Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1466
 

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda Basına Öfke

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda Basına Öfke
 

Telefonumdaki görüntülerden biri


Bir hazırlık maçı olmasına karşın Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’na gittim. Stat çevresi, önemli maçlardaki görüntülerden farksızdı. Stadın içinde de öfke vardı.

Öfke, tribünlerden yükselen seslerle kimi gazetelere, gazeteci/ yorumcu kılıklı adamlara yönelikti. Onlar ki, yazılı/ görsel/ işitsel görüntülerle, gazetecilik değil, aslında “tetikçilik” yapıyorlardı.

Görünüşte basın mensuplarına yönelik olan, onları dışarı davet eden tepki, gerçekte belli gazete ve gazetecilere yönelikti. O bakımdan tepkiyi, bütün basına mal etmek, kolaycılığa kaçmadır, saptırmadır.

Günlerdir, Fenerbahçe, Aziz Yıldırım hakkında yazılıp çizilenlerden sonra, tribünleri dolduranlardan övgü mü bekleniyordu?

Tepkiler, özellikle, çerçi bohçası gibi renkli, çeşitli ekleri olan gazeteye yönelikti.

Tribünler, maçı bir yana bırakmıştı. Önce, basın tribündeki malum gazete temsilcilerine yönelik başlayan tepki, sonra kale arkasındaki basın mensuplarına yöneldi.

Aziz Yıldırım’ın “veda mektubu”, tepkilerin dozunun artmasında kuşkusuz etkiliydi.

*****

Maçın izlendiğini söylemek zor/du.

Akıllarda, dillerde hep Aziz Yıldırım, Fenerbahçe vardı.

Şimdi, birileri çıkacak, Fenerbahçe taraftarını kınayacaktır. Bunun bana göre hiçbir ciddiyeti yoktur. Çünkü malum basında yazılı/ görsel/ işitsel olarak yürütülen “yargısız infaz”a göz yumanların, bunu yürütülenlerin yapacakları en doğru iş, susmaktır.

Saldıranlar, saldırılar karşısında susanlar, mesleki dayanışma adına ahkam kesmeye kalkarsalar, yaptıkları tek sözcükle işgüzarlıktır.

Öteden beri, toplumda “kin ve nefret” duyguları ekenler, görülen o ki, ektiklerini biçecekler. Dünkü tepkiyi görünce, maçlar başladığı zaman, olumsuzlukların olacağını düşünüyorum. Çünkü takım, özellikle büyük takım taraftarının, tek bir siyasi görüşü benimsemediği, sadece takım sevgisini ön planda tutuğunu için, tepkiyi nereye götüreceğini kestirmek zor.

*****

Dün, görünüşte basına, ama özelde belli gazete ve gazetecilere yönelik tepki, umalım, spor basınına sorumluluklarını anımsatır. Yok, kışkırtmaya, aşağılamaya, “yargısız infaz”a devem ederlerse, o zaman “suçlu”yu başka yerlerde aramaya gerek kalmayacak.

Spor basını, televizyon ekranlarından saldırgan tavırlarıyla toplumda “kin ve nefret” duyguları ekenler, kendilerine çekidüzen vermeliler.

Kendini yorumcu sanan biri kalkar da, kırmızı kart gören büyük bir takımın yabancı futbolcusuna “hain” diyebilirse, bunun söyleyenin sağlıklı düşündüğünü kim söyleyebilir?

*****

Dün, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda öfke seli vardı.

Aziz Yıldırım’a, Fenerbahçe’ye sevgi sürdü gitti. Ancak, Fenerbahçe- Shakhtar Donetsk maçı yarıda kaldı.

Üzerinde Aziz Yıldırım tişörtleriyle sahaya giren taraftardan birine sert davranan, saldıran özel güvenlik elemanları ortalığı karıştırmaya yetti. Sahaya atlayanlar, özel güvenlik elemanlarını kovaladı, saha dışına attılar, kimilerini de hırpaladılar.

Saha, bir piknik alanına döndü. Anonslar kâr etmedi. “Sahayı boşaltmayan Cim-Bomlu olsun” anonsu, kısa süreli etkili oldu; ancak piknik, orta alanda hayal çekme devam etti.

Maç yarıda kaldı.

*****

Dün, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda olanlardan dersler çıkarmak gerekiyor.

Ders çıkaracakların başında da basın geliyor. Ama basının ders çıkaracağını sanmıyorum. Bırakalım “yandaş” denenleri, bağımsızlıktan/ tarafsızlıktan söz edenlerin, iktidarla ilgili haberlere nasıl yaklaştıkları ortada. O konularda “kuzu” olanların, Fenerbahçe’yi, Aziz Yıldırım’ı “hedef tahtası”na koymaları, tarafsızlık değildir, onun adı başkadır.

Maçın 53. dakikasında statta yankılan "Hükümeh istifa" sesleri, taraftarın, olanlara nasıl baktığını gösteriyordu.

TURGUT ÇELİK/ Mersin (Geçici olarak İstanbul)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'de temiz futbol yok. Futbolun temizlenmesini istiyorum. Bu işlere bulaştıysa kendi takımım da düşsün. Keşke siz de bunu mertçe diyebilseniz. Ama yok, şikeyle, entrikayla aldığınız kupayı sergileyip ağlıyorsunuz bir de. Tekrar ediyorum şikenin takımı yoktur bulaşan kim varsa yansın. Olaya kulüp gözüyle bakmıyorum. Tuttuğum takımın başkanının küfür etmesini hiç istemem ve küfür her yerde var edebiyatı yapmam. Recep Tayyip Erdoğan argo konuşunca ayağa kalkan sizler başkanınız küfür edince niye kabul ediyorsunuz. Aziz Yıldırım'ı yakan sizlersiniz. Futbolculara Azizsilin Azizsilin yap diye diye adamcağızı yoldan çıkardınız.

Eşit Ağırlık 
 25.07.2011 15:57
Cevap :
İlk üç cümlenizi alıyor, kalanları kabul etmiyor, çıktığı yere gönderiyorum. Niyesini soran olursa: Blog’da dünya görüşüne/ futbol - tuttuğu takım açısından- anlayışına katılmadığım halde saygı duyduğum/ sevdiğim kişilerin yanında, “fikir fukarası” olanların da olduğunu örneklemek için “yorum”u yayımladım. Size yakışan “mertlik”e ancak kargalar konar. Size tavsiyem: Önce saygıyı, hitap etmeyi öğrenin, ondan sonra bana “laf” yetiştirin. Benim “yeni yetme”lerle uğraşacak vaktim yok.  25.07.2011 23:35
 

Türkiye'de şikenin olmadığını iddia eden yok ama şikeyi kendi kulübünün yaptığına inanan yok. Ortalıkta ciddi belgeler, bulgular olmasına rağmen başkanınıza bu kadar sahip çıkmanızı manidar buluyorum. Hadi diyelim başkan aklandı ama bir FB başkanının kullandığı beş kelimeden birinde .... koyayım, .... çocukları gibi küfürler etmesine ne demeli? Her fırsatta Anadolu kulüplerinin güçlenmesini isteyen bir başkan gizli konuşmalarda "Şampiyon Anadolu'dan çıkmasın" demesi bir başka konu. Ayrıca Hürriyet gazetesine sipariş haberler yaptırılması da medya kirliliğinin diğer boyutu. Sizler medyaya kızıyorsunuz ama Taraf gazetesinden başka da kimse korkudan FB aleyhine haber yapamıyor maalesef. FB camiasının önce Politbüro yöneticilerini değiştirmesi gerekiyor. Saygılar...

Eşit Ağırlık 
 22.07.2011 13:12
Cevap :
Değerli Blogdaş. Hiç manidar bulmayın. Bakın, ben sizin kendinizi polis/ savcı yerine koymanızı hiç manidar bulmuyorum. Çünkü geçmişe bakarak, gönül verdiğiniz takımı aklamaya çalışıyorsunuz. Zaten yaklaşımınızdan, korkmadığını ifade ettiğiniz o gazeteden söz etmenizden, başka konularda da “yargısız infaz”ı olağan karşıladığınızı anlıyorum. Aziz Yıldırım, küfrediyormuş! Güldürmeyin insanı. Okumuşu/ cahili sabah akşam ana avrat düz giden bir toplumda yaşadığınızı unutuyorsunuz. Gazeteci/ yorumcu kılıklı adamlara, belli ki onların çoğu tutuğunuz takıma gönül verenler, alkış mı tutacağız?... Ben tetikçi, ruh hastası gazeteci/ yorumlara karşıyım. Vurgulamakta yarar var; yorum yazdığınız kişinin dünyadan haberden olduğunu unutuyorsunuz. Saygılar, selamlar.  23.07.2011 0:01
 

Bir aydın olarak siz bile bu çirkin olayı çıkaran güruhu kınayacağınıza "basın bundan ders alsın" diyebiliyorsanız bana da "Ört ki ölem" demek düşüyor. Saygılarımla.

kamil olgun 
 22.07.2011 10:24
Cevap :
Kamil Bey... Ban "tatlısu aydın"ı değilim. Çirkin olay dediğiniz ne? "Gürüh" dediğiniz kimler? Öyle genelleme yapmak, görmeden, sadece duyarak yargılamak niye? Elbette ki, basın bundan ders almalı. Çünkü basında kimileri tetikçilik, kışkırtıcılık yapıyor; körük görevi görüyor. Basındaki her insan saygın değildir. Sözümüz saygın olmayanlaradır. Gevezelik yapanlar, önce hangi takımı tutuklarını açıklamalıdır. Saygılar, selamlar.  23.07.2011 0:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2285
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster