Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
248
 

Gaye Vasıtayı Meşru mu Kılıyor?

Gaye Vasıtayı Meşru mu Kılıyor?
 

Mahşerin Dört Öfkelisi; Kemal, Can, Serdar, Caner  

Makyevelizm" konusunu tartışıyor!

 

Can: Arkadaşlar ne dersiniz, gaye vasıtayı meşru kılar mı?

Makyavel haklı mı, değil mi?

Caner: Yalansız, dolansız, palavra ‘sız bir dünya bana göre mümkün değil!

Kemal: Soru şu! Acaba kim ne zaman, ne kadar palavra sıkıyor?

Palavraları gerçeklerden nasıl ayırt ederiz.

 

Serdar: Cem Yılmaz’ ın bir şovundan hatırlıyorum;

Yalancı, “yalan söylemeyi bilene denir” diyordu.

Can: Küçük yaşlardan itibaren kız çocukları ailelerine yalan söylemek zorunda kalıyor!

Erkek çocukları oransal olarak daha serbest büyüyor.

Bu daha az yalan zorunluluğu doğurabilir.

 

Caner: Katılıyorum. Kadınlar bu konuda erkeklerden bir tık ötede!

Yalnız yeni nesilde bu yavaş yavaş değişmeye başladı.

Can: Geçen yaz tanıştığım bir kadınla yaşadıklarımı anlatayım;

Tartışmaya kaldığımız yerden devam ederiz.

 

Can: Bir Pazar günü, P.B arkadaşlık sitesindeyim.

 “4 yeni okunmamış mesajım var”.

 İçlerinden  “kuzey yıldızı” rumuzlu hanım telefon bırakmış.

Gerçek adı, Leyla!

 

Tanışmak istiyor, numarayı çevirdim, konuşuyoruz;

Can: : Leyla merhaba, ben Can!

Leyla: Tanıyamadım?

Can: Siteden telefon bırakmışsınız?

Leyla: Nasılsınız?

Ben: Konuşalım mı, yazmak zor!

Leyla: Olur

 

Aradım, konuşup anlaştık! 

Cuma akşamına yemek için sözleştik!

Cuma akşamı geldi, Ataköy sahilde oturduk.

Kahveler içildi, fallara bakıldı.

Leyla beni beğendi, ben de onu!

 

Can: İkimizde medeni insanlarız.

Böyle kafelerde çay, kahve içerek saatler harcamak zaman kaybı değil mi?

O kadarda genç sayılmayız, bir fikrim var, gel yazı tura atalım?

Tura gelirse bana yazı gelirse sana gidelim?

 

Yaşadığımız yerleri görelim.

Arkadaşlarımız, ailemiz, dostlarımızla tanışmadan, birbirimizi nasıl tanırız?

Nasıl fikir?

 

Leyla: Çok hızlısın!

Ben erkeklere artık güvenmiyorum.

Palavralarından/Yalanlarından bıktım, usandım.

Başıma gelen son olaydan sonra!

 

Can: Ne geldi başına?

Leyla: Hikâye şöyle;

 

Ablam internetten bir adamla tanıştı.

Her şey yolunda gider ve evlenirler

Onlar şimdi mutlu ve huzurlu!

 

Arkadaşlık sitelerine “sen de üye ol” ol diye tutturdu.

Ne zamandır başımın etini deyip duruyordu.

En sonunda geçen ay bende üye oldum. 

İlk gün 97 erkekten mesaj geldi.

 

Şoktayım, içlerinden pilot olduğunu söyleyen birini seçtim.

Ona cevap yazdım!

Adı Ayhan!

 

LeylaAyhan ile mesaj ve resim paylaşıp ardından buluştuk.

Yalnız Ayhan tekin biri değil gibi geldi!

Sitedekiler, WHATS APP’ da resminden farklıydı.

Birde pilot olduğunu söylüyor.

Ama konuşmalarından pilota hiç de benzemiyor.

Pilotlar neye benziyor ise?

 

Leyla: Ayhan’ı sıkıştırınca, baklayı ağzından çıkarır.

İkiz kardeşi de siteye üyedir.

Kardeşi siteden bir hanımla nişanlanır!

Siteye girmeyi bırakınca, şifreyi Ayhan’a verir.

Anlatılanlar bana karışık geldi!

Konuyu İzmir’de oturan ablama açtım.

Ablam hosteslik yapıyor, Ayhan’ ı sorgulamaya karar verdik.

Hangi ülkelere, hangi şehirlere uçuş yaptığını öğrenmemi istiyor!

Kabul ediyorum.

 

Günler geçer, bir gün Ayhan’la sahilde yemekteyiz.

Ayhan: Ne zamandır görüşüyoruz, birbirimizden hoşlandık, etkileşim güzel.

Buna rağmen bir kere bile misafirliğe/kahve içmeye davet etmedin.

Üzüldüm! 

 

Leyla: Hadi ben düşünmedim.

Sen de beni davet etmedin?

Ayhan: Çoktan ederdim de, biliyorsun, annem/babamla yaşıyorum.

Ayhan yalan söylüyor.

19 yaşında üniversiteye giden oğlu var, onunla yaşıyor!

Aynı evde yaşadığını Leyla iş işten geçince öğrenecektir.

 

Ayhan: Bir ay sonra yazlığa gidecekler, ancak o zaman seni davet etmek istiyorum.

Bu arada senin özlemine nasıl dayanırım, bilemiyorum.

Leyla: Gerçek mi? Beni o kadar çok mu seviyorsun?

Gelip geçici bir şey olmasın? 

Beni üzeceksin diye korkuyorum. Bundan emin olmalıyım!

 

Ayhan: Aşkım, benden nasıl şüphe edersin?

Biliyorsun, hayatımın tek kadın sensin.

Ömür boyu sürmesi tek dileğim!

Yazlık dönüşü konuyu annelere açacağım.

Onlarda ne zamandır, evlenmemi istiyor, çok sevinecekler!

 

Ayhan: Canım,

Ayhan ellerini Leyla’ nın ellerinin üzerine koyar.

Gözlerinin içine sevgiyle bakar.

Leyla: Beni sevdiğinden emin olmalıyım! 

Niyetin ciddi ise, bana gidebiliriz.

Yalnız dikkatli olalım.

Malum komşular görmesin.

Yan odada kardeşim yatıyor.

Kapıyı açık bırakacağım!

5 dakika sonra da sen de çıkarsın!

Ayhan: Merak etme canım, dikkatli olurum!

 

Ayhan’ ın kullandığı araçla Leyla’ nın yaşadığı evin önüne gelirler.

Ayhan arabayı park eder.

Arabadan önce Leyla iner.

5 dakika sonra Ayhan arkadan binaya çıkar,

Ayhan ve Leyla nihayet baş başa kalırlar.

 

O gece Ayhan ve Leyla birlikte olurlar.

Ayhan yorgunluktan uyuyakalır.

Leyla erken kalkar, kahvaltıyı hazırlamaya koyulur.

 

Kahvaltı saat 10 gibi hazırdır.

Leyla tam Ayhan'ı uyandırmaya gidecekken odanın kapısı açılır.

 

Ayhan uykulu gözlerle kapıdadır.

Leyla’ ya günaydın der. Aceleyle tuvalete yönelir.

Çıkınca ayılmıştır. Kahvaltı masasına doğru yönelir.

 

Ayhan: Günaydın bir tanem, uyandırmamışsın?

Leyla: O kadar güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım.

Aşkitom…

 

Ayhan masaya otururmuştur ki, birdenbire leyla’ nın kardeşinin yattığı odanın kapısının açılır.

Leyla’ nın erkek kardeşi kapıdadır!

Ayhan görünce irkilir!

 

Leyla’ nın kardeşi!

18-20 yaşlarında, Ayhan’ dan 10-15 cm. daha uzundur.

185 boy 90 kilo, iri kıyım bir genç!

Uykulu gözlerle odaya bakınıp kahvaltıya oturur.

Ayhan, kahvaltı yaparken Leyla’ nın kardeşiyle göz göze gelirler.

Ayhan şaşkınlık ve korkuyla karışık mırıldandır” Günaydın”…

 

Leyla: kardeşine dönerek bağırır!

Kardeşine fırçayı kayar!

Sen ne zaman adam olacaksın?

Günaydın yok mu? Selamsızda mı oturuyorsun?

Leyla’ nın kardeşi başı önünde, fısıltıyla yarım yamalak mırıldanıyor;

 “Günaydın”

 

Leyla’ nın kardeşi başını hafifçe kaldırıp, Ayhan’ a doğru bakar!

Bu sefer daha yüksek sesle, “Günaydın” der.

 

Leyla Ayhan’a sorar:

Aşkım çayını koydum, yumurtan nasıl olsun?

Ayhan: Az pişmiş olabilir tatlım.

 

Ayhan, Leyla’ nın erkek kardeşiyle  tanışması böyle gerilimli olur.

Ayhan korkuyla karışık bir telaş için girer.

Aman bir tatsızlık çıkmasın diye iç geçirir.

Sanki bir an önce kaçma peşindedir.

Lokmalar boğazına düğümlenmiştir.

Kaçamıyor da!

 

Leyla, bu arada sürekli bir şeyler yemesi için Ayhan’ ın önüne bir şeyler koymaktadır.

Sonunda Leyla kardeşi, kahvaltıdan birkaç yudum alıp kalkar.

Hızlıca odasına girerek, çabucak giyinip evden çıkar.

Sonunda Ayhan’la Leyla baş başa kalırlar!

 

O anda birden ablasının söyledikleri Leyla’ nın aklına gelir.

Leyla, Ayhan’ ın yalan söylediğini düşünmeye başlamıştır.

Ayhan, pilot falan değil diye içime kurt düşüverdi?

O anda ablamın öğrettiği tuzak ve yanlış birkaç soruyu Ayhan’ a yöneltmeye karar verdim.

 

Leyla: Aşkım, sen her ülkeyi geziyorsun.

Sen daha bilirsin!

Sadece havacılık sektöründekilerin bilebileceği birkaç soru soruyorum.

Soruların cevaplarını duyduğumda başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor.

Hepsinden saçma, sapan cevaplar aldım.

Değil bir pilotun bir ilkokul öğrencisinin bile bilebileceği sorulara Ayhan’ dan aptalca karşılıklar geliyor!

 

Artık hiç şüphem kalmamıştı.

Tesadüfen de olsa, bir tane bile doğru cevap alamayınca sonunda patladım.

 

Leyla Ayhan’a dönerek bağırmaya başlar;

Sen niye bana yalan söylüyorsun!

Senin pilotlukla alakan bile yok.

Dürüst ol bana; gerçekte kimsin sen?

Ayhan, kekeler, yüzü kızarır ve bocalayarak kem küm eder.

Sonunda itiraf etmeye karar verir;

Haklısın!

Seni kaybetmek istemediğim için yalan söyledim.

 

Pilot olan ben değilim, pilot olan abim.

Ben onun şifresiyle siteye girmiştim.

Aynı yumurta ikiziyiz.

Resimlerimiz çok benziyor.

Sorun çıkmayacağını düşünmüştüm.

Gerçekte özel bir şirkette temizlik elemanıyım

 

Bu lafları duyar duymaz Leyla’ nın öfkesi tavan yapacaktır.

Sofra örtüsünü kenarından kavrar!

Üstündeki kahvaltılıkları Ayhan’ ın üstüne boca eder.

 

Ardından Leyla, aynı kızgınlıkla, gece beraber kaldıkları odaya dalar.

Ayhan’ ın kıyafetlerini hırsla bir poşete doldurur.

Daire kapısını açarak, merdivenlerden aşağı fırlattır.

 

Sonrasında Leyla, kendimi tamamen kaybedecektir.

 İt, uğursuz, köp.k, p…enk gibi ağzıma gelen küfürleri saydırır.

 Ayhan’ ın dili tutulmuştur, şoktadır. 

Leyla mutfaktan ekmek bıçağını kapar

Leyla: Derhal evimi terket, yoksa bu bıçağı sana saplarım.

Ardından imdaaaaaaaaaaaat diye avazı çıktığı kadar bağırmaya başlar.

Ayhan’  güç bela kendini kapı dışarı atar.

 Leyla kapıyı Ayhan’ ın suratıma çarpıp, kilidi üç defa çevirir.

 

Can: İşte arkadaşlar, Leyla’ nın bana anlattıkları burada bitiyor.

Şimdi bu olayı konuşalım!

 

Caner: “Hollandalı psikolog ALDERT VRİJ der ki;(1)

Her yalancı iyi bir Makyavelist sayılır.

İnsanları yönlendirmede oldukça başarılılar.

 

Serdar: Bende geçmişe baktığımda kendimi bir Makyavelist olarak görüyorum.

Ama benimkisi “Faydacı Yalancılık”.

Bir bakıma pembe yalan diyebilirim.

Yalan söylerken genelde, hiçbir şeyden korkmam ve endişe duymam.

 

Can: Geç bu palavraları.

Yalanın pembesi mi olurmuş?

Çoğu  Makyavelist gibi senin de işin gücün sürekli dolap çevirmek!

Sürekli yalan, dolan Planları kurguluyorsun.

 

Caner: Bende Makyavelist olabilirim.

 Konuşurlarken insanları etkim altına almayı severim.

İnsanlar etkim altındayken, son derece rahat davranırım.

Öz güvenim yüksektir.

 

Kemal: Ben sizlerden farklıyım.

Yalan söylerken doğrudan çok fazla uzaklaşmam.

Genelde doğruyu eğip, büken?yalanlar söylemekte ustayımdır.

 

Serdar: Onu bende yaparım.

180 derecelik yalanlarda genellikle daha inandırıcı oluyorum.

Bu bende daha az bilişsel çaba gerektiriyor.

 

Can: Ben iyibir yalancı olarak, bu hassas ayarlarda dikkatliyimdir.

Serdar: Sıradan insanlara göre zekâmı iyi kullanırım. Bu yüzden inandırıcıyım.

Zekâm sayesinde üzerime binen ?bilişsel yükü? kaldırabiliyorum.

 

Can: usta bir yalancıyım. Bunu söylediğim yalanın doğurduğu zor durumlara dayanıklı olmamdan anlıyorum.

Zekâmı kullanarak zor durumlardan yara almadan kurtulmayı başarırım.

 

Caner: Her yalancı gibi hızlı düşünmekle öğünürüm.

Bir yalancı asla  duraksamamalı! ?

Hım mm,  gibi dolgular benim kitabımda yazmaz!

Bunlar dinleyicilerde kandırılıyormuş kuşkusunu doğurur.

 

Kemal: Hızlı düşünen bir palavracı ve yalancı olarak dikkat çekmediğimi söyleyebilirim.

Tek ayağım üzerinde onlarca yalan kıvırabilirim.

Kimse de anlamaz.

 

Can: Genede bir gün çoğu yalancının akıbetinden kurtulamayacağımı biliyorum.

Bende “bir kendim ettim kendim buldum” durumu yaşayacağım.

O gün gelmeden Akıllı öfkenin 10 kanunu nu uygulamaya geçmeliyim.

 

Serdar:  Her gün beni baştan çıkartıcı unsurlarla karşılaşıyorum.

 

Akıllı öfkenin 10 kanununu uygulamaya başladım.  Baştan çıkarıcı unsurlarla mücadele etmeme yardımcı oluyor.

Akıllı öfkenin 10 kanunu iradeyi güçlendirmeye başladı.

Öz denetimimin sağlam bir temele oturduğunu düşünüyorum.

 

 

Serdar: Yukarıdaki olayda Ayhan kendisini pilot olarak tanıtıyor.

Ayhan’ da özgüven eksikliği var.

Gündelik hayat ve birliktelikler böyle yürümez.

 

Kemal: Ben öz güven eksikliğimin nedenini  reddedilme kaygılarımda görüyorum.

“Mesela öz güven eksikliğim nedeniyle beraberlik kurmam gittikçe zorlaşıyor.

Örneğin evde eşimin dikkatinin dağınıklığı bende ret edilme korkusu yaratıyor.

Eşim beni reddediyor diye yorumluyorum!

Bunu sorun yaparım.

Oysa eşim ve/veya sevgilim yorgun olmasından dolayı bana karşı ilgisiz  olabilir”

 

Caner: Kendimizdeki öz güven eksikliğini fark etmeye odaklanmayı öğrendim.

Böylece başkalarının davranışlarını daha dikkatli yorumlamaya başladım.

Empati gösterince ılımlı ve mutlu ilişkiler yaşamaya başladım.

 

Serdar: Olayımızda Ayhan reddedilme korkusundan kendini pilot olarak tanıtıyor.

Sözün özü, yalancılar, palavracılar, narsistler de öz güven eksikliği görülür.

Reddedilme korkusundan palavralara ve yalanlara sarılırlar.

 

Kemal: Can da özgüven eksikliğinden kendini bekâr olarak tanıtıyor.

 

Caner: Geçmişte sürekli olarak reddedilirdim.  

Palavra ve Yalanlarımla artık daha az reddediliyorum.

Yeni ilişkiye girerken reddedilme korkum olmuyor!

Özgüven eksikliğim aklıma gelmiyor.

Eskiden sürekli özgüven eksikliği hissederdim.

Öylece kısır döngüye girerdim.

Reddedilme korkum körüklendi!

Ben de daha çok yalan ve palavra söylemeye başladım.

 

Caner: Artık başkalarının davranışlarını duygudaşlık kurmaya çalışıyorum.

Reddedilmiş olma korkusunun körüklediği saldırgan ve yıkıcı dürtüleri frenliyorum.

Böylece olumlu ilişkiler kurmaya başladım.

Akıllı Öfke' nin 10 Kanunu No.9

Birbirimizi Akıllıca Dinleyelim. 

Empati kuralım! 

Amaç kavga değildir. 

Öfkenin kök nedenini yakalayalım!

 

Can: Mutlu ilişkiler kurdukça, reddedilme korkum azaldı.

Öz güvenim sağlamlaştı.

 

Serdar: Anlayışlı ve destek veren eşimin yardımını da söylemeliyim

Eşim, zaman içinde benim, öz güven eksikliğini azalttı.

Akıllı Öfke' nin 10 Kanunu No.8

KAİZEN Uygulayalım!

Korkularımızı Unutalım.

Yaşam Değerlerimiz için yaşayalım!

 

Kemal: Düşük öz güven için doğrudan bir tedavi yöntemi olduğunu düşünmüyorum.

Serdar: Bu konuda herhangi bir çalışma bilmiyorum.

Düşük öz güven aşısı veya hapı ne yazık ki yok.

 

Caner: Kaliforniya Üniversitesi’nden Doçent Dr. Özlem Ayduk konuyu şöyle açıklıyor;(2)

 Dürtüsel davranışların dizginlenmesinin önemine dikkat çekmiştir.

“Kendilerini sevmeyen ve saygı duymayan özgüveni düşük insanlardan olmayın!

Düşük özgüvenliler, davranışlarıyla başkalarının kendilerini sevmelerini engellerler.

Onlara saygı duyulmasının önünü tıkarlar.

Bu da tam anlamıyla ‘kendim ettim, kendim buldum’ durumudur.”

 

Kemal: Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularından Anton Çehov’ un bir öyküsü var!

“Memurun Ölümü” isimli kısa bir öyküsü bu!

Yazar İvan Dimitriç Çerviakov!

 Korkak ve/veya aptal öfkeli biridir.

 

Çerviakov, bir tiyatro temsili sırasında aniden hapşırır.

Önünde oturan amirinin üzerine tükürüğünün bulaşmış olabileceğini düşünür.

İlk özrünün yeterince anlaşılmadığından kaygılanır.

 

Amirini bıktırıncaya kadar defalarca özür diler.

En sonunda korktuğu başına gelir:

Kovulur.

 

Evine döner, kanepeye uzanır ve üzüntüsünden ölür.

Çerviakov tipik bir özgüven eksikliği kurbanıdır.

 

Serdar: Neyse ki özgüven eksikliği Çerviakov’da olduğu gibi herkesi öldürmez ama süründürebilir.

Allah’ tan İnsanlar üzerinde aynı öldürücü etkiyi yaratmaz…

 

Caner: Şahsen öz güveni eksik insanlardan uzak dururum.

 Durduk yerde hem onu,  hem kendimi öfkelendirmenin önüne geçerim.

 

Can:  Öz güven eksikliğim yüzünden, başkalarının davranışlarını yanlış yorumladığım olmuştur.

Birtakım yanlış sonuçlara varıp, istenmeyen hadiseler yaşadım.

Bunlar günlük ilişkilerine zarar verdi.

Akıllı Öfke' nin 10 Kanunu No.5

Öfkeye Karşı Sünger Olmayalım.

Teflon Olalım.  Günde 10.000 karar hedefimiz Olsun.

 

Serdar: Özgüvensiz biri olarak, en hafif bir reddedilme durumunda bile aşırı tepki vermeye son verdim.

Artık uygunsuz davranışlar sergilemeyi bıraktım.

Akıllı Öfke' nin 10 Kanunu  No.10  

Çözüm odaklı iletişim kurulur. 

Ret edilemeyecek bir teklif yapılır. 

Sonuçta kazanan Akıllı öfkemiz olacaktır!

 

Önümde mutlu ve huzurlu bir yaşam beni bekliyor.

Devam edecek…

 (1) www. forum.shiftdelete.net/threads/iyi-yalancilarin-sahip-oldugu-18-ozellik.

(2) Reyhan Oksay New Scientist, 13 Eylül 2008; well.blogs.nytimes.com/2007/12/06/how-to-boost-your-wi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 367
Kayıt tarihi
: 10.10.11
 
 

Şükrü ÖZGÜR İ.T.Ü Metalürji mühendisliğinden mezun oldu. Kamu ve özel sektörde farklı pozisyonlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster