Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '13

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
188
 

Fabrika kızı

Fabrika kızı
 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in açıkladığı yeni kamu personeli rejimine göre memurlar için iş garantisi kalkacak ve performansa göre çalışma düzeni getirilecek. Tabii ki bu durum çalışanları memnun etmedi. Ancak Türkiye ekonomisi çalışanların isteklerine göre planlanamaz.

Kerim Korkut birilerinin yalakası değildir. Gerekirse halkı, devleti hatta çalışanları karşısına almak pahasına inandığı doğruları savunur. Arkadaşlar, dünyada neyin garantisi var ki iş garantisi olsun. Garanti değişmeyen bir şeydir, hayatsa değişiyor. Tamam, devlet işlerinde devamlılık esas ama memura verdiğiniz iş garantisini işçiye de vermeniz lazım; çünkü çalışanlar arasında ayrım yapamazsınız. Oysa ekonomi dünyasında süreçler kırılgandır. Adam sizi işe aldı, sonra işleri bozuldu, ne yapacak? Bir iş yerinde işinizin garantisi yoktur. Fakat önünüze de bir tek iş ya da iş yeri konmaz. Mesleğiniz ve mesleğinizde göstereceğiniz başarı sizi çalışma hayatında sürekli kılar. Yani işinizin garantisi sizsiniz.

Biz Ak Partiye değil yanlışa karşıyız. İnsanımız malum, disipline gelmiyor; kafasına göre hareket ediyor. İşiniz garanti dediğiniz zaman bu ülkede kimseyi çalıştıramazsınız. Aslında sizler de böyle düşünüyorsunuz ama Ak Partiye güvenmiyorsunuz. İnsanların çalışıp çalışmadığına değil başka durumlarına bakıp koftiden nedenlerle işten çıkarırlar diyorsunuz. Doğrusu aynı endişeleri ben de taşıyorum. Çalışana iş güvencesi verilmeli demeyecek, bunları söyleyeceksiniz.

Performansa göre çalışma doğru olmakla birlikte bunun kontrolünün sağlanması zor görünüyor. Hele de böylesine sabıkalı bir iktidarın yaptıkları kimseyi tatmin etmeyecektir. Yine de uygulama ile ilgili objektif kriterler olursa başarı mümkündür.

Çalışanlar güçlerine göre değil ama gayretlerine göre emeğinin karşılığını almalılar. Çalışanla çalışmayana aynı paranın verilmesi asla kabul edilemez. İş yeri yardım kurumu değil, herkes gücü oranında gayret gösterecek. Sakat, hasta vs olmamak şartıyla hiç kimsenin gücü (yaptığı iş ile ilgili yeteneği) diğerinin %75’inden aşağı olamaz. Eğer böyleyse kişi mahsus çalışmıyordur. Çok da yanılmamak için bu %75’i ortalama iş verimine göre ayarlayabiliriz.

Bir kişi zorunlu durumlar dışında (iş yeri iflas etti, yandı vs) hangi nedenle işten çıkarılır? İş dışında ahlaksız olduğunu duyduk. Sana ne, sen ahlak polisi misin? Beni işyerindeki hali ilgilendirir. Hırsızlık yaptı. O hırsızlıkla ilgili AHE KANUNLARI ile belirlenmiş cezasını çeker, aynı işyerinde, aynı işinde çalışmasına devam eder. Ağaç Hareketi yaptıkları yüzünden insanların alnına leke sürmez. Yeryüzünde yoktur böyle bir düzen.

Çalışanın işten atılmasını gerektiren durum sadece işle ilgili olmak zorundadır. İşte Ağaç Hareketi çalışma düzeninde bir kişinin işten çıkarılması için (yine çıkarılma olmaz; sadece taban aylığını alacağı, performans ücreti verilmeyecek basit işe verilir. Sokağa atalım da çoluğu çocuğu acından mı ölsün) bir yıl içinde 100 eksi puan alması gerekir. Çalışma disiplini ile ilgili suçlar sayısı miktarı önceden belirlenmiş eksi puanlarla ölçülür. Örneğin işe 10 dakika geç gelmenin eksi puanı 5’tir. İş yerindeki malzemeleri bilerek kırmak vs eksi 6 puan vs. Bunlar toplanır. Olay somut/delilli ispatlı ortada olması gerekir. Bu eksi puanlar toplanır. Bir yıl içinde -100 ve üzeri puan alınmışsa kişi pozisyonunu kaybeder. Böyle bir işten çıkarmaya kim itiraz edebilir ki. Bizim milletimiz uyanıktır. —99 alır devam eder. Ama Kerim Korkut yutmaz. 5 yılda 2 defa bunu yapan işini kaybeder.

Yani şimdi bu objektif bir kriterdir. Kimse bir şey diyemez. Ama AKP yok siyasetle uğraştın, dinar değilsin, alevisin-Kürtsün, bize oy vermedin gibi perde arkası gerekçelerle insanları işten çıkarırsa yandı keten helva.

Bizi yola çıktığımız 21 Eylül 2008 yılından beri izleyenler bileceklerdir ki Kerim Korkut’un savunduğu Ağaç Hareketi çalışma düzeninde çalışanların maaşı iki kısımdan oluşur. Taban aylık artı performans ücreti. İş garantisi için bir şey demiyorum, bunu çok kişi dile getirmiş olabilir ama Ak Partinin performansa göre çalışma düzeni yazılarından çalınmadır. Olsun, helali hoş olsun. Yeter ki uygulayabilsinler.

“Kaç tane yaptın, ne kadar iş çıkarttın, ücretini ona göre alacaksın” Bunu ölçmek kolay değil. Haksızlıklar olur. Ama Kerim Korkutun kamera odalı kontrollü çalışma sistemi ile ücret modeli incelenerek gerçek bir performansa dayalı çalışma düzeni kurulabilir.

Bu modele göre yaptığınız iş ortalamanın  (en fazla ile en az’ın ortalaması) %75’inin altına düşemez. Bu, (-100 puan) ile birlikte bir başka işten çıkarılma nedenidir. Aldığınız performans ücretini ise (- puanınızın) düşüklüğü ya da hiç olmaması belirler. 100 puanın bedeli (bu güne göre) 800 liradır. Yani sizin taban maaşınızın üzerinde alabileceğiniz en az performans ücreti budur. Yani alacağınız performans ücretinizin toplam miktarı yaptığınız işin, mesleğin, sanatın ne olduğuna göre değişir ( çünkü her işin belirlenen bilimsel ücreti farklıdır. Doktorla hasta bakıcı aynı ücreti alamaz)

Kişinin hiç (- puanı) yoksa işi ile ilgili belirlenen performans ücretini alır.(Temel ücreti zaten çalışan herkes alacaktır) Çalışanın  (- puanı) varsa eksi puan miktarınca alacağı performans ücreti düşer.  En düşük ücretli meslekte temel ücret 800, performans ücreti 800 TL’dir. İlk 800’ü çalışan herkes alır. İkinci 800’den ise ancak hak ettiğiniz kadarını alabilirsiniz.

Kriter, ölçü objektiftir. İşe 10 dakika geç kaldın, -5 puan aldın. (-100 puanın karşılığı 800TL, -1 puan 8 Tl. -5 puan 40TL. O ay maaşın 10 dakika işe geç kalma nedeniyle 40TL. Kesilir ve sen 1600 TL yerine 1520 TL alırsın. Sanırım her şey anlaşıldı. Objektiflik, şeffaflık budur. Okuyucularımız işin şöyle olursa böyle oluruna hiç gitmesinler, işin o yanını bize bıraksınlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, dünyada en büyük saygıyı çalışan kadınlarımız hak ediyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 12.03.2013 12:49
Cevap :
Teşekkür ederim.  13.03.2013 18:49
 

Yazdıklarınıza yürekten katılıyorum. Umarım birgün düşünceleriniz gerçek olur. Yzının başlığını görünce ALPAY'ın eski bir şarkısı var adı "FABRİKA KIZI" bu şarkıyı anımsadım. Bir satırında şöyle der "fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi.Köşeyi döner kaybolur, başı önde yorgunca" Selamlar...

rukiye orhan 
 11.03.2013 22:25
Cevap :
Evet,Alpay'ın Fabrika Kızı şarkısını biliyorum.Gerçekten etkileyici.  13.03.2013 18:44
 

okudum...

Sündüs Akkaya 
 11.03.2013 21:33
Cevap :
Teşekkür ediyorum,sağlık ve mutluluklar efendim.  12.03.2013 5:16
 

Adaletsizlikleri yazmaya, görüdüğümüzü yaşadıklarımızı söylemeye kalksak ooo yazmakla bitmez. Birileri birşeyleri yapmayı kafalarına koymuş allem küllem misali yaparlar. Bizlerin hepimizin istediği adaletli olunması bu da çok zor ihtimal..Selam ve saygılarımla.

Tülay EKER 
 11.03.2013 18:04
Cevap :
Bazen aynı şeyleri tekrar etmek zorunda kalıyoruz; bu da okuyanlar için sıkıcı oluyor.  11.03.2013 20:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 6033
Toplam yorum
: 14985
Toplam mesaj
: 283
Ort. okunma sayısı
: 637
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster