Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
477
 

G8, Heiligendamm ve Kara bahtlı kara insanlar

G8, Heiligendamm ve Kara bahtlı kara insanlar
 

Dünyanın patronları bu yıl Almanya’da buluşuyor.

G8 Zirvesi 6-8 Haziran’da Almanya’nın Heiligendamm'ında yapılacak. Kuzey Denizi kıyısında, Danimarka’nın hemen Güney ucunun karşı sahilinde bulunan bu küçük Alman yerleşimi birden bire ünlü oldu. Heiligendamm, Hamburg ve Lübeck üzerinden ulaşılan, Almanların hafta sonları Wochende'lerini ya da Freizeit’larını (hafta sonları, boş zamanları) geçirmek için sıkça ziyaret ettikleri güzel bir sayfiye yeridir. Bu sefer G8’li patronlara ev sahipliği yapacak. Ancak bizim çevreciler ve ayrıca yeşiller ile popülist diğer sivil örgütlerin gösterilerine de tanık olacak. Almanlar işi sıkı tutuyormuş haberlere göre. Neyse… Amacım Heiligendamm değil, orada tartışılacak ve konuşulacak olanlara dikkatinizi çekmek.

Zirve’de büyüme ve sorumluluk konuşulacak. Küreselleşmenin insani boyutu ve Afrika’nın gittikçe kötüye giden içler acısı, yürek burkan geleceği konuşulacak özel konuların başında geliyor. Zenginler, kirlettikleri dünyanın fakirlerine 50 milyar dolarlık yardımda bulunacaklarmış.

Ne üzücü bir gerçektir ki, ABD başta olmak üzere dünyayı sera gazı ile ısıtan zengin ülkelerin yarattığı iklim değişikliğinden dünyanın en fakir ülkeleri, bir başka deyişle en çok Afrika etkileniyor. 29 Mayıs’ta, iki gün önce yayınlanan Oxfam Raporu’na göre 2020 yılına doğru 250 milyon Afrikalının su sıkıntısı yanında su sıcaklığındaki artıştan dolayı balık sayısında azalma, tarımsal üretimde düşme gibi çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya gelmesi bekleniyor. Oxfam bunu büyük bir adaletsizlik olarak özetliyor raporunda.

G8’ler 50 milyar doların ne kadarını kim ödeyecek bunu tartışacaklar ama faturaya katılma oranları yaydıkları karbon emisyonuyla örtüşecek gibi gözüküyor. Oxfam tarafından hazırlanan rapora göre ABD başoyuncu olarak %40’la başta geliyor. Bunu %30 ile AB (ilk beş Almanya, Birleşik Krallıklar, İtalya, Fransa ve İspanya) ve %10 ile Japonya takip ediyor. Geriye ne kaldı diye sorarsanız: %20. Onun da büyük bölümünü Rusya ve Çin üretiyor. Çin zenginler arasında değil, zenginleşmeye çalışan ülke olarak faturaya katkıda bulunmayacak elbette. Bakalım kim ne kadar ödeyecek? Hep birlikte göreceğiz.

Daha önce Dünya Bankası Afrika ülkelerinin iklim değişikliğine uyumu için yıllık 10-40 Milyar arasında bir öngörüde bulunmuştu. Ancak uzmanlar bu miktarın karbon emisyonu düşürülmediği sürece yetmeyeceğini ileri sürmüşlerdi. G8’in 50 milyarı ne kadar çözüm olacak kimse şimdiden söyleyemiyor. Ancak en azından bir başlangıç tahmini olarak kabul görüyor.

AB’nin Haziran başında, yani birkaç gün içinde, iklim değişikliğine uyum çalışmaları ile ilgili olarak yeni bir Yeşil Belge (Green Paper) yayınlanması da bekleniyor. Avrupa Komisyonu’nun Ocak 2007 Komünikasyonunda iklim değişikliğinden etkilenen ülkelere yardım ölçülerinin belirlenmesi ve küresel uzlaşma için gelecek beklentileri ortaya koymuştu.

G8’lerin parası başta Afrika olmak üzere iklimi değişen ülkelerin bir benzetme olarak söylersek dişinin kovuğuna yetmeyecektir. Ne güzel demiş atalarımız: “Taşıma suyla değirmen dönmez”. Sanki bugünleri görerek, iklim değişikliğini yaratanlara seslenmişler atalarımız. Afrika’ya su tankerlerinin seferleri, gıda taşıyan kuru yük transatlantiklerinin kara insanların kara bahtına yeterli bir çözüm olamayacağını biliyoruz. G8’ci arslanlar da biliyor ama. Bu bir sağ cebinden alıp sol cebine koymak gibi bir iş. Çünkü yardım paralarını aslında kendi ekonomilerini güçlendirecek yeni bir ticari argüman olarak da görüyorlar. Her yıl 50 milyar dolarlık bir yardım ticareti demektir bu. (Türkiye'nin övündüğü toplam hacmin yarısından fazla) Yani, "Gel güzel siyah kardeşim, al sana 50 milyar para. Nereden en ucuz gıdayı, suyu bulursan oradan al" demeyecekler. Bir başka deyişle Tanzanyalılar veya Sudanlılar gelip Türkiye’den pazarlık yapıp en ucuz gıda aldık diyemecekler. Ya? Herr Schuber, Antalya’dan Yunan gemisine yüklediği kuru bakliyatı Hamburg’a indirip üzerine “Liebe von Deutschland nach die Tanzania Leute” yazılı etiketlerle ambalajlayıp İtalyan gemileriyle Tanzanya’ya taşıyacak. Sonra Kızılhaç veya ne bileyim Avrupalı uzmanlardan oluşan UN komiserlikleri, heyetleri marifetiyle dağıtılacak yardımlar. Aç insanlara yardım edecekler ama bu bir tür yardım ticareti (yeni bir terim icat ettim gibime geliyor ;) şeklinde gerçekleşecek. Yardım yapmanın başka ticari yolları da var. Ama şimdilik konumuz bu değil.

Ülkemiz bu işten nasıl etkilenecek? “…cek” fazla oldu, etkileniyor zaten. Bursa’da ve Elazığ’da birkaç gün önceki selleri, doluları biliyorsunuz. Yazları taşkınlar, selle; kışın kurak günler. Beklenenin tam tersi bir gidişat. Bu sene bu değişikliği fazlasıyla hissettik gibi. En azından büyük kentlerin içme suyu rezervlerindeki dramatik düşüş haberleriyle gerçekle yüzleşmeye başladık. Bizler Haziran başında Adanamızda sıcaktan bayılırdık. Bu sene gayet serin gidiyor. Bursa’daki yağmur ve sel Adana'da serin bir gün olarak hissedilse de “Oh! ne güzel” demeyeceğim, bileseniz. Benim dileğim her şeyin önceden olduğu gibi gitmesi . İklimlerin 20-30 yıl önce ne şekilde ise öyle gitmesi. Hem Adana hem de Bursa ve diğer yerler için.

Aslında bir de şu zenginlerin dağıtacağı 50 milyarda en azından bir milyarın bizim hakkımız olmalsını diliyorum. Niye mi? Kolay değil öyle, kızgın Afrika sobasının hemen üstünde yaşamak. Onların havası ısınınca bizimkisi de payını alıyor da ondan.

Sevgiyle, değişmeyen bir iklimle kalın.

* Oxfam: “Daha eşit bir dünya için ittifak” sloganıyla, açlık, yoksulluk, haksızlık ve adaletsizliğe karşı savaşan sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu İngiltere merkezli bir uluslar arası konfederasyon.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazdıklarınızı ilgi ile okudum ve katılıyorum. küreselleşme sonucu (yani sermayenin küreselleşmesi) yazık ki , içilebilir su, ekilebilir toprak yaşamsal ne varsa etkiliyor. yerküreyi istedikleri gibi rant'a çeviriyorlar. istedikleri gibi de kirletiyorlar. sevgiler

Zadig 
 31.05.2007 15:33
Cevap :
Sayın Gülek, Maalesef her şeyi para için kirletiyorlar. Küreselleşme öncesinde de kirletiyorlardı, şimdi daha fazla kirletiyorlar. Küreselleşme belki küresel ısınmanın temel aktörü değil ama hızlandırıcılarından biri gibi. Teşekkürler ve saygılarımla  31.05.2007 23:41
 

Ahmetin gözlüğü ve bilgisi ile meselelere bakarsanız, onun gibi algılar, onun izinden onun evine gidersiniz.. İnsan düşünen bir varlıktır. Hindi'de düşünür. Biri akıl değirmenine öğrendiklerini atarak öğütür, öğüttüklerinden kendi ekmeğini yapar. Hindi ise yemlenir, yemleri takip ederek kümese gider. Özeti; 1900 yılların başından itibaren Bilim adamları dünya asrın sonunda soğuyacak demiştir. Kayıtlar ortada. Şimdi Isınacak diyorlar. Gelişmişler göre; sömüremedikleri bir ülkede bir yazar tutuklanırsa bu "İnsanlığın yüz karasıdır" Sömürdükleri ülkede ise (örneği bolca vardır.) Orada bulunanlar, sömürüye başkaldıranlar "Teröristtir" Dünyadaki tüm popüler "STK" araştırılsın altından ne çıkacaktır? Ben söyleyeyim, Çok uluslu şirketler. "Tavşana kaç, tazıya tut" Denmektedir. Elinize sağlık, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 31.05.2007 11:46
Cevap :
Haklısnız. Aslında yazının sonunda Oxfam ile bunu vurgulamak istedim. Bir yandan kirletiyorlar bir yandan da kirliliğe, tükenmeye karşı örgütler kuruyorlar. Bilim insanlarına gelince, onlar sadece elde verilerle öngörüyorlar. Ama paranın ya da sermayenin ve onun uzantısı tüketici sanayisinin yapacağını, sahip olduğu gücü göremiyorlar, görmezden geliyorlar. Yorum için teşekkürler, saygılar.  31.05.2007 13:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 32
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 2473
Kayıt tarihi
: 23.05.07
 
 

çevre ve ekosisteme gönül vermiş, doğada dolaşan, doğayı seven ve doğanın dilini öğrenen ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster