Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1228
 

Fen Edebiyatlılar sorunsalı

Fen Edebiyatlılar sorunsalı
 

Dört sene okursun, bir yığın ıvır zıvırla doldurursun kafanı, ezberlediğin tarihlerin, padişahların, isyanların, savaşların haddi hesabı yoktur. Mezun olursun iyi ya da kötü. Eee ne olacak şimdi dersin? Ne yapacağım ben şimdi? Nerde çalışacağım, ne iş yapacağım? Fen Edebiyat mezunlarının hepsi mezun olduktan sonra aynı sorularla karşı karşıya kalır. Ya özel bir dersanede abartmadan söylüyorum yol parasına çalışacak, ya da aldığı eğitimle hiçbir ilgisi olmayan bir iş yapacaktır. Ve en önemlisi de dört sene boyunca maalesef ezberlediklerinden eser kalmamış olacaktır. Öğretmen olmak için yeterli değildir 4 sene okuması, 1, 5 sene tezsiz yüksek lisans yapması gerekecektir. En azından sistem şu anda bunu gerektiriyor. Belki her an değişip yeni koşullar da getirilebilir.

İş, Eğitim Fakültesi mezunları için daha kolaydır. En azından mezun olduğu anda ataması yapılabilir. Ama mezun olup da senelerce ataması yapılmayan öğretmen adayları da o kadar çok ki.

Yıllardır süren bir çatışma vardır Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Mezunları arasında. Eğitim Fakültesi mezunları Fen Edebiyat mezunlarının öğretmen olarak atanmalarını kendi haklarına yapılan saldırı olarak görürler. Fen Edebiyat mezunları ise 4 yıl boyunca okudukları bölümün sonunda bir hiç olarak görülmelerine isyan ederler.

Fen Edebiyat Fakülteleri, Eğitim Fakültelerine oranla çok daha ağır ve detaylı bir eğitim verir alanlarında. Eğitim Fakültelerinden eksikleri olan pedagoji ve eğitim bilimleri derslerini 1, 5 yıllık Tezsiz Yüksek Lisansla tamamlayarak kapatırlar açıklarını. Bu durumda Fen Edebiyat mezunlarının Eğitim Fakültesi mezunlarına göre daha fazla alan bilgisi olduğuna inanıyorum ben.

Eğitim Fakültesi mezunları atanmama sebepleri olarak Fen Edebiyat mezunlarını suçlamaktalar çoğu zaman. Ancak suç iki fakülte mezunlarında da değil. Suç sistemde. Çünkü mağdur olan sadece Eğitim Fakülteleri mezunları değil. Hemen hemen tüm üniversitelerin Tarih, Coğrafya, Edebiyat, Matematik, Fizik, Kimya gibi bölümleri vardır. Hem de yüksek oranda kontenjan belirlenir bu bölümlere. Peki düşünülüyor mu acaba buradan mezun olacak insanlar hangi alanda iş bulabilecek? Amaç bilim insanı yetiştirmekse ki Fen Edebiyat Fakültelerinin amacı budur- bu kadar mezunla en fazla bilim insanı yetiştiren ülke Türkiye olurdu. Bilim insanı olamadı Fen Edebiyatlı, öğretmen de olamadı.

Bu ülkede hakkı yenen yığınla insan var. Fen Edebiyatlının da hakkı yeniyor, Eğitim Fakültelinin de. Sistemin yanlışlığından kaynaklanan hatalar yüzünden insanlar, hakkını aramak yerine diğer hakkı yenenleri suçluyor. Hepimiz aynı çarkın içindeyiz. Sistemin yanlışlarından dolayı birbirimizi suçlamak yerine, birbirimizin üzerine basarak ilerlemeye çalışmak yerine daha yapıcı, daha eşit, daha adil bir sistem için sesimizi duyurmaya çalışmalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle yazınız için sonsuz tesekkurler.Ben de fen edebıyat fak mezunuyum ve boyle bır yazıya duyarsız kalamazdım.Yasadıgımz sıkıntıları cok guzel dile getırmıssınız.Yasayanlar cok daha iyi bilir mezunıyet sonrası fen edblı olmak daha yorucu.Özellikle eğitim fak arkdslarımızla karsı karsıya kalmak ... Yan yana mucadele etmemız gereken bır durumda bızı taraf yapanlar utansın !

masiva yilmaz 
 23.08.2008 14:18
Cevap :
Yorumunuz, katılımınız için teşekkür ederim.  23.08.2008 16:04
 

kadar bahse konu bölümlerde okumamış olsam da, anlattıklarınızı senelerdir duyuyorum. Çünkü arkadaşlarımız o bölümlerde ve mezun olduklarında tıpkı söylediğiniz gibi sıkıntılar yaşadılar. İnanılası güç değil mi? Ayrıca durumu o kadar güzel özetlemişsiniz ki. Hassaten, kuruluş amacı 'bilim adamı' yetiştirmek olan bir bölümden mezun olanların içine düşürüldüğü duruma bir bakın hele. Bilim adamlığı ve yol parasına dershane öğretmenliği. Müsabakalarda altın madalya vereceğiz diye sporcuları kandırıp utanmadan boyunlarına bakır alaşımlı bir metal aksam takmakla muadili bir soytarılık bu. Bu yazıyı ilgililer de bilgililer de okusun. Yetmez, gözlerine de soksunlar. Belki soytarılığın yalnızca sirklerde ve krallar döneminde kaldığını hatırlarlar...Enderin sevgi ve saygılarımla

Baver Ergun 
 31.07.2008 8:54
Cevap :
Öncelikle yorumunuza o kadar sevindim ki.Bu yazımın hiçbir yorum almaması üzüyordu beni.Bu konuda mağdur olan insanların çokluğunu da bildiğimden şaşırıyordum açıkçası.Bu kadar insan okumuş ama hiçbirinin bu konu için bir yorumu yokmuş demek ki diye düşünüyordum. Çok teşekkür ederim.Saygılar.  31.07.2008 10:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1250
Kayıt tarihi
: 08.01.08
 
 

İzmir'de yaşıyorum. Hayvanları çok seviyorum. Düşüncelerimi yazmanın ve bunları paylaşmanın keyif..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster