Tarımı yönetenlerde zor durumda kalmıştır. Et ve süt politikasında özel sektörden anlayış bekleyen ve onlar üzerinde baskı kurmaya çalışılan politikalara başvurulmuştur.

Bilmemiz gereken bir gerçek dünyanın hiçbir ülkesinde özel sektör içinde bulunduğu zor koşullar ve kendi arasındaki acımasız rekabet içinde sosyal bir görevi ön plana almaz ve alamaz. Özel sektörün hedefi her zaman azami karı elde etmek, daha zenginleşme ve güçlenmektir. Yeterli kazancı elde edemediği zaman gereğinde tesislerini başka bölgelere hatta ülkelere taşımaktadır. İşte bu gerçekler nedeniyle en büyük kapitalist ülkelerde bile üretimi ve üreticileri korumak, gıda güvenliği ve tüketiciyi de korumak, pazarda denge sağlamak üzere kooperatifleri desteklerler. Çünkü kooperatifler başta geri kalmış yörelerde olmak üzere gereğinde sosyal ve ekonomik kalkınma programları konusunda devleti en çok destekleyen kuruluşlardır. Zaten kooperatifleri de diğerlerinden ayıran ekonomik olduğu kadar ortaklarını ve yörelerini olan sosyal sorumluluk ve görevleridir.

Bugüne izlenen politika ile ne ette ne de sütte sorunun uzun vadede çözümü mümkün değildir. Her ne kadar yenilenen yapısı ile Et-Süt Kurumu olumlu ve yerinde çalışmalar yürütse bile sorun bir süre sonra yine karşımıza çıkacaktır. Sorunun çözümünün yolu sadece kooperatiflere güvenmekte, onların güçlendirilmesinden geçmektedir. Gelişmiş ülkeler sorunlarını et ve sütteki sorunlarını kooperatifler aracılığıyla çözmektedir. BM’de her kıtada geri kalmış ülkelerde uyguladığı programlarda kooperatif modelini ön plana almaya başlamıştır. Bu nedenle et ve süt üretiminde ve pazarlamasında yaşanan fiyat sorununun çözümü için Tire Süt deneyimi ve bu deneyimi her fırsatta gündeme taşıyan Başkan Mahmut Eskiyörük’ün çağrısı kalıcı uzun vadeli çözüm için dikkate alınmalıdır.

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 778
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster