Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2130
 

Fukushima Nükleer Santrali'ndeki sızıntı ve patlama, insanlığı tehdit ederken!...

Fukushima Nükleer Santrali'ndeki sızıntı ve patlama, insanlığı tehdit ederken!...
 

''Fukushima nuclear reactors''


Fukushima, ileri teknolojik koruma gücüyle donatılmış ve büyük bir nükleer gücü olan, 70 model bir Japon nükleer santrali!... Fukushima, radyasyonun teknik olarak kesinlikle dışarıya yayılamadığı, bir santral!... Fukushima Japonya'nın en büyük ve stratejik santrallerinden biri!...  

Ama 8.9 'luk bir afet karşısında o da çaresizdi; soğutma üniteleri artcıl sarsıntılar sonunda devre dışı kaldı ve namuslu Japon ajansları ve basını, santralde radyoaktif çoğalmanın bir saat içinde bir yıllık bir birikime ulaştığını, insanlığa bildirdiler...  

Santralde koruyucu kaptaki olası erimenin soğutularak durudurulması ne düzeyde başarılabilinecek, bu şimdilik bir muamma!... Çünkü reaktörde su sevilerinini düşmesi ve soğutma sistemini görünürde kısmen devre dışı kalması söz konusu!...  

Ancak önlemlere rağmen risk çok mu çok yüksek!... Ayrıca, Japonyanın üst düzey eğitim almış itfaiye kadrolarının , müdahale için nükleer santrale sevk edildiği belirtiliyor....  

 

Japon televizyonlarında yer alan görüntüler, Fukushima santralindeki ilk patlama anını ve olay sonrası beyaz dumanın çıktığı gösteriyor!... Ve haberler bu dumanın içinde radyasyon olduğunu belirtiyor!... Ve hızla çevreye yayıldığı söylenen bu duman pek hayra alamet değil!...Bu ısınma ve patlamalarla, çekirdeğe doğru yönelmiş büyük bir tehlike kapıda!...  

 

Çünkü, Japonya Nükleer ve Sanayi Güvenliği Ajansı, Fukushima nükleer santralinde meydana gelen patlama sonucu reaktör çevresinde radyoaktif maddeler tespit edildiğini açıklıyor!...  

Ve bunların sezyum ve iyot -131 olması, büyük bir olasılık olarak; çekirdekte erimenin varlığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor ki, o zaman durum çok vahim!...  

Ve Japonya, topraklarında II.Büyük Savaş'da nükleeri yaşamak zorunda bırakılmış, onun acılarını ve ekolojik sıkıntıları da çekmiş ve bu gün G-20'nin uzakdoğuda önde gelen ülkelerinden biri... Şimdi de kendi nükleriyle, halkına ve insanlığa yeni belalalar açmak üzere!... Çünkü bir kez daha bu örnek gösteriyor ki, ne denli önlemler alırsanız alın, doğanın gücüne insanın karşı önlemlerle direnmesi pek olası değildir!...  

Ve bu olay, nükleerin, insanlığa getireceği kısa vadeli ekonomik faydanın, gene insanlık tarafından en başta ekolojik ve genetik olmak üzere ödeyeceği maddi ve manevi bedelin çok altında olabileceğini işaret ediyor...  

Artık siz buna ilahi bir uyarı mı dersiniz, deneyselliği bu şekilde kanıtlanmış, bilimsel bir uyarı mı?...Onun telakkisi de sizin dünya görüşünüze, ahlak ve zihniyetinize kalmış!...  

Ve G-20'nin bu kez yakın doğudaki ülkelerinden biri de, nükleerle ciddi bir şekilde flört ve evlilik peşinde!... Onunla ''1001 Gece Masalları'' yaşamayı düşlüyor!...  

Ve umarım, bu büyük depremin acıları dışında, insan olarak bu gece yarılarına kadar benim uykularımı kaçıran, insanlık ve Japon halkı için büyük tehlike arz eden bu nükleer olumsuzluk, ülkeye nükleer şekiller vermeye çalışan politika insanlarımızın, bürokrat ve teknokratlarımızın da uykularını kaçırmıştır!...  

Ve gene umarım ki, bu yurdu duble yollarla örercesine, nükleer santrallerle donatmak çabasında olan ve bunu bir zorunluluk olarak kendi sisli vizörlerinden görmeye çalışan, aklı evvel, cehalet aktivitesi yüksek ve vizyon fukarası bazı yöneticilerimize, bu durum çok önemli bir ders olur da, Türkiye'de , insanlık da, bölgesel olarak bu beladan kurtulur!...  

Bu son depremde Japonya'nın okyanusa doğru 2, 4 metre yaklaştığını ve 70 cm battığını da hiç akıllarından çıkarmadan!...Şüphesiz dört işlemi bilmek ve mantığını idrak etmek şartıyla!...  

Aklı selimi yitirmemiş, görece azınlıkta da olsa, nükleer enerji olayına pragmatizmin çok ötesinde, ileri bir vizyonla bilinçli bir şekilde yaklaşan Türkiyeli yurttaşlar var...  

Ve bu yurttaşlar, en başta güneş enerjisi olmak üzere, rüzgar, termal su, akarsu olmak üzere yenilebilir enerji kaynakları zengini olan ülkemizde, insanlığa yarardan çok zarar getiren, nükleer enerjiye bu denli sabit fikirle ve ısrarla yaklaşan, özellikle politika insanlarını, sözümona stratejik yaklaşımlarına anlam vermekte zorlanıyor!...  

Hele ki Japonya'da ki bu trajik olaylar zincirini, görüp, hissedip, yaşadıktan sonra!...  

Meraklısına notlar:  

Aşağıda siteye girerseniz ve karşınıza çıkan fotografların, sağ tarafındaki ince uzun görsel perdeyi, okla sola doğru, var olan resimlerin üzerine getirirseniz, tsunami'nin etkisini bir başka açıdan göreceksiniz!...Ve reaktördeki ilk aktivite görselini!...http://www.abc.net.au/news/events/japan-quake-2011/beforeafter.htm 

 

 

12.mart.2011 / Tarabya  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çıkmış meydane ''ha tüpgaz ha nükleer aynı risk'' gibi şeyler diyebiliyor...hem de tüm dünyanın ''nükleeri'' yeniden gözden geçirmeye karar verdiği bu günlerde...dünya çevre örgütleri her zzaman haklıydı Avrupa yeni uyandı (mı) ya da şimdi işlerine geliyor...irrecebin rusya çıkarmasını Fetoş'çuların örgütlediği de konuşuluyor...en bi ileri demokrasileri paraya tapınmaya başladı çooktan...eyvallah...

nedim üstün 
 18.03.2011 9:15
Cevap :
Bazı şeyler de, kapasite ve çaplar zorlanınca, ilginç ve komik şeyler ortaya çıkıyor!...Ancak Rusya işi kötü ve riskli!...Bu coğrafyada Tanzimat'dan bu yana, her kim Rusya ile ciddi bir flörte tevessül etmiş, fena haşlanmış ve de bazen harcanmış... yakın Osmanlı ve cumhuriyet tarihinde, Talat'dan Adnan'a, İsmet'den Bülent'e ve kurmay bir kesimden, günümüz siyasetine doğru yol alan bir süreç!... Hani Ahmet diyor ya; ''dokunan yanar, arkadaşlar'' işte bunun, Rusya örneğinde,üniversal bir misal!... Bu da böyle bir durum işte!... Ermenistan'daki vahim durumdaki, Metzamor reaktörü'nün bir üst modeli ''Küçükkuyu'da düşünülüyor!... Nitelik ve fizibilite mi?...Ha, o konuda doyurucu bir cevaptan başkan da, bakan da bi haber!... Yapılsın da, artık, hakkımızda hayırlısı gibi bir şey!...Yani cehalet, sefalet, rekabet ve bürokratik o faydacı zürriyet, bir arada,ak mı kara mı henüz belli olmayan bir şekilde, o büyük vahamete doğru yol almakta!... Dostça selamlarımla.  18.03.2011 13:54
 

Nükleer santraller dünay tarihinin en büyük 5. Japonyanın en büyük depreminde bile kendisini ispatlamıştır. Radyasyonun büyük çoğunluğu koruma kabı içinde kalmıştır. 1000 yılda bir olabilecek bir felaket ve böyle bir olayın Türkiyede olma olasılığı hiç yok. Türkiyede olabilecek en büyük depremin 50 katı. Örneğin California'da nükleer santraller var ve deprem bölgesi. Burda bu olayın olma ihtimali milyonda bir. Radyasyondan kaç kişi öldü, tsunamidan kaç?(>10000) Nükleer reaktör ısındığında en kötü deniz suyu ile soğutuyorsunuz. Küresel ısınma nedeniyle dünya ısınıyor. Peki dünya ısındığında neyle soğutacaksınız? Siz hiç nükleer santral yapmasanız bile etrafınızda mesela Ermenistanda var. Orda kaza olursa Türkiyede aynı şekilde etkilenecek. Onları nasıl kapattıracaksınız? Yenilenebilir enerjileri sürekli bir kaynak değil. Yani baz yükü karşılayamaz. Ya nükleer ya doğalgaz ya kömür kullanmak zorundasınız. Dünya yenilenebilire geçmek istemiyor mu? İstiyor amabüyük miktarlar üretmek imkansz

mehmet mercimek 
 14.03.2011 22:32
Cevap :
Siz en iyisi sınırımızın dibindeki Ermenistan santralinin bölgesel büyük tehlikesine bir bakın!...Global kapitalizmin ahlakına da!... Ve günü dolan Japon santralinde uzatılmış 10 yıla!... Dünyadaki en temiz ,sorunsuz ve sonsuz enerji olan Güneş enerjisi ve güneş panellerini ve kapasitelerini de lütfen bir inceleyin!... Sonra bana bir yorum daha yazarsınız!... Dostça selamlarımla.  15.03.2011 15:28
 

Çevre felaketlerine neden olan nükleer santrallere karşıyım. Kendi geleceğimizi ve temiz yaşam alanlarını kendi elimizle yok etmektir bu. Nükleer reaktörleri destekleyen bütün hükümetler, şirketler ve kişiler küresel kirlenmeye ortaktır aynı zamanda. İstediği kadar "güvenli" denilsin, güvenli vs. değil işte bir depremle neler olduğu görüldü. şimdi Adapazarında bir nükleer reaktör olsa ne olurdu acaba? kapitalist kar çılgınları yeni kar alanlarına kavuşacak diye bu ülkeyi de tehlikeye atıyorlar.. yurttaş olarak ben güneş, rüzgar, dalga vs. gibi temiz enerji alanlarının teşvik edilmesini ve yatırım yapılmasını istiyorum. daha çok enerji tüketimi aslında yalnızca daha çok kapitalist aşırı tüketimi sürdürmeye yöneliktir. Dünya hem çöplüğe döndü hem de hava-su denizler herşey zehirlendi. daha fazla zehire ve radyasyon çöplüğü olmaya da hayır diyorum. selamlar.

Başak ALTIN 
 13.03.2011 11:21
Cevap :
Nükleer kötüdür ve insanlık için her zaman tehlikedir.. Kapitalizm de!....İnsanlık bir kıyamete, gezegenin içinden, ancak nükleerle gidebilir!...En güvenilir teknolojili bir reaktör bile, 9 şiddetinde büyük bir sarsıntıda,böylesi bir risk üretti bile...Gezegenimizin tarihinde 40 yıl nedir ki?...Yani gelen kuşakları büyük bir tehlike bekliyor!...Yorumunuzun her satırına katılmamak bu yüzden mümkün değil!... Teşekkürlerimle.Sevgiyle.Dostça selamlarımla.  13.03.2011 12:14
 

Yerden göğe haklısınız..sanıyorum enerji bakanı ''bu yaşananlar bizim için test olacak''gibi bir şeyler söyledi..akan suyu,esen rüzgarı,nerdeyse on iki ay güneşi olan bir ülke böylesi riskli ve karmaşık bir teknolojiye neden meyleder bilemiyorum..başka bir risk siz yapmasanızda komşularınızda var ordan gelecek riski nasıl bertaraf edeceksiniz bu da başka bir problem...japonlar akıllı ve çalışkan insanlar umarız korkulanlar olamaz ve çabuk atlatırlar...selamlar

cinford 
 12.03.2011 16:57
Cevap :
Japonların aklı ve çalışkanlığı, doğanın olağanüstü gücü karşısında, bir yerden sonra biçare kalıyor!...Süreç bunu işaret ediyor...Bu deprem, ülkemizde olsaydı, sanırım böyle bir yazı yazma şansı hiç kimsenin olamayacaktı!... İstanbul'da, kalan yeni kuşaklarca sıfırdan inşa edilecekti!... Biz istatistik, rapor ve başka bilimsel verilerin çok ciddiye alınmadığı ya da kolayca ortadan kaldırıldığı bir ülkenin çocukları olma şansızlığına sahibiz!... Tarihimizi ilgilendiren belgelerin bile bir kısmı Sofya'da kağıt olurken kurtarılmıştı!...Bu yüzden Çernobil sürecinde, radyasyonlu çayı ''için, bak ben içiyorum'' diyen bakanlar da gördük!...Trakya ve Karadeniz'de sakat ve garibe olarak canlı ve ölü doğan çocukları da!...Onlarında Çernobil bağlantılı kayıtları yok!...Bakan yarım ağız da olsa güzel söylemiş de sonuçta bu zihniyet gene bu nükleer santralleri üretmeye çalışır... Bize de yasalara uygun olarak karşı koymaya çalışmak düşer!...Çünkü vizyon belli...Dostça selamlarımla.  12.03.2011 19:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4550
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster