Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '13

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
246
 

Evrim ve hayat dallarının birbirine bağlanması - Hayat ağacı 5

Evrim ve hayat dallarının birbirine bağlanması - Hayat ağacı 5
 

Her şey denizlerde, karmaşık kimyasal moleküllerin bir araya gelmesiyle başladı. 3 milyar yıl önce, bir şekilde kendini tekrarlayabilen ilk hücre, oluştu (Bu konuyla evrim teorisinin ilgilenmediğini söylemiştim. Canlılığın nasıl başladığı evrimin konusu değildir. Onunla Abiyogenez Teorisi ilgilenir). Çoğalan hücreler, dünyanın değişik şartlar içeren farklı yerlerine dalgalar, akıntılar yardımıyla dağıldılar. Her bir hücre kendinden önceki hücrenin çok benzeri, fakat tümüyle aynısı olmadığı için, değişen şartlarda farklı özellikler gösterdiler. Kimi yok oldu, kimi hayatta kaldı. Mutasyonlar değişimleri  hızlandırdı. Canlı türlerinin birçoğu çevreye uyum sağlayamadığı için yok oldu ama bir kısmı hayatta kaldı. Böylece hayat ağacı büyümeye başladı.  Bazıları bölündükten sonra ayrılmak yerine birbirlerine yapışık olarak zincirler oluşturdu, ki bugün bunlara algler diyoruz. Bazıları, bir arada kalarak ortası çukur şekiller oluşturdu. Bunlar ilk çok hücreli canlılardı. Süngerler böyle oluştu. Bazıları hızlı hareket etme yeteneği kazandı. Bazılarında ağız oluştu. Bazılarının içinde sert bir omurga oluştu ve canlının biçimini kontrol altına aldı. Vücutlarının önünde duyu organları gelişti. Deniz diplerinde yaşayan bazılarının vücutlarının yanlarında gezintiyi kolaylaştırmak üzere çıkıntılar oluştu. Bazılarının derileri kalınlaştı. Bu şekilde denizlerdeki hayat zenginleşti.

450 milyon yıl önce, derileri kalınlaşmış, çıkıntıları gelişmiş olan bazıları, denizden karaya çıktı. Önlerinde yeni ve farklılıklar gösteren bir çevre vardı. Ona göre hayat ağacında çeşitlenmeler de arttı. Bunlar böceklere ve kanatlı böceklere evrildi. Bu sıralarda denizlerde omurgaları olan canlıların kemikleri oluştu ve bütün vücudu kontrol altına aldı. Bazılarında çene kemiği gelişti. Yüzgeçleri suda daha hızlı hareket etmelerini sağladı. Bazıları havanın oksijenini soluma yeteneği kazandı. Bazılarının suda asılı kalabilmeleri, deniz dibine batmamaları için boğaz bölgelerinde hava keseleri oluştu. Bazıları gerekli havayı doğrudan suyun dışından alıyorlardı. Bu kesecikler başka bir işlev yüklendi ve akciğerlere dönüştü. Suyun ve oksijenin olmadığı zamanlarda işe yaradılar.

375 milyon yıl önce, bunların da bazıları karaya çıktı. İlk önce çamurlarda yaşadılar. Suyun az olduğu zamanlarda hayatta kalabilenler, zamanla karaya daha iyi uyum sağladılar. Etli yüzgeçleri ayaklara dönüştü. Yumurtalarının kabukları kalınlaştı, derilerinin pulları kurudu, kalınlaştı ve suya geri dönmek için bir sebep kalmadı. Bunlar sürüngenlerin, günümüzde yaşayan timsah, yılan, kertenkele, kaplumbağa gibi canlıların atalarıydı. Dinozorlar da onlardan biriydi.

Dünya birçok kere büyük felaketler geçirdi. Bazılarında canlıların %90’ı yok oldu, fakat kalanlar hayatı sürdürmeye devam   ettiler. 65 milyon yıl önce, büyük bir felaket daha oldu ve pulları tüylere evrilmiş olan bir tür dışında dinozorlar yok oldu. Bu tüylü dinozorlar kuşların atasıydı. Bu sıralarda başka, küçük bir hayvan türü daha felaketten kurtulmuştu. Bunların farklı olarak vücutları sıcaktı ve bu sıcaklığı koruyan bir kürkleri vardı. Bunlar ilk memelilerdi. Dinozorların yok olmasıyla sayıları hızla arttı ve kutuplardan ekvatora kadar dünyanın her yerine yayıldılar. Bazıları yeniden suya döndü ve balinaları, yunusları oluşturdular. Hayat ağacı böylece daha da büyüdü.

(devam edecek)

Kaynak: BBC yayınları

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6418
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster