Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
818
 

Genel anlamda İslam dini

1 - GENEL ANLAMDA İSLÂM DİNİ

2. Bölüm :

Amacı; Tüm insanlık alemini başlangıçta (ruhların yaratılmasından önce yani evvelki zamanda) yani zaman öncesinde murat ettiği olgun sona götürmek için birey olarak yarattığı her bir insanın ahlak seviyesini yükselterek onu erginleştirip olgunlaştırmaktır. Kemal derecesindeki olgunluğa erişmesini sağlayarak onu bir sonraki aşamada yaşanacak olan ahret hayatına hazırlamaktır. (Elbette her işin doğrusunu Allah bilir.) Çünkü insanoğlu ruhlar aleminden yer yüzüne gönderilirken yer yüzünü Allah adına mamur etmekle görevli olduklarını, bu yüzden de kendilerine Allah’a ait olan akıl, ilim ve iradeden verildiği bilinciyle yer yüzünde yaşarlarken yaptıklarından ve yapıp edeceklerinden gelecekte sorumlu olup, imtihan edileceklerini bilerek yaşamaları Allah’ın nashı olan Kur-an’da belirtilmiştir.

Kur-an’da belitilen yol, “Sırat-ı Mustakim” olan Allah yoludur. Doğru olan da bu yoldur. Bu yol üzere yaşanmalıdır. Çünkü “Hiçbir mahlûkat ne boşuna yaratılmıştır. Ne de başı boş bırakılmıştır.” Bu nedenle de dünya hayatımız, gelecekteki ahret hayatımız için bir ön hazırlık hayatı olup, bizlerin erginleştirilip olgunlaştırılmamızı sağlamaya yönelik ömür boyu sürecek olan iyilikle – kötülük arasındaki farkın hep anlatılıp söylendiği tek dersli bir okuldur. Bizim için ders zili iki kere çalar. Bir başlangıçta bir de sonda.

Dersin konusu hayat. Hayatın başı sonu Allah’tır. Allah’ın insana nasihatı olan vahyi de dindir. Din de İslâm.

Allah’ın dini İslâm. / O da yaratılıştan beri tam. / Dinimi öğreten kitap, Kur-an. / Gidilecek yolun sonunda er – geç yine Mevlâ’m var. .

Din insan ruhunun sigortasıdır. İslâm’da geleceği, istikbalidir. Çünkü din, insanı ıslâh edici olan Allah lâfzından oluşan öğüttür, nasihatlerdir. Vahiydir, Kur-an’dır. Kur-an hayattır. Hayat candır, canlılıktır. Canlılık akıp giden hayatın sürekliliğidir. Hayatta süreklilik, Allah’ın verip- alma ilkesi içinde oluşup ilerleyen insanlığın gelişip olgunlaşmasını, olgunlaşıp kemale ermesini, erip geri Allah’a ulaşmasını sağlayan Allah kelamı, Allah lafzıdır.

Bu nedenle de dünyada olduğu gibi, yarın ahrette de son pişmanlıklar hiç kimseye hiçbir yararı faydası olmayacaktır. Keşkeler hiçbir işe yaramayacaktır.

Çünkü bütün alemlerde (dünya ve evrende) olduğu gibi, insanoğlu için de her şey Allah’ın yaratıp var etmesiyle başlar. İlmi kudret ve kuvvetiyle de geliştirilip olgunlaştırılır. Fıtri sözleşmeyle kulun kendisinden (ruhundan) zaman öncesindeki alemde istenilip arzu edilen (başlangıçtaki başa, geri dönüşteki) olgun sona, İlahi kaderdeki ilmi hüküm gereğince her insanın / her varlığın geri (aslına rücu etmeleri sağlanır.) Allah’a dönmesi sağlanır. (Varlıktan gelen ruhumuz varlığa , yokluktan gelen bedenimizde yokluk denilen toprağa geri döner. İşte o zaman da biz bu dünyada bir “HİÇ” oluruz.)

Dolayısıyla yaşadığımız bu dünya hayatı çok kısadır. Elbet bir gün bizimde sonumuz gelecektir. Kurduğumuz hayaller, gördüğümüz rüyalar gibi bize verilip tahsis edilen ömrümüzde bir gün gelip geçecektir.

İnsanların ilerde pişmanlık duymadan tedbir alıp doğru yaşamaları için din, onlara akledip fikrederek (düşünerek) okuyup ilim öğrenmelerini, öğrendikleri ilimle de düşünüp muhakeme etmelerini, ettikleri muhakemeyle de hür olarak doğru irade kullanmaları yönünde cüzi de olsa, hayatın her aşamasında akla danışıp doğru yaşamalarını emreder.

Bu nedenle İslâm dini her şeyden önce; akıl, fikir, ilim, irfan dinidir.

İşte bu yüzden dolayı da Allah, yarattığı her kuluna yaratılışı (fıtratı) gereği görev vermiş. Verdiği görev kadar sorumluluk yüklemiş. Verdiği görev ve sorumluluğun yerine getirilmesi içinde yaratıp var ettiği her kuluna ayrı ayrı yeteri kadar akıl vermiştir.

Kul için asıl olan verilen bu aklın, yerinde değerlendirilip yeterince doğru istikamette verimli ve iyi kullanılmasıdır. Çünkü insanoğlu yaptığı / yapacağı her işini akılla anlayıp kavradıktan sonra ancak yerine getirip, doğru yaşayabilir.

Demek ki, insanı insan yapan, onu diğer mahlukatlardan ayırtıp, farklı kılan, ona üstünlük sağlayarak şereflendirip onur kazandıran, bu taçlandırıp onu insan yapan , bu meziyete ait en büyük marifet, ona verilen akılda saklıdır.

İşte bu yüzden de aklı ve hürriyeti olmayana (akıl baliğ olmayana, hiç akıl verilmeyene) hiçbir zaman görev verilmez. Görev verilmeyenler sorumluluk taşımazlar. Sorumlu tutulmazlar. Sorumluluğu olmayan insanlar da hiçbir zaman kale alınmazlar. Kale alınmayanlar hiçbir zaman muhatap kabul edilmezler. O nedenle de bir insan için hayatta akıl her şeyden önce gelir. Çünkü tekamüle ermedeki olgunlaşmanın sırrı verilen akıl az (cüzi) da olsa yine de onda saklıdır.

Kuldan istenilen olgunlaşma için kula verilen akıl, bütün bunları yapmaya yeter. Yeter ki kul, Allah tarafından kendisine verilen aklı zamanında kullanıp yerli yerince değerlendirmesini bilip öğrenirse; önce içinde bulunduğu doğal hayatı sonra da ruhunun sigortası olan dinini ve diğer ilimleri anlamca zenginleştirerek erginleştirip olgunlaştırabilsin ki; akla, ilme ve mekan üzerinde akıp giden zamana uygun çözümler üreterek insanca yaşamasını öğrensin.

Demek ki, İslâm dini denilince; akıl ile idrak sahibi olmak, düşünüp muhakeme etmek, okuyup bilgi sahibi olmak, Güzel ahlak üzere yaşarken, çok çalışıp üretken olmak, ürettiğini paylaşmak, akıl yoluyla Allah’ı sevip, Hz. Muhammed’e uyup, ahret inancı, içerisinde kendini, ananı, babanı, kardeşlerini, çevreni, vatan ile milletini ve bunlara bağlı tüm değerlerini, insanlık alemi içerisindeki herkesi, her şeyi ile birlikte çok sevip görev ve sorumluluklarımızı bilip yerine getirerek O’nun gibi yaşamaya çalışmak gibi vs. şeyler aklımıza gelmelidir.

Kısacası Allah lâfzı olan vahyi, en iyi şekilde anlayıp, en doğru şekilde yaşamaya çalışmak anlaşılmalıdır.

O halde Allah’ın bizlerden istediği en önemli şeyler, tekamül yolunda ilerlerken aklı doğru kullanarak ilim, irfan sahibi olmak. Çok çalışıp, insanlığın yararına olan şeyleri sürekli üretip üretken olmak. Olgunlaşma yolunda en azından yaşadığımız çağa uygun yaşamak. Yaşarken yaşadığımız tüm değerleri yükseltmek. Bunları sağlarken özümüze, dilimize, dinimize, tüm kazanılmış milli değerlerimize sahip çıkmalıyız. Vatanımızı, bayrağımızı, milletimizi çok sevmeliyiz. Hepimiz birbirimizi adeta bir bedende hayat bulmuş bir can gibi sevip birlik beraberlik içinde yaşamaya çalışmalıyız ki; Dünyadaki bağımsız milletler arasında bizde itibarlı bir devletin onurlu vatandaşları olarak dik durup şerefle yaşayabilelim.

Aksi takdirde bağımsız olmayan bir milletin ne dini, ne inancı, ne de imanı olur.

Dinde, imanda, bağımsızlıkta; akılla elde edilip kazanılan ilimle olur. Bunların sürekliliği ile de geliştirilir. Korunup kollanır.

O halde hepimiz her şeyden önce bize verilen aklı, zaman içinde çok iyi kullanıp değerlendirmeliyiz. Değerlendirmek için de mutlaka herkesin okur yazar olması gerekir ki, tüm ülkemiz ve dünyamız aydınlansın. İnsanlar barış içinde sağlıklı yaşayıp mutlu olsunlar.

Okuyup ilim irfan sahibi olmaktan maksat, elbette tekamül yolunda ilerlerken erginleşip olgunlaşmaktır. Bunun için BEN’likten kurtularak hepimiz bir BİZ olmalıyız. BİZ’ler sonunda birbirimizi severek BİZ’den de kurtulup, BİR olmalıyız ki, HAKK yolcusu olup halka HAKK için hizmet edebilelim.

Dünyayı mamur ederek insan olup, insanca yaşamayı öğrenip bilelim.

İşte İslâm dininin asıl gayesi, asıl amacı budur. İnsanı, insan yapmak, erginleştirip, olgunlaştırarak kemale erdirmektir.

Kısacası yaratılıştaki kulluk sözleşmesine (fırtratına) uygun hale gelmesini sağlamaktır.

Allah için yaşayıp, Allah için ölmektir. (Yani kendini sevip, kendin için yaşarken, kendin gibi yaratılmışları da sevip, onların da kendin gibi yaşamalarını sağlamalısın.)

İşte asıl hayatın amacı, gayesi, bütünü budur.

Bunu böyle anlayıp, böyle yaşmazsak, gelecekte başka dine mensup diğer milletlerin oyuncağı oluruz.

İnşallah yarında (3. Bölüm olarak) İnsan ve insanın yaratılış sebebini açıklamaya çalışacağım.

Sevgi ve saygılarımla.

Cahit KARAÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 962
Kayıt tarihi
: 08.03.08
 
 

1953 Elbistan doğumluyum. Lise mezunuyum. Kamuda çalışıyorum. Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Ken..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster