Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
312
 

Fırtına

O kadar çok yaşadım ama o kadar az gözüküyor ki şimdi buradan bakınca
yaşadıklarım. Deli gibi sevdim. Sevdiğim her seyi. Ya siyahtım ya beyaz. Ya
çok sevindim ya ölecek kadar üzüldüm. Şimdi duruldum, bütün fırtınalar
kesildi, sakin bir limandayım. Bütün o fırtınalarımı şu körfezin girişindeki
dala astım. Bazen beni şu rüzgar çağırmıyor değil. Dalgalandırıyor denizimi.
Kulağımın hemen yanında dolaşıyor, çağırıyor. Bir kansam, bir inansam ona...
Bir gökte bir yerde bulacağım kendimi. Kızıma sarılıyorum nasıl da
fırtınalardan habersiz. Ona kılavuz kaptan olmak istiyorum. Bu yüzden çok
sularda dolaştım, çok fırtınalarla çarpıştım. Kaburgam çok yara aldı. Şimdi o
yaralar bir işe yarasın isterim... tabi kızım da ilerde isterse. Herkesin
yara izi kendisi için makbul olsa da.... Ben şansımı deneyeceğim. Kızım bu
limandan çıkmak isteyinceye kadar bu fırtınasız limanda kalacağım ve bir gün
çıkarsak beraber bu limandan önce ben çarpacağım fırtınaya. Yeni yaralar,
yeni izler açacağım kaburgama, eğer kızımı biraz koruyabileceksem. Sonra
yaralarımızı sarmak için yeni bir koy bulacağız ya da koyun koyuna
uyuyacağız. Yaşam çok ilginç bu kadar doluyken bu kadar boş. Bu kadar
güzelken bu kadar çirkin. Bu kadar bildiğini sanarken bu kadar bilinmez.
Fırtınalardan kaçılmıyor, kaçtığını sanarken bile...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 06.10.08
 
 

Hayallerimi ve rüyülarımı seviyorum. Kelimelerin esnekliğine hayret ediyorum. Konuşurken çoğu şeyi a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster