Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Temmuz '14

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
1393
 

Feraceli Teyzenin Bohçası.

Ayvalık taraflarında birkaç gün geçirmişim. Deniz serin ama hava alabildiğine temmuz sıcağı. Denizden plaja, oradan otele başka faaliyet yok. En iyisi şu haritama bir göz atmak..!

Kuzeye doğru bakıyorum haritada. Kazdağları Milli Parkı'nı gözüme kestiriyorum. Mesafe yaklaşık 60 km. Gitmeye değer deyip atlıyorum arabaya.

Ayvalık merkezine uğramadan Gömeç ve Burhaniye ilçelerinin çarşılarına girip çıkıyorum. Edremit sapağında Çanakkale istikametine doğru dönmüyorum. Edremit ilçe  merkezini geçip, Akçay'a varmadan sağdan Zeytinli sapağından dalıyorum. Birkaç yüz metre gittikten sonra Zeytinli Kasabası nizamlı ve bakımlı sokaklarıyla insanlara hoşgeldin diyor. Güzel çay bahçeleri, oteller, pansiyonlar, zeytin işleme tesisleri, sabun, yağ, zeytin, yöresel otlar satanlar...Çarşı hareketli kısacası. Sağıma soluma bakarak Hasanboğuldu istikametine dönüyorum. Az gittikten sonra yolun solunda bir kocakarı beliriyor. Sırtında eprimiş, iyice eskimiş siyah bohçası, üstünde güneşten solmuş kimbilir kaç yıllık feracesi, beyazlamış saçları ve iyiden iyiye yaşlanmış suratıyla arabaya doğru dönüp bakıyor. Hava o kadar sıcak ki klima homurduyor 60 km'den beri araba ancak serinlemiş. Güneş de tepede sayılır. Eh, o zaman bize de durmak yakışır diyorum kendimce! Camı açıyorum;

-Nereye Teyze?

- Köye evladım.

Aksanı o kadar bozuk ki, yurdun en batısında hala tam olarak anadilimizi konuşamayan insanlar var diye içerliyorum. Neyse!

-Gel, buyur!

Ağır adımlarla arabanın sağ tarafına yöneliyor. Arkamdaki iki araba korna morna! Hay çatla be adam görüyorsun işte! Teyze zar zor arabaya binebiliyor. Arkadaki 7 aylıklara da yol veriyorum ki gidecekleri yere 40 saniye daha önce varabilsinler!

- Köy nerede Teyze? Yukarıda mı?

- Na şurda oğlum! Beyobası Köyü. Hava sıcak, işte böyle yürüyorum hergün köye.

- Bohçanda ne var?

- Ot var. Taze kekik var, adaçayı var. İşte burlardan, dağlardan toplarım, Zeytinli'de satarım. Üç beş kuruş rızkımı çıkarıyorum bunlardan. Bugün de pek bişey satamadım zaten. Napayim Oğlum bakan yok bana! Yaşlılık da var.

- Çoluk çocuk yok mu ki?

- Var. 3 tane oğlum var.

- E, tarla, bağ, bahçe yok mu? İşlemezler mi? Bakmazlar mı sana?

- Yok tarla. Öldürdüler birbirini tarla yüzünden.

Aksanından çıkarımlar yapmaya çalışıyorum kendimce. Ne demek istediğini anlayamadım:

- Kim öldürdü?

- Ortanca oğlan, kardeşini bıçakladı tarla yüzünden. Öldü deye bırakmış orta yerde sonra beni mapusa atarlar deye kendini dağdan aşağı atmış!

- Haydaa!  Şimdi nasıl yani? Birbirine mi girmişler?

- He! Öldü diye kardeşini bırakmış. Sonra kendini yardan aşağı atmış.

- Ortanca oğlan mı atmış? Öldü mü yani?

- Öldü öldü! Kendini öldürdü.

- Peki ufak n'oldu, bıçaklanan da öldü mü?

- Yok. O'nu hastanelere yetiştirmişler 15 gün yattı.

- Sağ mı şimdi O?

- Sağ sağ! En büyükleri de içkici. Sürekli içiyor be oğlum! Bakmayiler bana. Ayaklarım da tutmuyor.

- Başın sağolsun. E, dede öldü mü peki?

- Dede de öldü oğlum! O da içerdi hep. Ah be yavrum neler çektim bu yaşlara kadar.

- Anladım. Başın sağolsun. Nereden gelmesiniz siz? Aslınız nedir?

- Yörüküz biz oğlum. Te işte Bulgarya'dan gelmeyiz. Çok zaman evvel. Anam bubam burlarda doğmuşlar ama..

- Anladım. Köye geldik, senin ev nerede? Nerede inecen? Eve kadar bırakayım seni.

- Şorda ineyim. Sen nere böyle? Hasanboğulduya mı?

- Evet. Paralı mı orası?

- Paralı be oğlum. 10 lira alıyollar arabaya.

Köyün meydanında evinin 20 metre berisinde indiriyorum Teyzemi. İnerken güzel dualarını sıralamaya başladı:

- Allah razı olsun Oğlum. Tekerin düz gitsin. Bu kadar hizmet ettin daha napıcan bana? Allah uzun ömürler versin!

- Senden razı olsun Teyze. Kal sağlıcakla.

Teyze indi. Yola devam! Daracık asfalt yol döne döne Hasanboğuldu girişine getirdi beni. Kapıda bir görevli.

- Merhaba kaç para?

- Araba 15. Yaya 4.

- Yürüme gidebilir miyim?

- Yok. 1,5 km.

Yani illa 15 lira alacak benden Allahın şelalesini görmek için! Yaya alsa gireceğim ama yok dediği için vazgeçiyorum. Dönüş yoluna dönüyorum tekrar...Yol kıyısında bir armut ağacındaki armutları görünce  durup üç tane armut koparıyorum daldan. Aşağıdaki capcanlı plajları düşündükçe bu dağ köylerindeki geleneksel yaşamlar daha da ilgimi çekiyor...

Dağdan inip sahil yoluna kavuşuyorum... İstikamet Ayvalık yine...

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzeldi...hüzünlü bir güzel...eyvallah...

nedim üstün 
 30.07.2014 9:47
Cevap :
İnsan yaşamın kendisi zaten! O kadar çok hikayesi var ki insanın...Teşekkürler, iyi bayramlar.  31.07.2014 0:11
 

Vay bee!!!, memlekette ne dertli insanlar vardır, halimize şükredelim...İyi bayramlar...

Abdülkadir Güler 
 30.07.2014 9:01
Cevap :
Belki de bu yüzdendir, 100 yaşına kadar yaşamak ister misin diyen çocuğuma hep hayır demişimdir...Neden der o da? Nedeni basit derim; o kadar sevdiğin kişi gözlerinin önünde tek tek göçüp giderler de ondan...Neyse, hayat yine de güzel ve Teyze gibi ot satarak ayakta durmak belki de çok güzeldir? Bilemeyiz! Size de iyi bayramlar, teşekkürler.   31.07.2014 0:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7762
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster